İsrail basını, ABD ile İran arasında şekillenmeye başlayan nükleer anlaşmayı Başbakan Binyamin Netanyahu için stratejik bir yenilgi olarak nitelendiriyor. Middle East Eye'ın haberine göre, İsrail'in önde gelen gazeteleri ve yorumcuları, anlaşmanın Netanyahu'nun yıllardır İran'a karşı yürüttüğü sert söylem ve askeri tehdit politikasını zayıflattığı görüşünde birleşiyor. Henüz resmi olarak imzalanmayan ancak müzakerelerin ilerlediği belirtilen anlaşma, İran'ın nükleer programının belirli sınırlamalara tabi tutulması karşılığında yaptırımların hafifletilmesini öngörüyor. Bu durum, Netanyahu'nun uzun süredir savunduğu “İran'a karşı maksimum baskı” politikasının tersine dönmesi anlamına geliyor.
Gelişmenin arka planı: Netanyahu'nun İran politikası çöküyor mu?
Netanyahu, 1990'lardan bu yana İran'ı “varoluşsal tehdit” olarak tanımlıyor ve bu ülkenin nükleer silah elde etmesini engellemek için uluslararası toplumu harekete geçirmeye çalışıyordu. 2015'te imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) Netanyahu tarafından “tarihi hata” olarak nitelendirilmiş, 2018'de Trump yönetiminin anlaşmadan çekilmesi Netanyahu için bir zafer olarak görülmüştü. Ancak Biden yönetiminin yeniden müzakere masasına dönmesi, Netanyahu'nun elini zayıflattı. İsrail basınına göre, anlaşma İran'a ekonomik rahatlama sağlayacak, buna karşılık İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri sınırlanacak. Netanyahu ise bu anlaşmanın İran'ın bölgesel faaliyetlerini durdurmayacağını, aksine finansal kaynaklarını serbest bırakarak tehdidi artıracağını savunuyor. Ancak İsrail kamuoyunda ve siyasi elitler arasında anlaşmaya karşı bir direnç oluşmaması dikkat çekiyor.
Yorumculara göre, Netanyahu'nun seçenekleri sınırlı. Anlaşmayı engellemek için ABD Kongresi'ni ve Amerikan kamuoyunu etkileme girişimleri sonuç vermezken, İran'a karşı doğrudan bir askeri operasyon olasılığı da düşük görülüyor. İsrail hava kuvvetlerinin İran'a düzenleyebileceği bir saldırı, hem lojistik açıdan zorlu hem de bölgesel bir savaşı tetikleyebilecek riskler taşıyor. Bu nedenle Netanyahu, anlaşmayı stratejik bir yenilgi olarak kabul etmek zorunda kalabilir.
Bölgesel boyut: İran anlaşması Ortadoğu'yu nasıl etkileyecek?
ABD-İran anlaşması, sadece İsrail için değil, tüm Ortadoğu için önemli sonuçlar doğuracak. Anlaşma, İran'ın ekonomik olarak rahatlamasına ve bölgesel nüfuzunu artırmasına olanak tanıyabilir. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, İran'ın nükleer programını sınırlama karşılığında yaptırımların kalkmasına sıcak bakıyor. Zira bu ülkeler, İran'la doğrudan bir çatışma yerine, ekonomik entegrasyon yoluyla istikrarı tercih ediyor. Öte yandan, anlaşma Yemen, Suriye, Irak ve Lübnan'daki vekil güçlerin finansmanını etkileyebilir. İran'ın ekonomik rahatlaması, bu ülkelerdeki nüfuzunu artırabilir. İsrail ise kuzey sınırında Hizbullah'ın güçlenmesinden endişe ediyor.
Anlaşmanın bir diğer kritik boyutu, ABD'nin Ortadoğu'daki angajmanının azalması riski. Biden yönetimi, Asya-Pasifik'e odaklanma politikası kapsamında Ortadoğu'dan çekilme sinyalleri veriyor. Bu durum, bölgede Rusya ve Çin'in etkisini artırabilir. İran anlaşması, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını azaltmasına da gerekçe olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran nükleer anlaşması, Türkiye'nin enerji güvenliği ve bölgesel dış politikası açısından kritik önem taşıyor. Anlaşma, İran'a uygulanan yaptırımların hafiflemesi halinde Türkiye'nin İran'dan doğalgaz ve petrol ithalatını artırabilir, enerji maliyetlerini düşürebilir. Ancak İran'ın bölgesel nüfuzunun artması, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki çıkarlarıyla çatışabilir. Türkiye, İran'ın bu ülkelerdeki vekil güçlerini desteklemesinden rahatsızlık duyuyor. Öte yandan, ABD'nin bölgeden çekilme potansiyeli, Türkiye'nin NATO içindeki konumunu ve Rusya ile ilişkilerini yeniden şekillendirebilir. Ankara, anlaşma sürecini dikkatle izliyor ve kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmeye hazırlanıyor.