İsrail makamları, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Kemal Advan Hastanesi'nin müdürü Dr. Hüsam Ebu Safiye'yi 500 günü aşkın bir süredir herhangi bir suçlama olmaksızın tutuklu bulunduruyor. 53 yaşındaki doktor, 27 Aralık 2024'te görevi başında İsrail güçleri tarafından gözaltına alındıktan sonra önce bilinmeyen bir yerde tutuldu, ardından tecrit hücresine konuldu. Ailesi ve avukatları, kendisinden uzun süre haber alamadıklarını, işkence ve kötü muamele riski altında olduğunu belirtiyor. Uluslararası insan hakları örgütleri, doktorun derhal serbest bırakılması çağrısı yaparken, İsrail ise konuya ilişkin resmi bir açıklama yapmaktan kaçınıyor.
Gelişmenin arka planı: Gazze'de sağlık sistemi çöküşte
Dr. Ebu Safiye, Filistin topraklarında tanınan bir sağlık yetkilisi olarak, özellikle savaş koşullarında hastanesinin ayakta kalması için büyük çaba sarf etmişti. Kemal Advan Hastanesi, İsrail bombardımanları ve abluka nedeniyle sık sık tıbbi malzeme, yakıt ve personel sıkıntısı çekiyor. Doktorun tutuklanması, hastanenin işleyişini daha da zorlaştırmış, pek çok hasta mahsur kalmıştı. İsrail, gözaltı gerekçesi olarak "güvenlik soruşturması"nı öne sürse de somut bir delil sunmuş değil. Benzer şekilde, savaş sırasında birçok Filistinli sağlık çalışanı gözaltına alınmış, bazıları aylar sonra serbest bırakılırken bazıları hakkında hâlâ bir işlem yapılmış değil.
Bu durum, uluslararası toplumda büyük tepki çekiyor. Birleşmiş Milletler, Dünya Sağlık Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kuruluşlar, sağlık çalışanlarının savaşta özel koruma altında olduğunu hatırlatarak İsrail'i uluslararası hukuka uymaya çağırıyor. Ancak İsrail, bu eleştirileri genellikle "iç güvenlik gerekçeleri" ile reddediyor.
Bölgesel boyut: Tutukluluk hali bölgeyi nasıl etkiliyor?
Dr. Ebu Safiye'nin tutukluluğu, sadece bir insan hakları ihlali olarak değil, aynı zamanda İsrail-Filistin çatışmasının bir yansıması olarak da okunabilir. İsrail yönetimi, Filistinli siyasi ve askeri figürlerin yanı sıra sivil toplum aktörlerini de hedef alarak bölgedeki direnişi kırmaya çalışıyor. Ancak bu yöntem, uluslararası kamuoyunda İsrail'in imajını daha da zedeliyor. Özellikle son dönemde İsrail'e yönelik yaptırım ve silah ambargosu çağrıları artarken, bu tür tutuklamalar mevcut gerilimi tırmandırıyor. Arap ülkeleri ve Filistin yönetimi, doktorun serbest bırakılması için diplomatik girişimlerde bulunsa da İsrail'den somut bir yanıt gelmiş değil. Ayrıca bu olay, Filistinli sağlık çalışanlarının çalışma koşullarının ne kadar hassas olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği tarihi destek ve İsrail ile inişli çıkışlı ilişkileri göz önüne alındığında, bu gelişme doğrudan Türk dış politikasını ilgilendiriyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın daha önce İsrail'in Gazze politikalarını sert şekilde eleştirmesi, Türkiye'nin Filistinli sağlık çalışanlarının serbest bırakılması için diplomatik girişimlerde bulunmasını beklenir kılıyor. Ayrıca, bu olay Türkiye'nin İsrail ile ticari ve diplomatik ilişkilerinde yeni bir gerilim unsuru olabilir. Bölgesel olarak, Türkiye'nin Filistin meselesindeki duruşu, Arap kamuoyunda prestijini artırırken, İsrail tarafından ise rahatsızlıkla karşılanıyor. Kısacası, Dr. Ebu Safiye'nin durumu, Türkiye-İsrail ilişkilerinde bir sınav niteliği taşıyor.