İsrail ordusunun tahliye emriyle evlerini terk etmek zorunda kalan güney Lübnanlılar, şimdi İsrail'in bu bölgeleri kalıcı olarak işgal edeceğinden ya da işgal alanını daha da genişleteceğinden korkuyor. İsrail'in 2006 savaşından bu yana en büyük kara harekatını başlatmasıyla birlikte, binlerce sivil Lübnan'ın kuzeyine kaçtı. BM verilerine göre şimdiye kadar 1 milyondan fazla kişi yerinden edildi. Gözlemciler, İsrail'in sınır ötesi saldırılarını artırmasının ardından Hizbullah'la olası bir geniş çaplı savaşın kapıda olduğu uyarısında bulunuyor.
Tahliye Emirleri ve İşgal Korkusu
İsrail ordusu, Ekim ayı başında güney Lübnan'daki onlarca köy ve kasaba için tahliye uyarıları yayınladı. Bu uyarılar, Hizbullah'ın roket saldırılarına karşılık olarak başlatılan kara harekatının bir parçası. İsrail, hedefinin Hizbullah'ı Litani Nehri'nin kuzeyine püskürtmek ve kuzey İsrail'e yönelik tehditleri ortadan kaldırmak olduğunu açıkladı. Ancak yerel halk, İsrail'in bu fırsatı kalıcı bir işgal için kullanacağından endişeli. Lübnan ordusu, İsrail güçlerinin işgal ettikleri köylerde tahkimat yaptığını ve yeni askeri noktalar oluşturduğunu bildiriyor.
Bölge sakinleri, İsrail tanklarının sınır kasabalarına 5-10 kilometre kadar girdiğini ve çatışmaların şiddetlendiğini aktarıyor. Birçok aile, yanlarına sadece birkaç eşya alarak evlerini terk etti. Şu anda Beyrut'un güney banliyöleri ve kuzeydeki Trablus gibi şehirlerde geçici barınma merkezlerinde yaşıyorlar. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, Lübnan'daki insani durumun kritik olduğunu ve yardım çağrılarının yetersiz kaldığını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail'in Lübnan'daki operasyonları, bölgesel bir savaşa dönüşme riski taşıyor. Hizbullah, İsrail'in kara harekatına roket ve insansız hava araçlarıyla karşılık veriyor. İran destekli örgüt, savaşın Lübnan'ın güneyinde sıkışıp kalmayacağını, İsrail'in derinliklerini vurabileceğini ima ediyor. ABD, İsrail'in kendini savunma hakkını desteklerken, çatışmaların yayılmasını önlemek için diplomatik çabalar yürütüyor. Fransa, İsrail ve Lübnan arasında bir ateşkes anlaşması için arabuluculuk yapmaya çalışıyor, ancak şu ana kadar somut bir ilerleme kaydedilmedi.
BM Güvenlik Konseyi, 1701 sayılı kararıyla İsrail ve Lübnan arasındaki düşmanlıkların sona erdirilmesini ve Litani Nehri'nin güneyinde Hizbullah dışındaki silahlı grupların bulunmamasını öngörüyor. Ancak İsrail, Hizbullah'ın yeniden silahlanmasına izin verdiği gerekçesiyle bu kararı uygulanabilir bulmuyor. Lübnan hükümeti ise çatışmaları kınarken, Hizbullah'ı kontrol edemediğini söylüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in güney Lübnan'da işgal alanını genişletmesi, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki çıkarlarını doğrudan etkileyebilir. Bölge, Türkiye'nin enerji güvenliği ve deniz yetki alanları açısından stratejik öneme sahip. Ayrıca, Türkiye Lübnan'da Sünni toplumla ve Filistinli mültecilerle yakın ilişkilere sahip. İşgalin derinleşmesi, yeni bir mülteci akımına yol açabilir; bu durum Türkiye'nin zaten 3,6 milyon Suriyeli mülteciyi barındıran sınırlarını daha da zorlayabilir. Ankara, diplomatik kanallardan İsrail'i uyarırken, bölgesel istikrarın korunması için Lübnan'ın egemenliğinin savunulması gerektiğini vurguluyor.