Avrupa başkentlerinden İsrail'e yönelik eleştiriler her geçen gün artıyor. İsrail'de yaklaşan seçimler, Filistinliler açısından maddi bir değişiklik beklentisi yaratmıyor. İsrail'in Avrupa ile ilişkileri, özellikle Gazze savaşı ve yerleşim politikaları nedeniyle ciddi şekilde zayıfladı. Avrupa Birliği ve üye ülkeler, İsrail'in uluslararası hukuku ihlal ettiği gerekçesiyle daha sert açıklamalar yapıyor. Ancak İsrail'deki siyasi yapı ve seçim dinamikleri, bu gerilimin yakın vadede azalacağına dair güçlü bir işaret vermiyor.
İsrail-Avrupa İlişkilerinde Artan Gerilim
İsrail ile Avrupa ülkeleri arasındaki ilişkiler, son yıllarda giderek karmaşık bir hal aldı. Avrupa Birliği, 7 Ekim 2023'ten bu yana İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarını sert bir dille eleştiriyor. Özellikle sivil kayıpların artması, insani yardımların engellenmesi ve yerleşim faaliyetlerinin hız kesmeden devam etmesi, Avrupa başkentlerinde rahatsızlık yaratıyor. Birçok Avrupa ülkesi, İsrail'e yönelik silah satışlarını askıya aldığını duyurdu. İspanya, İrlanda ve Norveç'in Filistin devletini tanıma kararları, bu gerilimin somut yansımaları olarak öne çıktı. Avrupa Parlamentosu'nda da İsrail'e yönelik eleştirel tutum giderek güçleniyor. Ancak Avrupa'nın tepkisi henüz ortak ve bağlayıcı bir yaptırım mekanizmasına dönüşmüş değil.
İsrail hükümeti ise Avrupa'nın eleştirilerini genellikle "çifte standart" olarak nitelendiriyor ve kendini savunma hakkını vurguluyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Avrupa'daki eleştirileri İsrail karşıtı bir kampanya olarak değerlendiriyor. Yine de Avrupa ile ticari ve diplomatik ilişkiler, İsrail için hayati önem taşımaya devam ediyor. Avrupa Birliği, İsrail'in en büyük ticaret ortaklarından biri konumunda. Bu nedenle ilişkilerdeki zayıflama, İsrail ekonomisi üzerinde de baskı oluşturuyor.
Seçimler ve Filistin Meselesi
İsrail'de yapılacak seçimler, ülkenin siyasi yönelimi açısından belirleyici olacak. Ancak anketler, seçim sonrasında da Filistin meselesinde köklü bir politika değişikliği yaşanmasının zor olduğunu gösteriyor. Ana akım siyasi partiler, Filistin devletine ve yerleşim politikalarına ilişkin benzer tutumları sürdürüyor. Seçim kampanyalarında Filistin meselesi, genellikle güvenlik ekseninde ele alınıyor ve insani boyut geri planda kalıyor. Bu durum, Avrupa'nın beklentileriyle İsrail'in iç siyaseti arasındaki uçurumu daha da belirginleştiriyor. Filistinliler açısından ise seçim sonuçları ne olursa olsun, günlük yaşam koşullarında iyileşme beklenmiyor. Aksine, yerleşimci şiddeti ve askeri operasyonların devam etmesi muhtemel görünüyor.
Avrupa Birliği yetkilileri, İsrail'e yönelik politikalarını gözden geçirirken, üye ülkeler arasında da farklı yaklaşımlar bulunuyor. Almanya gibi bazı ülkeler İsrail'e desteğini sürdürürken, İspanya ve İrlanda gibi ülkeler daha eleştirel bir çizgi izliyor. Bu bölünmüşlük, Avrupa'nın ortak bir strateji geliştirmesini zorlaştırıyor. Yine de kamuoyu baskısı ve sivil toplum kuruluşlarının çağrıları, Avrupa hükümetlerini daha aktif adımlar atmaya zorluyor.
Bölgesel ve Küresel Bağlam
İsrail'in Avrupa ile yaşadığı gerilim, sadece ikili ilişkilerle sınırlı değil. Orta Doğu'da artan istikrarsızlık, İran'ın nüfuzu ve Suriye'deki gelişmeler, Avrupa'nın bölgeye yönelik politikalarını da etkiliyor. Avrupa ülkeleri, İsrail ile Filistin arasındaki çatışmanın bölgesel bir tırmanmaya yol açmasından endişe duyuyor. Özellikle Lübnan sınırında yaşanan gerginlik ve Husi saldırıları, Avrupa'nın enerji güvenliği ve deniz ticareti açısından risk oluşturuyor. Bu nedenle Avrupa, İsrail'e yönelik eleştirilerinde daha temkinli hareket etmeye çalışıyor. Ancak insan hakları örgütlerinin raporları ve uluslararası kamuoyunun baskısı, Avrupa'nın sessiz kalmasını zorlaştırıyor.
ABD'nin tutumu da Avrupa'nın pozisyonunu etkiliyor. Washington'un İsrail'e verdiği güçlü destek, Avrupa'nın daha sert adımlar atmasını engelleyen faktörlerden biri. Ancak ABD içinde de İsrail politikalarına yönelik eleştiriler artıyor. Bu durum, Avrupa'nın kendi pozisyonunu netleştirmesi için bir fırsat olarak görülebilir. Öte yandan, İsrail'in Avrupa ile ilişkilerindeki zayıflama, İsrail'i alternatif ortaklar aramaya yöneltebilir. Çin ve Rusya ile ilişkilerini geliştirme çabaları ise Batı ile bağlarını daha da karmaşık hale getirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail'in Avrupa ile yaşadığı gerilimi yakından takip ediyor. Ankara, Filistin meselesinde Avrupa'nın daha aktif ve eleştirel bir tutum almasını uzun süredir savunuyor. İsrail'in Avrupa nezdinde yalnızlaşması, Türkiye'nin diplomatik pozisyonunu güçlendirebilir. Ancak Avrupa'nın tepkisinin sınırlı kalması, Türkiye'nin beklentilerini karşılamıyor. Öte yandan, İsrail ile Avrupa arasındaki ticari ilişkilerin zayıflaması, Türkiye'nin bölgesel ticaret ve enerji hatlarında yeni fırsatlar yakalamasına olanak tanıyabilir. Türkiye, Gazze'deki insani krizin sona ermesi için Avrupa'nın daha fazla sorumluluk alması gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki gerilim ve enerji rekabeti, Türkiye'nin Avrupa ile İsrail arasındaki dengeyi dikkatle izlemesini gerektiriyor.