İsrail yönetimi, Çarşamba günü işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil (Hebron) kentinde bir Yahudi dini okulu (yeshiva) inşasına onay verdi. Anadolu Ajansı’nın aktardığına göre, bu karar İsrail’in Salı günü Filistin Yönetimi’nin bazı yetkilerini iptal etme duyurusunun ardından geldi ve bölgede eşi benzeri görülmemiş bir uygulama olarak değerlendiriliyor. İsrail’in söz konusu hamlesi, uluslararası hukuka aykırı yerleşim faaliyetlerini daha da genişletirken, 1967’den bu yana süren işgal altındaki topraklarda Yahudi varlığını güçlendirme çabası olarak yorumlanıyor. El Halil, Kudüs’ün güneyinde yer alan ve hem Yahudiler hem de Müslümanlar için dini öneme sahip bir kent. Kentte yaklaşık 200 bin Filistinli yaşarken, birkaç yüz Yahudi yerleşimci de sıkı güvenlik önlemleri altında bölgede ikamet ediyor.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail Savunma Bakanlığı’na bağlı Sivil Yönetim Birimi’nin aldığı karar, H2 olarak bilinen ve İsrail kontrolündeki El Halil’in tarihi merkezinde bir yeshiva inşasını öngörüyor. Karar, İsrail’in daha önce benzeri görülmemiş bir şekilde Filistin Yönetimi’nin yetkilerini sınırlandırma hamlesinin ilk somut adımı olarak nitelendiriliyor. Salı günü İsrail Güvenlik Kabinesi, Filistin Yönetimi’nin Batı Şeria’daki bazı yetkilerini iptal etme kararı almıştı. Bu karar kapsamında, Filistin topraklarında yeni yapılaşma projelerine onay verme yetkisi de dahil olmak üzere çeşitli sivil yetkiler İsrail’e devrediliyor. Uzmanlar, bu adımın Oslo Anlaşmaları’nın ruhuna aykırı olduğunu ve iki devletli çözümün temelini daha da zayıflattığını belirtiyor. El Halil’deki yeshiva projesi, bölgede yaklaşık 20 dönümlük bir alanı kapsayacak ve içerisinde dini eğitim tesisleri, lojman ve ibadethane bulunacak. İsrail merkezli insan hakları örgütü B’Tselem, kararı "işgalin kurumsallaştırılması" olarak nitelendirirken, Filistin Dışişleri Bakanlığı ise "etnik temizlik girişimi" ifadesini kullandı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, uluslararası toplumun İsrail’e yönelik artan eleştirilerine rağmen yaşanıyor. Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve ABD yönetimi, daha önce yaptıkları açıklamalarda yerleşim faaliyetlerinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve iki devletli çözümü engellediğini vurgulamıştı. Ancak İsrail, özellikle 7 Ekim 2023’teki Hamas saldırıları sonrası oluşan güvenlik ortamında, yerleşim politikalarını daha da sertleştirmiş durumda. Batı Şeria’da 2023’ten bu yana yerleşimci şiddetinde belirgin bir artış yaşanırken, İsrail ordusunun bölgedeki operasyonları da yoğunlaştı. El Halil özelinde, 1994’te bir Yahudi yerleşimcinin 29 Filistinliyi öldürdüğü katliamın ardından kent, uluslararası gözlemciler tarafından "en gergin noktalardan biri" olarak tanımlanıyor. Tepkiler arasında Ürdün ve Mısır’ın sert kınamaları da bulunuyor. Kahire, kararın bölgesel istikrarı tehdit ettiğini belirtirken, Amman ise İsrail’i uluslararası hukuku ihlal etmekle suçladı. Öte yandan, İsrail’in aşırı sağcı hükümetinin bu tür adımlarla koalisyonun devamlılığını sağlamaya çalıştığı yorumları yapılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, uzun yıllardır Filistin davasına destek veren ve iki devletli çözümü savunan bir ülke olarak bu gelişmeyi yakından takip ediyor. Ankara, İsrail’in işgal altındaki topraklardaki yerleşim faaliyetlerini her zaman kınamış ve uluslararası hukuka aykırı bulduğunu ifade etmiştir. Bu karar, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki çıkarları ve İsrail ile olan gergin ilişkileri bağlamında da önem taşıyor. Türkiye’nin, Filistin Yönetimi ile yakın siyasi ve ekonomik bağları bulunurken, bu tür adımlar bölgesel istikrarı daha da kırılgan hale getirebilir. Ayrıca, Türkiye’nin İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Birleşmiş Milletler nezdinde Filistin lehine yürüttüğü diplomatik çabaların bu kararla birlikte daha da yoğunlaşması bekleniyor. Sonuç olarak, bu gelişme Türkiye’nin Orta Doğu’daki nüfuz mücadelesinde Filistin tarafına desteğini sürdürmesini ve İsrail’e yönelik eleştirilerini artırmasını beraberinde getirebilir.