İsrailliler, 27 Ekim'de 2019'dan bu yana altıncı genel seçim için sandık başına gidiyor. Ülke, yıllardır süren siyasi istikrarsızlığın ardından bir kez daha hükümet kurma sürecine giriyor. Seçim sistemi, küçük partilerin meclise girmesini kolaylaştırırken, koalisyon hükümetlerini kaçınılmaz kılıyor. Bu da siyasi tıkanıklıkları beraberinde getiriyor. Peki, İsrail seçim sistemi nasıl işliyor, hangi partiler öne çıkıyor ve kimler temsil edilmiyor? İşte haritalar ve grafiklerle İsrail'in 2026 seçimleri.
Seçim sistemi ve temsiliyet sorunu
İsrail, 120 sandalyeli Knesset'i (parlamento) belirlemek için ülke çapında tek bir seçim bölgesi kullanıyor. Seçmenler, parti listelerine oy veriyor ve partiler aldıkları oy oranında sandalye kazanıyor. Ancak ülke genelinde yüzde 3,25'lik seçim barajını aşamayan partiler meclise giremiyor. Bu baraj, 2014 yılında yüzde 2'den yükseltildi ve küçük partilerin parlamento dışında kalmasına neden oluyor.
Bu sistem, İsrail'de hiçbir partinin tek başına iktidar olmasına izin vermiyor. Koalisyon hükümetleri kurmak için genellikle birden fazla partinin bir araya gelmesi gerekiyor. 2019'dan bu yana yapılan beş seçimde de hükümet kurma çabaları uzun süreli siyasi krizlere yol açtı. Nisan 2019, Eylül 2019, Mart 2020, Mart 2021 ve Kasım 2022 seçimlerinin ardından koalisyon müzakereleri aylarca sürdü ve bazı durumlarda yeni seçim kararı alındı.
Seçim barajı, özellikle Arap kökenli İsraillilerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerde temsiliyet sorununu derinleştiriyor. Arap partileri, genellikle ortak listelerle seçime girerek barajı aşmaya çalışıyor. Ancak son yıllarda Arap siyasi partileri arasında yaşanan bölünmeler, meclisteki temsillerini azalttı. 2022 seçimlerinde Arap partileri, tarihsel olarak en düşük oy oranlarından birini aldı.
Siyasi tablo ve öne çıkan aktörler
2026 seçimleri, İsrail siyasetindeki derin kutuplaşmayı yansıtıyor. Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki Likud Partisi, sağ blokun ana aktörü konumunda. Netanyahu, yargı reformu ve güvenlik politikaları etrafında şekillenen tartışmaların merkezinde yer alıyor. Ana muhalefet ise merkez sol ve merkez sağ partilerden oluşan bir ittifak arayışında. Yesh Atid lideri Yair Lapid ve Ulusal Birlik Partisi'nden Benny Gantz, alternatif bir hükümet kurma iddiasını sürdürüyor.
Seçim anketleri, sağ blokun hafif bir avantajını gösterse de, koalisyon aritmetiği belirsizliğini koruyor. Aşırı sağ partilerin yükselişi ve dini Siyonist partilerin etkisi, hükümet kurma formüllerini karmaşıklaştırıyor. Ayrıca, İsrail'in Filistin politikaları ve bölgesel güvenlik konuları, seçim kampanyasının merkezinde yer alıyor.
Seçim sistemi nedeniyle, küçük partilerin koalisyon görüşmelerindeki rolü büyük. Örneğin, ultra-Ortodoks partiler veya Arap partileri, koalisyon hükümetlerinde kilit ortak olabiliyor. Bu durum, hükümetlerin istikrarını olumsuz etkiliyor ve sık sık erken seçime gidilmesine yol açıyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
İsrail'deki siyasi istikrarsızlık, sadece ülke içinde değil, bölgesel ve küresel düzeyde de etkili oluyor. İsrail, Orta Doğu'da önemli bir aktör ve ABD'nin bölgedeki en yakın müttefiklerinden biri. Seçim sonuçları, İsrail'in Filistin politikaları, İran'la ilişkiler ve Arap ülkeleriyle normalleşme süreçleri üzerinde belirleyici olacak.
Özellikle, 2020'de imzalanan İbrahim Anlaşmaları çerçevesinde BAE, Bahreyn ve Fas ile kurulan diplomatik ilişkiler, seçim sonrası hükümetin dış politikasında öncelikli konular arasında. Ayrıca, Suudi Arabistan ile normalleşme görüşmeleri de gündemde. Ancak, Filistin sorunu ve yerleşim faaliyetleri, bu süreci zorlaştırıyor.
ABD yönetimi, İsrail'deki siyasi belirsizliği yakından takip ediyor. İki ülke arasındaki güçlü bağlar, seçim sonuçlarından bağımsız olarak devam etse de, yeni hükümetin politikaları, bölgesel güvenlik ve diplomatik girişimler üzerinde etkili olacak. Avrupa Birliği de, İsrail ile ilişkilerinde istikrarlı bir hükümet bekliyor.
Seçimlerin bir diğer önemli boyutu, İsrail'in iç siyasetinde yaşanan kutuplaşma ve demokrasi tartışmaları. Yargı reformu protestoları, 2023'te ülke çapında büyük gösterilere sahne oldu ve toplumsal bölünmeyi derinleştirdi. Bu seçim, İsrail demokrasisinin geleceği açısından da kritik bir eşik olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'deki seçim sonuçları, Türkiye'nin Orta Doğu politikası ve bölgesel dengeler açısından yakından izleniyor. Türkiye, İsrail ile ilişkilerinde inişli çıkışlı bir dönem yaşadı; 2022'de ilişkilerin normalleşmesi yönünde adımlar atıldı. Yeni hükümetin Filistin politikası, Doğu Akdeniz'deki enerji işbirliği ve bölgesel güvenlik konuları, Türkiye'nin çıkarlarını doğrudan etkileyebilir. Ayrıca, İsrail'in İran'a yönelik tutumu ve Suriye'deki gelişmeler, Türkiye'nin güvenlik hesaplarında önemli bir yer tutuyor. Seçim sonrası istikrarlı bir hükümetin kurulması, bölgesel işbirliği ve diyalog kanallarının güçlenmesine katkı sağlayabilir. Ancak, koalisyon belirsizliğinin sürmesi, Türkiye'nin bölgesel hamlelerini planlamasında zorluk yaratabilir.