İsrail'in Gazze'ye yönelik başlattığı askeri operasyonlar üçüncü yılına girerken, bölgede ekonomi, eğitim, sağlık, altyapı ve kamu hizmetleri büyük ölçüde çöktü. Birleşmiş Milletler ve uluslararası kuruluşların raporlarına göre, Gazze'nin yeniden inşası on yıllar alacak ve yaşam koşulları her geçen gün daha da kötüleşiyor. Savaş, sadece fiziksel yapıları değil, aynı zamanda toplumsal dokuyu ve insan hayatını da derinden sarstı. İşte üç yılın bilançosu.
Savaşın Yıktığı Hayat: Ekonomi, Eğitim, Sağlık
İsrail'in 2023 yılında başlayan ve aralıklarla devam eden saldırıları, Gazze Şeridi'nde ekonomik faaliyetleri neredeyse tamamen durma noktasına getirdi. Dünya Bankası'nın tahminlerine göre, Gazze'de işsizlik oranı %80'i aşmış durumda. Tarım alanları tahrip edildi, balıkçılık yapılamaz hale geldi, sanayi tesisleri bombalandı. Ticaret yolları kapalı, sınır geçişleri son derece kısıtlı. Halkın büyük bölümü insani yardımlarla hayatta kalmaya çalışıyor. Elektrik kesintileri günün büyük bölümünde yaşanıyor, temiz suya erişim yok denecek kadar az. Kanalizasyon sistemleri çökmüş durumda, bu da salgın hastalık riskini artırıyor.
Eğitim sistemi adeta yok oldu. Okulların çoğu ya bombalandı ya da sığınak olarak kullanıldığı için eğitim yapılamaz hale geldi. UNICEF'e göre, yüz binlerce çocuk bir yıldan fazla süredir okula gidemiyor. Öğretmenler de yerinden edilmiş durumda, müfredat kesintiye uğradı. Uzaktan eğitim altyapısı ise elektrik ve internet kesintileri nedeniyle işlevsiz. Bu durum, bir neslin eğitimden mahrum kalması anlamına geliyor ve uzun vadede toplumsal kalkınmayı tehdit ediyor.
Sağlık hizmetleri ise tam anlamıyla felç olmuş durumda. Hastanelerin büyük kısmı ya hasar gördü ya da yakıt ve tıbbi malzeme yokluğundan çalışamıyor. Dünya Sağlık Örgütü, Gazze'deki hastanelerin sadece küçük bir kısmının kısmen hizmet verebildiğini bildiriyor. Yaralıların tedavisi için gereken ilaçlar, ameliyat malzemeleri ve kan stokları tükenmiş durumda. Kronik hastalar ilaç bulamıyor, diyaliz hastaları hayatını kaybediyor. Binlerce kişi yaralı ve sakat kaldı, rehabilitasyon hizmetleri ise mevcut değil. Ruh sağlığı sorunları had safhada; özellikle çocuklarda travma sonrası stres bozukluğu yaygın.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Gazze'deki yıkım, sadece Filistinlileri değil, tüm Ortadoğu'yu etkiliyor. İsrail'in askeri operasyonları, bölgede tansiyonu yükseltti; Lübnan, Suriye ve Yemen'deki gruplarla çatışmalar arttı. Kızıldeniz'deki ticaret yolları güvenlik riski nedeniyle sekteye uğradı, küresel enerji fiyatları dalgalandı. Uluslararası toplum, ateşkes çağrıları yapmasına rağmen kalıcı bir çözüm sağlanamadı. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda ve Güvenlik Konseyi'nde sert tartışmalar yaşandı, ancak veto nedeniyle etkili kararlar alınamadı. İsrail, kendini savunma hakkını kullandığını savunurken, insan hakları örgütleri ve birçok ülke İsrail'i savaş suçu işlemekle suçluyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi, Gazze'de işlenen olası suçlarla ilgili soruşturma başlattı. Bu durum, İsrail'in uluslararası meşruiyetini zedeledi ve birçok ülke İsrail'e yönelik yaptırımları artırdı.
İnsani kriz, küresel kamuoyunu da derinden etkiledi. Dünya genelinde milyonlarca insan Filistin'e destek için sokaklara döküldü. Üniversitelerde protestolar düzenlendi, bazı ülkeler İsrail ile ilişkilerini gözden geçirdi. Ancak buna rağmen savaşın durdurulması ve insani yardımların kesintisiz ulaştırılması mümkün olmadı. Mısır ve Katar gibi arabulucular çeşitli anlaşmalar denedi, fakat kalıcı ateşkes sağlanamadı. Gazze'deki yıkımın boyutu, bölgede yeni bir mülteci dalgası yaratma riski taşıyor. Mısır, sınırını kapalı tutarak bu riski yönetmeye çalışıyor. Ürdün ve Lübnan da artan istikrarsızlıktan endişeli.
Ekonomik açıdan bakıldığında, Gazze'nin yeniden inşası için gereken maliyetin 50 milyar doları aştığı tahmin ediliyor. Altyapı, konut, hastane, okul ve fabrikaların yeniden yapılması gerekiyor. Ancak İsrail'in ablukası ve devam eden güvenlik endişeleri nedeniyle uluslararası yardımlar etkin şekilde ulaştırılamıyor. Bu da halkın çilesini artırıyor. Uzmanlar, Gazze'nin 1948'den bu yana en büyük yıkımı yaşadığını ve nesiller boyu sürecek bir travmanın oluştuğunu belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki insani krize en başından itibaren güçlü tepki verdi; İsrail ile ticaretini kısıtladı, Gazze'ye yardım gönderdi ve uluslararası platformlarda Filistin'in yanında yer aldı. Ancak savaşın uzaması, Türkiye'nin bölgesel güvenlik ve ekonomi politikalarını zorluyor. Savaşın yol açtığı istikrarsızlık, Doğu Akdeniz'de enerji projelerini ve ticaret yollarını tehdit ediyor. Türkiye, ateşkes ve iki devletli çözüm için diplomatik çabalarını sürdürürken, insani yardımların kesintisiz ulaştırılması için çalışıyor. Bölgede kalıcı barış, Türkiye'nin güvenliği ve refahı için hayati önem taşıyor.