İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyinde yer alan tarihi Beaufort Kalesi'ni ele geçirdiğini duyurdu. Orta Çağ'dan kalma stratejik tepe üzerindeki kaleye İsrail bayrağı çekilirken, bu hamle bölgedeki gerilimi yeniden tırmandırdı. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), söz konusu kalenin Hizbullah tarafından uzun yıllardır gözlem ve saldırı noktası olarak kullanıldığını belirtti. Beaufort Kalesi, Litani Nehri vadisine hâkim konumuyla güney Lübnan'ın en önemli askeri noktalarından biri olarak kabul ediliyor.
Gelişmenin arka planı
İsrail'in bu hamlesi, son haftalarda Lübnan sınırında artan çatışmaların bir parçası olarak değerlendiriliyor. IDF, Hizbullah'ın sınıra yakın bölgelerdeki mevzilerine yönelik kara operasyonlarını yoğunlaştırmış durumda. Beaufort Kalesi'nin ele geçirilmesi, İsrail'in güvenlik kaygıları ve Hizbullah'ın roket atışlarını engelleme stratejisiyle ilişkilendiriliyor. Kale, 2000 yılında İsrail'in güney Lübnan'dan çekilmesine kadar İsrail ordusu ve Güney Lübnan Ordusu tarafından kontrol ediliyordu. O tarihten sonra bölge Hizbullah'ın denetimine geçmişti.
Beyrut yönetimi ve Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Gücü (UNIFIL), İsrail'in bu adımını kınadı. Lübnan Başbakanı, İsrail'in egemenlik ihlali yaptığını ve uluslararası hukuku çiğnediğini savundu. UNIFIL ise tarafları ateşkese çağırarak gerilimin düşürülmesi için arabuluculuk çabalarını sürdürüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Beaufort Kalesi'nin ele geçirilmesi, sadece askeri bir hamle olmanın ötesinde sembolik bir anlam taşıyor. Haçlı Seferleri döneminden kalma bu yapı, bölgede güç dengelerini temsil ediyor. İsrail'in bayrak dikmesi, Lübnan'da ve Arap kamuoyunda sert tepkilere yol açtı. Körfez ülkeleri ve Mısır da dahil olmak üzere birçok Arap devleti İsrail'i kınadı. ABD ise İsrail'in meşru müdafaa hakkını tanıdığını ancak tansiyonun düşürülmesi gerektiğini vurguladı. İran, Hizbullah'a desteğini yineleyerek İsrail'e karşı her türlü direnişin meşru olduğunu açıkladı.
Bu gelişme, İsrail-Lübnan arasında 2006 savaşından bu yana en ciddi çatışma potansiyelini taşıyor. BM Güvenlik Konseyi'nin 1701 sayılı kararına rağmen, Hizbullah'ın güney Lübnan'daki varlığı ve İsrail'in hava saldırıları devam ediyor. Bölgesel bir savaş riski artarken, uluslararası toplum diplomatik çözüm için baskı yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne verdiği destekle biliniyor. İsrail'in Beaufort Kalesi'ni ele geçirmesi, Doğu Akdeniz'deki güç dengelerini etkileyebilir. Türkiye, bölgede istikrarsızlığın artmasından endişe duyuyor; zira Lübnan'daki çatışma, Suriye ve Filistin'deki krizlerle birleşerek Türkiye'nin güney sınırlarına yeni bir güvenlik tehdidi oluşturabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji ve deniz yetki alanları politikaları açısından Lübnan'la işbirliği önem taşıyor. Bu nedenle Ankara, tarafları itidal ve diyaloğa çağırarak BM nezdinde girişimlerde bulunabilir.