İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), Suriye'nin güneyindeki Kuneytire ilinde Pazar günü yeni bir işgal girişimi başlatarak, sivil araçlarda ve yayalarda arama yapmak üzere geçici bir kontrol noktası kurdu. Suriye resmi haber ajansı SANA'nın aktardığı bilgiye göre, üç İsrail askeri aracından oluşan bir devriye, bölgeye girerek yerel halkın geçişini engelledi ve kimlik kontrolü yaptı. Bu gelişme, 1974'te imzalanan Kuvvetlerin Çekilmesi Anlaşması'na rağmen İsrail'in bölgedeki varlığını sürdürdüğü ve zaman zaman ihlaller yaptığı yönündeki iddiaları yeniden gündeme getirdi. Kuneytire, İsrail'in Golan Tepeleri'ni işgal ettiği bölgenin hemen karşısında yer alan, stratejik öneme sahip bir sınır ili olarak biliniyor.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail, 1967'deki Altı Gün Savaşı sırasında Golan Tepeleri'ni işgal etmiş ve 1981'de tek taraflı olarak ilhak etmiştir. Ancak uluslararası toplum bu ilhakı tanımamaktadır. 1974'te imzalanan Kuvvetlerin Çekilmesi Anlaşması ile İsrail ile Suriye arasında Birleşmiş Milletler (BM) gözetiminde bir ateşkes hattı oluşturulmuş ve UNDOF (BM Ateşkes Gözlemci Gücü) bölgede konuşlandırılmıştır. Buna rağmen, İsrail zaman zaman sınır ötesi operasyonlar düzenlemekte ve özellikle İran'ın Suriye'deki askeri varlığını hedef almaktadır. Son yıllarda İsrail, Suriye'deki İran destekli milis gruplara yönelik hava saldırıları gerçekleştiriyor ve bu saldırıların bir kısmı Kuneytire bölgesinde yoğunlaşıyor.
Pazar günkü olay, İsrail'in kara kuvvetleriyle bölgeye girdiği nadir anlardan biri olarak kayıtlara geçti. SANA'nın haberine göre, İsrail askerleri kontrol noktasında sivilleri durdurup kimlik kontrolü yaparken, araçları da aradı. Bu tür uygulamaların uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve sivillerin günlük yaşamını olumsuz etkilediğini belirten yerel kaynaklar, İsrail'in bölgedeki provokasyonlarının arttığına dikkat çekiyor. Özellikle 2011'de başlayan iç savaştan bu yana Kuneytire, muhalif gruplar ile Suriye ordusu arasında çatışmalara sahne olmuş, bölge büyük ölçüde harap olmuştur. Son dönemde Suriye hükümetinin kontrolünü yeniden sağladığı bölgede, İsrail'in bu tür girişimleri, iki ülke arasındaki gerilimi artırmaktadır.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail'in Kuneytire'deki bu son hamlesi, sadece Suriye ile ilişkileri değil, aynı zamanda bölgedeki dengeleri de etkileme potansiyeline sahiptir. İsrail, İran'ın Suriye'de artan nüfuzunu kendi güvenliği için bir tehdit olarak gördüğünü sık sık dile getiriyor. Bu çerçevede, İsrail'in bölgedeki askeri hareketliliği, İran ile doğrudan bir çatışma riskini de beraberinde getiriyor. Öte yandan, Rusya'nın Suriye'deki askeri varlığı, İsrail ve Rusya arasında belirli bir koordinasyonu zorunlu kılıyor. Moskova ile Tel Aviv arasında yapılan anlaşmalar gereği, İsrail'in Suriye'deki operasyonları Rusya'ya önceden bildiriliyor ve bu sayede iki ülke arasında bir çatışma yaşanmıyor. Bu durum, İsrail'in hareket alanını genişletiyor.
Birleşmiş Milletler ise İsrail'in bu tür girişimlerini kınayan açıklamalar yapıyor. BM Genel Sekreteri'nin sözcüsü, ateşkes ihlallerinin bölgede istikrarı bozduğunu ve tarafları itidal davet ettiğini belirtiyor. Ancak bu kınamaların pratikte bir yaptırım gücü bulunmuyor. Öte yandan, Arap Birliği ve birçok İslam ülkesi, İsrail'in Suriye topraklarına yönelik her türlü ihlalini kınıyor. Bu tür olaylar, İsrail ile Arap dünyası arasındaki normalleşme sürecini de zedeleyebiliyor. Son dönemde birkaç Arap ülkesiyle ilişkilerini normalleştiren İsrail'in, bu hamlelerinin bölgesel güvenlik algısını olumsuz etkilediği yorumları yapılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması gerektiğini sürekli vurgulamaktadır. İsrail'in Kuneytire'deki bu tür işgal girişimleri, Suriye'nin egemenliğine yönelik bir ihlal olarak değerlendirilmekte ve Ankara tarafından da kınanmaktadır. Türkiye, özellikle son dönemde Suriye ile normalleşme sürecini yürütürken, İsrail'in bölgedeki faaliyetleri bu süreci olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, bölgedeki istikrarsızlık, Türkiye'nin sınır güvenliğini de yakından ilgilendirmektedir. Türkiye, Birleşmiş Milletler nezdinde yapılan açıklamalarda İsrail'in uluslararası hukuku ihlal eden tutumunu eleştirmekte ve bu tür eylemlerin bölgesel çatışmaları derinleştireceğine dikkat çekmektedir.