Tel Aviv Üniversitesi araştırmacılarının yeni bir çalışmasına göre, 2023-2025 yılları arasında yaklaşık 1.400 İsrailli doktor ülkeyi en az bir yıl süreyle terk etti. Bu rakam, on yıl önceki aynı üç yıllık dönemde kaydedilen sayının neredeyse iki katı. İsrail Merkez İstatistik Bürosu verilerine dayanan araştırma, ülkenin sağlık sistemindeki nitelikli iş gücü kaybının boyutunu gözler önüne seriyor.
Sağlık Sisteminde Artan Göç Dalgası
Araştırmaya göre, 2023-2025 döneminde yurt dışına yerleşen veya uzun süreli görevlere giden doktor sayısındaki artış, İsrail sağlık sisteminin karşı karşıya olduğu yapısal sorunları derinleştiriyor. Tel Aviv Üniversitesi'nin çalışması, bu ayrılışların yalnızca geçici bir heves olmadığını, aksine on yıl öncesine kıyasla iki katına çıkan bir eğilimi işaret ettiğini ortaya koyuyor. Uzmanlar, doktorların ülkeyi terk etme nedenleri arasında ağır çalışma koşulları, artan yaşam maliyeti, tıbbi sistemdeki bürokratik yük ve son yıllarda artan siyasi ve güvenlik istikrarsızlığının bulunduğunu belirtiyor.
İsrail'de doktorların uzun süreli yurt dışı kalışları, ülkedeki sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor. Hastanelerdeki personel açığı, özellikle acil servisler ve yoğun bakım birimlerinde kendini hissettiriyor. Araştırma, ayrılan doktorların önemli bir kısmının genç ve uzmanlık eğitimini yeni tamamlamış hekimler olduğunu gösteriyor; bu da gelecekteki iş gücü açığını daha da büyütüyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
İsrail'den doktor göçü, yalnızca ülke içi bir sorun olarak kalmıyor; Orta Doğu'nun genel sağlık altyapısı ve istikrarı açısından da önemli sonuçlar doğuruyor. Bölgede yaşanan çatışmalar ve siyasi gerilimler, sağlık çalışanlarının hareketliliğini artırıyor. İsrail gibi ileri sağlık teknolojilerine sahip bir ülkeden yaşanan bu kayıp, küresel sağlık iş gücü piyasasında da dengeleri değiştirebilir. Avrupa ve Kuzey Amerika'daki hastaneler, İsrailli doktorları istihdam etmek için çeşitli programlar yürütüyor. Bu durum, İsrail'in sağlık sektöründeki rekabet gücünü zayıflatırken, aynı zamanda uluslararası alanda nitelikli iş gücü için yeni fırsatlar yaratıyor.
Tel Aviv Üniversitesi'nin araştırması, İsrail Merkez İstatistik Bürosu'nun verilerine dayanıyor. Çalışma, 2023-2025 yıllarını kapsayan üç yıllık dönemi, 2013-2015 arasındaki üç yıllık dönemle karşılaştırıyor. On yıl önce bu sayı yaklaşık 700 civarındaydı. Araştırmacılar, artışın yalnızca pandemi sonrası hareketlilikle açıklanamayacağını, İsrail'deki iç siyasi tartışmaların ve güvenlik endişelerinin de etkili olduğunu vurguluyor. Özellikle 2023'teki yargı reformu tartışmaları ve ardından gelen güvenlik krizleri, birçok doktorun ülkeyi terk etme kararında belirleyici olmuş olabilir.
İsrailli yetkililer, sağlık sistemindeki personel açığını kapatmak için çeşitli önlemler almaya çalışıyor. Ancak uzmanlar, doktorların geri dönmesini teşvik edecek somut adımların atılmadığı sürece bu eğilimin süreceği uyarısında bulunuyor. Sağlık Bakanlığı, son yıllarda yurt dışındaki İsrailli doktorlarla iletişim kurarak geri dönüşü teşvik eden programlar başlatsa da, bu çabaların yeterli olmadığı belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'den yaşanan doktor göçü, Türkiye için doğrudan bir tehdit oluşturmasa da, bölgesel sağlık dengeleri ve nitelikli iş gücü hareketliliği açısından dolaylı etkiler taşıyor. Türkiye, son yıllarda sağlık turizminde önemli bir merkez haline geldi ve İsrailli hastaların bir kısmı tedavi için Türkiye'yi tercih ediyor. İsrail'deki doktor açığı, bu hastaların Türkiye'ye yönelmesini artırabilir. Ayrıca, bölgedeki istikrarsızlık ve göç hareketleri, Türkiye'nin sağlık sistemine olan talebi de etkileyebilir. Türkiye, kendi sağlık iş gücünü korumak ve bölgesel sağlık iş birliğini güçlendirmek için politikalar geliştirmeli.