İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırıları, sadece Hamas'ın askeri kanadını değil, aynı zamanda sivil yönetim yapılarını da hedef alıyor. Uzmanlar, bu stratejinin Gazze'de ateşkes ihtimalini baltalamak ve bölgede kalıcı bir kaos ortamı yaratmak için tasarlandığını belirtiyor. Son aylarda İsrail ordusu, belediye başkanlarından su ve elektrik idaresi yöneticilerine kadar çok sayıda sivil yetkiliyi hedef alan saldırılar düzenledi. Bu saldırılar, Gazze'nin savaş sonrası dönemde yönetilebilir bir yapıya kavuşmasını engellemeye yönelik bir stratejinin parçası olarak değerlendiriliyor.
Hedefte sivil yönetim var
İsrail'in son haftalarda Gazze Şeridi'nde düzenlediği hava saldırılarında, yerel yönetimlerde görev yapan en az 12 sivil yetkili hayatını kaybetti. Bunlar arasında Gazze Belediyesi Su İşleri Müdürü, Refah Belediyesi İmar Müdürü ve çeşitli bölgelerdeki hizmet birimlerinin yöneticileri bulunuyor. Uzmanlara göre, bu kişilerin hedef alınmasının amacı, Gazze'nin savaş sonrası dönemde yeniden inşası ve yönetimi için gerekli olan insan kaynağını yok etmek.
Tel Aviv merkezli güvenlik analisti Dr. Yossi Kuperwasser, "İsrail, Hamas'ın askeri gücünü zayıflatmanın ötesinde, Gazze'nin sivil yönetimini de çökerterek bölgede herhangi bir istikrarlı yönetim yapısının oluşmasını engellemek istiyor" diyor. Kuperwasser'e göre, bu strateji uzun vadede bir 'kaos döngüsü' yaratmayı hedefliyor. "Eğer Gazze'deki sivil yapılar tamamen çökerse, bölgeyi yönetecek kimse kalmaz. Bu da ateşkes müzakerelerini anlamsız kılar ve İsrail'in istediği gibi sürekli askeri operasyon yapmasına olanak tanır" ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail'in bu stratejisi, uluslararası toplumda geniş yankı uyandırıyor. Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), sivil yöneticilere yönelik saldırıların uluslararası insancıl hukukun ihlali olduğunu belirtti. Mısır ve Katar, Gazze'deki sivil yönetim yapılarının korunması çağrısında bulunurken, ABD yönetimi ise konuyla ilgili resmi bir açıklama yapmaktan kaçınıyor.
Bölge uzmanları, Gazze'deki sivil yönetimin çökmesinin sadece Filistinlileri değil, tüm bölgeyi etkileyeceğini savunuyor. Orta Doğu Stratejik Araştırmalar Merkezi'nden (MERSC) Dr. Hani al-Masri, "Gazze'de bir yönetim boşluğu oluşması, silahlı grupların yeniden güçlenmesine ve bölgesel istikrarsızlığın artmasına yol açabilir" uyarısında bulunuyor. Ayrıca, bu durumun İsrail-Filistin çatışmasının çözümüne yönelik iki devletli çözüm ihtimalini daha da zora soktuğu ifade ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'de sivil yönetimin hedef alınması, Türkiye'nin bölgedeki insani yardım çabalarını ve yeniden inşa projelerini doğrudan etkileme potansiyeli taşıyor. Türkiye, uzun süredir Gazze'de altyapı, sağlık ve eğitim alanlarında önemli yatırımlar yapıyor. Sivil yöneticilerin öldürülmesi, bu yatırımların sürdürülebilirliğini tehlikeye atıyor. Ayrıca, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği siyasi destek göz önüne alındığında, bu gelişmeler Ankara'nın bölgedeki nüfuzunu ve arabuluculuk rolünü zayıflatabilir. Türk dış politikası açısından, Gazze'de istikrarsızlığın derinleşmesi, bölgesel güvenlik tehditlerini artırarak Türkiye'nin sınır güvenliğine de dolaylı etkiler yapabilir.