İsrail hükümeti, işgal altındaki Batı Şeria'nın kuzeyini güneyinden ayıracak ve Filistinlilerin toprak bütünlüğünü fiilen ortadan kaldıracak tartışmalı 'E1' planını hayata geçirmeye hazırlanıyor. Planın onaylanması halinde, Doğu Kudüs ile Maale Adumim yerleşimi arasında yer alan stratejik bölgede binlerce yeni konut inşa edilmesi öngörülüyor. Uzmanlar, bu adımın iki devletli çözümün sonunu getirebileceği ve bölgedeki gerilimi tırmandırabileceği konusunda uyarıyor.
E1 planı nedir?
E1 (East 1) planı, İsrail'in 1990'lardan bu yana üzerinde çalıştığı, Doğu Kudüs ile Maale Adumim yerleşimini birbirine bağlayan bölgeyi kapsayan bir yerleşim projesidir. Plan, yaklaşık 12 kilometrekarelik bir alanı kapsıyor ve burada yaklaşık 3.500 konut ile çeşitli ticari ve kamu binalarının inşa edilmesini öngörüyor. Proje hayata geçtiğinde, Batı Şeria'nın kuzeyi ve güneyi arasındaki bağlantı tamamen kopacak ve Filistinlilerin Doğu Kudüs'e erişimi daha da kısıtlanacak. Bu durum, Filistinlilerin aralıksız bir toprak parçası üzerinde bağımsız bir devlet kurma ihtimalini neredeyse imkânsız hale getiriyor.
İsrail tarafı planın 'Büyük Kudüs'ün bir parçası olarak görülen Maale Adumim'in gelişimi için şart olduğunu savunuyor. Ancak Filistin Yönetimi ve uluslararası toplum, E1'i iki devletli çözümün en büyük tehditlerinden biri olarak değerlendiriyor. Birleşmiş Milletler, planın uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve bölgede barış sürecini baltaladığını defalarca dile getirdi. ABD yönetimi ise önceki dönemlerde plana karşı çıkmış, ancak son yıllarda İsrail'in yerleşim politikalarına yönelik tutumunda gözle görülür bir yumuşama yaşanmıştı.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun koalisyon hükümeti, yerleşimci grupların baskısıyla E1 planını hızlandırmaya çalışıyor. İsrail medyasına yansıyan haberlere göre, planın ilk aşaması olan imar ve altyapı çalışmaları için ihale süreci başlatıldı. Bu gelişme, İsrail ile Filistin arasındaki gerginliğin arttığı bir dönemde daha da dikkat çekiyor. Özellikle Gazze'deki savaş ve Batı Şeria'daki askeri operasyonlar, bölgedeki insani krizi derinleştirirken, E1 planının uygulanması yeni bir çatışma dalgasını tetikleyebilir.
Uluslararası tepkiler ve bölgesel yansımaları
E1 planı, sadece Filistinlilerin değil, Ürdün, Mısır ve diğer Arap ülkelerinin de sert tepkisine yol açıyor. Özellikle Ürdün, Batı Şeria'daki gelişmeleri kendi ulusal güvenliği açısından kritik görüyor. Amman yönetimi, E1'in Filistin devletinin kurulmasını imkânsız hale getireceğini ve bunun bölgede radikalleşmeyi artıracağını belirtiyor. Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı da planı kınayan ortak açıklamalar yayımladı.
Avrupa Birliği ise İsrail'e yönelik yaptırım çağrılarını güçlendiriyor. Bazı Avrupa ülkeleri, E1'in uygulanması halinde İsrail'le ticari anlaşmaların gözden geçirilebileceği sinyalini verdi. Ancak İsrail, uluslararası eleştirilere rağmen yerleşim politikalarını sürdürme kararlılığı gösteriyor. ABD'nin tutumu ise belirleyici olmaya devam ediyor. Biden yönetimi, yerleşimlere ilişkin geleneksel eleştirel tutumunu sürdürmekle birlikte, İsrail'in güvenlik endişelerini de göz önünde bulunduruyor.
Uzmanlar, E1 planının hayata geçirilmesi durumunda Batı Şeria'nın coğrafi olarak parçalanacağını ve Filistin Yönetimi'nin etkinliğini tamamen yitireceğini ifade ediyor. Bu durum, İsrail ile Filistin arasında kalıcı bir barışın önünü kapatırken, bölgede yeni bir intifada riskini de beraberinde getirebilir. Ayrıca, planın uygulanması, İsrail'in uluslararası alanda daha da yalnızlaşmasına ve Güney Afrika'daki apartheid rejimiyle karşılaştırılmasına yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği geleneksel destek çerçevesinde E1 planına karşı çıkıyor. Ankara yönetimi, işgal altındaki topraklarda tek taraflı adımların barış sürecini baltaladığını ve uluslararası hukuku ihlal ettiğini vurguluyor. Filistinlilerin haklarını savunmak, Türkiye'nin hem iç kamuoyu hem de İslam dünyası nezdindeki meşruiyetini güçlendiriyor. E1'in uygulanması halinde Türkiye'nin bölgesel nüfuzunu kullanarak Filistin Yönetimi'ne diplomatik ve ekonomik destek sağlaması beklenir. Ayrıca, bu gelişme, Türkiye-İsrail ilişkilerinde yeniden gerginliğe yol açabilir ve Doğu Akdeniz'deki enerji iş birliği gibi alanları olumsuz etkileyebilir. Bölgesel istikrar açısından E1, Türkiye'nin çıkarlarına doğrudan aykırıdır.