İsrail ordusu, Haziran ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan'ın güneyine yönelik hava saldırıları ve topçu bombardımanını sürdürüyor. Lübnan resmi haber ajansı NNA'nın aktardığı bilgilere göre, İsrail topçuları Perşembe günü sınır bölgelerindeki birçok noktayı hedef aldı. Saldırılarda ölü veya yaralı sayısına ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmazken, bölgedeki gerginliğin tırmanmasından endişe ediliyor. Ateşkes ihlalleri, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 1701 sayılı kararını temel alan anlaşmanın uygulanabilirliğini sorgulatıyor.
Gelişmenin arka planı: Ateşkesin gölgesinde çatışmalar
İsrail ile Lübnan arasındaki ateşkes, 2006 İkinci Lübnan Savaşı'nı sona erdiren Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 1701 sayılı kararına dayanıyor. Karar, İsrail güçlerinin Lübnan'dan çekilmesini ve Lübnan hükümetinin güney bölgelerinde egemenliğini tesis etmesini öngörüyor. Ancak son yıllarda, özellikle Hizbullah'ın bölgedeki varlığını güçlendirmesiyle birlikte, sınır hattında zaman zaman yaşanan ihlaller tırmanışa geçmiş durumda.
Haziran ayında yürürlüğe giren son ateşkes, ABD ve Fransa'nın arabuluculuğunda sağlanmıştı. Anlaşma, sınırda yaşanan çatışmaların sona erdirilmesini ve tarafların askeri varlıklarını azaltmasını öngörüyordu. Ancak İsrail ordusu, 'Hizbullah'ın tehdit oluşturduğu bölgelere yönelik savunma amaçlı operasyonlar' gerekçesiyle saldırılarını sürdürüyor. Lübnan hükümeti ise bu saldırıları ateşkesin açık ihlali olarak nitelendiriyor ve uluslararası topluma çağrıda bulunuyor.
NNA'nın haberine göre, İsrail topçuları Perşembe günü erken saatlerde güneydeki bazı kasaba ve köylere yoğun ateş açtı. Ayrıca, İsrail savaş uçaklarının da Lübnan hava sahasını ihlal ederek alçak uçuşlar yaptığı bildirildi. Bu gelişmeler, sivil halk arasında paniğe yol açarken, bölgedeki insani durumun daha da kötüleşmesine neden oluyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Ortadoğu'da yeni bir çatışma mı?
İsrail-Lübnan sınırındaki bu son tırmanma, Ortadoğu'daki hassas dengeleri yeniden gündeme getirdi. Bölgede İran'ın desteklediği Hizbullah ile İsrail arasında doğrudan bir çatışma riski, uluslararası toplum tarafından uzun süredir yakından izleniyor. Ateşkesin ihlal edilmesi, iki taraf arasında yeni bir savaşın kapısını aralayabilir. Uzmanlar, özellikle Gazze'deki çatışmaların devam ettiği bir dönemde Lübnan cephesinin açılmasının bölgeyi daha geniş bir savaşa sürükleyebileceği uyarısında bulunuyor.
ABD ve Fransa, ateşkesin korunması için taraflara çağrıda bulunurken, Birleşmiş Milletler Lübnan Özel Koordinatörlüğü de ihlalleri kınadı. BM, tarafları 1701 sayılı karara uymaya ve sınırda sükuneti sağlamaya çağırdı. Ancak İsrail'in tutumunu değiştirmemesi, uluslararası toplumun arabuluculuk çabalarını zora sokuyor.
Lübnan'ın içinde bulunduğu ekonomik kriz ve siyasi istikrarsızlık, ülkeyi dış müdahalelere karşı daha savunmasız hale getiriyor. Hizbullah'ın silahlı gücü, Lübnan hükümetinin kontrolünün dışında bir parametre olarak bölgedeki gerilimi ateşleyen ana unsurlardan biri. Bu durum, sadece Lübnan'ın değil, tüm Ortadoğu'nun güvenliğini tehdit ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki güvenlik ve enerji politikalarını doğrudan ilgilendiriyor. Bölgedeki istikrarsızlık, Türkiye'nin deniz yetki alanları ve enerji kaynakları üzerindeki haklarını da etkileme potansiyeli taşıyor. Türkiye, daha önce Lübnan'ın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine verdiği desteği yinelerken, İsrail'in orantısız güç kullanımını da kınamıştı. Bu çerçevede, Türkiye'nin bölgede diyalog ve diplomasiyi öne çıkaran bir yaklaşım benimsemesi beklenmektedir. Ayrıca, Türkiye'nin ev sahipliği yaptığı mülteci nüfusu göz önüne alındığında, olası yeni bir çatışma dalgası, insani krize yol açarak Türkiye'yi de etkileyebilir.