İsrail tarihinin en ölümcül günü olan 7 Ekim 2023'te Hamas'ın düzenlediği saldırıdan sağ kurtulan bazı kişiler, bu ay yapılacak seçimleri, ülkenin savunmasını ihmal ettiği dönemde görevde olan yetkililer için uzun süredir beklenen bir hesaplaşma olarak değerlendiriyor. Saldırıda yaklaşık 1.200 kişi hayatını kaybetmiş, 240'tan fazla kişi rehin alınmıştı. Kurtulanlar, yaşadıkları travmanın ardından Başbakan Binyamin Netanyahu'nun siyasi geleceğini sandıkta belirlemek istiyor.
Saldırının ardındaki ihmaller ve siyasi sorumluluk
7 Ekim saldırısı, İsrail istihbaratı ve ordusunun hazırlıksız yakalanması nedeniyle büyük bir güvenlik zaafiyeti olarak tarihe geçti. Saldırıdan bu yana geçen sürede, olayın nasıl gerçekleştiğine dair bağımsız bir soruşturma başlatılmadı. Netanyahu hükümeti, soruşturma çağrılarını sürekli erteledi. Kurtulanlar ve muhalefet, sorumluların hesap vermesi gerektiğini savunuyor. Seçim kampanyasında bu konu, en önemli tartışma başlıklarından biri haline geldi.
Birçok İsrailli, saldırının önlenebilir olduğuna inanıyor. İstihbarat birimlerinin uyarıları görmezden geldiği, ordunun sınırda yeterli gücü bulundurmadığı iddiaları, halkın öfkesini artırıyor. Netanyahu ise suçlamaları reddederek, sorumluluğun güvenlik kurumlarında olduğunu ima ediyor. Ancak anketler, halkın çoğunun başbakanı sorumlu gördüğünü gösteriyor.
Seçim, sadece Netanyahu'nun değil, aynı zamanda İsrail'in gelecekteki güvenlik politikalarının da belirleyicisi olacak. Sağcı koalisyon ortakları, daha sert bir çizgi izlenmesini savunurken, muhalefet liderleri diplomasi ve uluslararası işbirliğine vurgu yapıyor. Ekonomik sıkıntılar, artan yaşam maliyeti ve toplumsal kutuplaşma da seçmenin kararını etkileyecek diğer faktörler arasında.
Bölgesel ve küresel yansımalar
İsrail'deki siyasi belirsizlik, Orta Doğu'da zaten kırılgan olan dengeyi daha da karmaşık hale getiriyor. 7 Ekim sonrası Gazze'ye yönelik askeri operasyonlar, bölgede geniş yankı uyandırdı. Lübnan'daki Hizbullah ile yaşanan çatışmalar, İran'ın artan etkisi ve ABD'nin bölgedeki rolü, İsrail seçimlerinin sonuçlarından doğrudan etkilenecek.
ABD yönetimi, İsrail'in güvenliğini desteklemeye devam ederken, iki devletli çözüm konusunda Netanyahu ile farklı düşünüyor. Seçim sonrası oluşacak yeni hükümetin, Filistin meselesine yaklaşımı ve bölgesel normalleşme anlaşmalarındaki tutumu belirleyici olacak. Avrupa Birliği ve Arap ülkeleri de İsrail'deki siyasi değişimi yakından takip ediyor.
Kurtulanlar için ise bu seçim, sadece bir siyasi tercih değil, aynı zamanda adalet arayışı. Saldırıda yakınlarını kaybedenler, yetkililerin sorumluluk almasını ve bir daha benzer bir felaketin yaşanmaması için gerekli adımların atılmasını istiyor. Seçim sonuçları, İsrail toplumunun bu travmayla nasıl başa çıkacağını da gösterecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'deki seçim sonuçları, Türkiye'nin Orta Doğu politikası açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, uzun süredir İsrail ile ilişkilerini normalleştirme çabası içinde. Ancak 7 Ekim sonrası yaşananlar ve Gazze'deki insani kriz, Ankara'nın pozisyonunu zorlaştırdı. Yeni İsrail hükümetinin Filistin politikası, Türkiye'nin bölgesel rolünü ve ABD ile ilişkilerini etkileyebilir. Ayrıca, İsrail ile enerji işbirliği ve Doğu Akdeniz'deki dengeler de seçim sonrası yeniden şekillenebilir. Türkiye, seçim sonrası İsrail hükümetiyle diyaloğu sürdürme ve bölgesel istikrarı sağlama arasında bir denge kurmak durumunda.