İsrail hükümeti, işgal altındaki Batı Şeria'da Filistin yönetimine bağlı El Halil (Hebron) kentinin tarihi merkezinde bulunan bir Yahudi yerleşimci okulunun genişletilmesine yeşil ışık yaktı. Söz konusu karar, uluslararası toplumun İsrail'in işgal politikalarına yönelik eleştirilerinin devam ettiği bir dönemde alındı. Filistinli yetkililer planın, barış sürecine ve iki devletli çözüm umutlarına ağır bir darbe olduğunu belirtirken, İsrail makamları ise kararın mevcut yerleşim biriminin meşru ihtiyaçları doğrultusunda alındığını savunuyor.
Genişletme planının ayrıntıları ve tepkiler
İsrail Savunma Bakanlığı'na bağlı Sivil İdare'nin onayladığı plana göre, El Halil’in Eski Şehir bölgesinde yer alan ve çoğunlukla yerleşimci çocuklarının eğitim gördüğü HaMehane HaYehudi adlı okulun fiziki kapasitesinin artırılması öngörülüyor. Yetkililer, genişletme çalışmalarının mevcut yapıya ek derslikler ve spor alanları eklenmesini içerdiğini ifade ediyor. Ancak Filistin yönetimi, okulun aslında yasa dışı bir yerleşim biriminin parçası olduğunu ve bu tür adımların Doğu Kudüs de dahil olmak üzere işgal altındaki topraklarda yerleşim faaliyetlerini hızlandırmaya yönelik olduğunu iddia ediyor.
Öte yandan, Birleşmiş Milletler rakamlarına göre Batı Şeria'da yaklaşık 475 bin, Doğu Kudüs'te ise 230 binin üzerinde Yahudi yerleşimci yaşıyor. Uluslararası hukuka göre bu yerleşimler yasa dışı kabul ediliyor. El Halil kenti, özellikle 1994'te bir Yahudi yerleşimcinin 29 Filistinliyi öldürmesinin ardından İsrail güçlerinin sıkı denetimine tabi. Şehirde yaklaşık 800 yerleşimci, 30 bin Filistinlinin yaşadığı bölgenin ortasında, ağır askeri koruma altında yaşıyor.
Bölgesel ve uluslararası boyut
İsrail'in bu kararı, ABD yönetiminin bölgede barışı tesis etme çabalarını sürdürdüğü bir döneme denk geldi. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, yerleşim genişletme planlarından duydukları endişeyi dile getirirken, Filistin yönetimi İsrail'i provokasyonla suçladı. Avrupa Birliği ise iki devletli çözümün tehlikede olduğu uyarısında bulundu. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu liderliğindeki koalisyon hükümetinin aşırı sağcı kanadı ise Batı Şeria'nın ilhakını savunarak bu tür adımların egemenliğin genişletilmesi yönünde atılmış önemli bir adım olduğunu öne sürüyor.
Bölgede tansiyonun yükselmesine yol açan bu karar, özellikle Ramazan ayına denk gelen dönemde Mescid-i Aksa çevresinde yaşanan gerilimler ve Gazze'deki insani kriz göz önüne alındığında, çatışma riskini artırıyor. Filistinliler, İsrail'in tek taraflı eylemlerinin Oslo Anlaşmaları'nı fiilen geçersiz kıldığını ve uluslararası toplumun bu konuda etkisiz kaldığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim genişletme hamlesi, Türkiye'nin öteden beri savunduğu Filistin davasına destek politikası açısından kritik bir dönemeçte geliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın son dönemde İsrail ile ilişkileri normalleştirme çabalarına rağmen, bu tür adımlar Ankara'nın bölgedeki duruşunu etkileyebilir. Türkiye, BM platformlarında ve İslam İşbirliği Teşkilatı'nda işgal politikalarının kınanması yönünde aktif rol oynarken, bu gelişme Türk kamuoyunun da tepkisini çekiyor. Aynı zamanda Doğu Akdeniz'de enerji ve güvenlik işbirliği arayışındaki Türkiye için bölgesel barışın tesis edilmesi stratejik önem taşıyor. Ankara'nın, Filistin haklarına vurgu yapan söylemini sürdürmesi ve taraflar arasında diyaloğu teşvik etmesi bekleniyor.