İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump'ın yoğun diplomatik baskısı sonucu Lübnan'ın başkenti Beyrut'a yönelik büyük çaplı bir saldırı planını askıya aldı. Ancak Netanyahu, İsrail ordusunun Hizbullah hedeflerine yönelik hava saldırılarına devam edeceğini açıkladı. Bu açıklama, bölgede tansiyonun düşmek yerine yeni bir aşamaya geçtiğini gösteriyor. İsrail'in Güney Lübnan'a düzenlediği son hava saldırıları, Hizbullah'ın altyapısını hedef alırken, sivil kayıplara yol açtığı bildiriliyor. Saldırılarda en az 15 kişinin hayatını kaybettiği, 50'den fazla kişinin yaralandığı belirtiliyor. Olay, İsrail-Filistin çatışmasının kuzey cephesinde yeni bir kırılma noktası yaratırken, uluslararası toplumdan endişe yükseliyor.
Trump'ın Devreye Girmesiyle Beyrut Kurtuldu
ABD Başkanı Trump'ın, Netanyahu'yu arayarak Beyrut'a yönelik geniş çaplı bir operasyonun bölgesel savaş riskini artıracağı ve ABD'nin İran'la sürdürdüğü nükleer müzakereleri tehlikeye atacağı uyarısında bulunduğu öğrenildi. Netanyahu yönetimi, başlangıçta Hizbullah'ın İsrail'in kuzeyindeki yerleşim yerlerine düzenlediği roket saldırılarına misilleme olarak Beyrut'un güney banliyölerini vurmayı planlıyordu. Ancak Trump'ın devreye girmesiyle bu plan rafa kalktı. Buna karşın Netanyahu, güvenlik kabinesinde yaptığı konuşmada, Hizbullah'ı hedef alan askeri operasyonların süreceğini ve Lübnan'ın güneyindeki militan mevzilerinin imha edileceğini söyledi. İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant da Hizbullah'a yönelik saldırıların 'yeni bir aşamaya' girdiğini belirtti.
Bölgesel Yansımalar ve İran'la Barış Süreci
İsrail'in Hizbullah'a yönelik taahhüdü, İran'la yürütülen barış görüşmelerini doğrudan tehdit ediyor. Tahran yönetimi, Hizbullah'ı Lübnan'daki en önemli vekil gücü olarak destekliyor. İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, İsrail'in Güney Lübnan'a düzenlediği saldırıları kınayarak, 'Bölgede ateşkes sağlanması için İran'ın şartlarından birinin, Hizbullah'a yönelik tüm saldırıların durdurulması olduğunu' açıkladı. Bu durum, ABD'nin arabuluculuk yaptığı İran-İsrail dolaylı görüşmelerini çıkmaza sokma potansiyeli taşıyor. Uzmanlar, Netanyahu'nun askeri operasyonları sürdürme kararının, Trump'ın barış girişimlerine rağmen kendi siyasi çıkarlarına odaklandığını gösterdiğini savunuyor. Öte yandan, Birleşmiş Milletler, çatışmaların durdurulması için acil bir toplantı çağrısında bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji çıkarları ve Lübnan'daki insani durum açısından kritik öneme sahiptir. Türkiye, uzun süredir Lübnan'daki siyasi istikrarı desteklemekte ve ülkedeki Türkmen toplumuyla yakın ilişkilerini sürdürmektedir. İsrail-Hizbullah çatışmasının tırmanması, Lübnan'a yeni bir mülteci dalgası yaratabilir ve bu da Türkiye'nin zaten ağır olan göç yükünü artırabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Katar ve İran'la olan dengeli ilişkileri, bu çatışmada arabuluculuk yapma potansiyelini gündeme getirebilir. Ankara'nın, bölgesel barışı koruma çabaları kapsamında hem İsrail hem de Hizbullah'ı sükunete davet etmesi beklenir. Ancak ABD'nin öncülük ettiği süreçte Türkiye'nin doğrudan bir rol alması şimdilik olası görünmemektedir.