Birleşmiş Milletler (BM) İşgal Altındaki Filistin Toprakları'nda İnsan Hakları Durumu Özel Raportörü Francesca Albanese, Avrupa Birliği'ni (AB) insan hakları savunucularını ve uluslararası mahkeme yargıçlarını ABD yaptırımlarına karşı korumaya çağıran bir dilekçeye destek verdi. Albanese, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Filistin halkının haklarını savunan hukukçuların ve Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) yetkililerinin cezalandırılmasının uluslararası hukukun temellerini sarstığını vurguladı. Dilekçe, AB'nin yaptırım tehdidi altındaki kişi ve kurumlara diplomatik ve hukuki destek sağlamasını talep ediyor. Bu girişim, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin ICC yetkililerine yönelik yaptırım kararı ve İsrail yanlısı grupların baskıları sonrası gündeme geldi.
Gelişmenin Arka Planı
ABD, 2020 yılında ICC Başsavcısı Fatou Bensouda ve diğer üst düzey mahkeme çalışanlarına vize kısıtlaması ve mal varlığı dondurma gibi yaptırımlar uygulamış; bu yaptırımlar 2021'de Biden yönetimi tarafından kaldırılsa da hukuki belirsizlik sürüyor. Özellikle ICC'nin Batı Şeria ve Gazze'de işlenen savaş suçlarına ilişkin soruşturması, ABD ve İsrail tarafından şiddetle eleştiriliyor. Albanese, BM İnsan Hakları Konseyi tarafından 2022'de atanmış bir bağımsız uzman olarak, İsrail'in Filistinlilere yönelik ayrımcı uygulamalarını belgeleyen raporlarıyla tanınıyor. Dilekçe kampanyası, İsrail-Filistin çatışmasında adalet arayan sivil toplum kuruluşları ve akademisyenler tarafından destekleniyor. İmzacılar, AB'nin kendi değerleriyle çelişen bu baskılara karşı durması gerektiğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Avrupa Birliği, insan hakları ve uluslararası hukukun korunması konusunda söylemde güçlü bir duruş sergilese de, İsrail-Filistin meselesinde üye ülkeler arasında bölünmüş durumda. Almanya ve Macaristan gibi ülkeler İsrail'e açık destek verirken, İrlanda, Belçika ve İspanya Filistin haklarını daha fazla savunuyor. AB dış politikası, bu nedenle tutarlı bir çizgi izlemekte zorlanıyor. ABD yaptırımları ise sadece ICC'yi değil, aynı zamanda insan hakları savunuculuğu yapan STK'ları da hedef alıyor. Al-Hak hak grubu ve B'Tselem gibi İsrail insan hakları örgütleri, ABD'den fon alamaz hale gelmişti. Bu durum, Filistinlilerin uluslararası hukuk önünde hak arama çabalarını zayıflatıyor. Albanese'nin çağrısı, aslında uluslararası toplumun vicdanını harekete geçirmeyi amaçlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasını uzun yıllardır diplomatik olarak desteklemekte ve İsrail'in uluslararası hukuk ihlallerini kınamaktadır. ABD'nin ICC yargıçlarına yönelik yaptırım tehditleri, uluslararası ceza hukukunun işleyişini baltalarken, Türkiye'nin de taraf olduğu Roma Statüsü'nün ruhuna aykırıdır. Albanese dilekçesinin AB nezdinde ses getirmesi, Türkiye'nin Filistin konusundaki pozisyonunu güçlendirebilir. Ancak Türkiye'nin AB ile ilişkilerindeki gerilimler ve İsrail ile son dönemdeki normalleşme adımları, Ankara'nın bu konuda daha dengeli bir yaklaşım benimsemesine neden olmaktadır. Yine de, Filistin'de insan haklarının korunmasına yönelik uluslararası çabaların artması, Türkiye'nin diplomatik manevra alanını genişletebilir.