İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), İsrailli bazı bakanların Gazze Şeridi'nden zorla çıkarma planlarının ABD Başkanı Donald Trump'ın Orta Doğu barış girişimlerini ciddi şekilde tehdit ettiğini bildirdi. Cidde'de toplanan 57 üyeli örgütün dönem başkanlığını yürüten Türkiye'nin de aralarında bulunduğu ülkeler, İsrail'in uluslararası hukuku ihlal eden açıklamalarına karşı ortak bir bildiri yayınladı. Bildiride, söz konusu planların bölgesel istikrarı bozacağı ve iki devletli çözümü imkânsız hale getireceği vurgulandı.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, geçtiğimiz haftalarda yaptıkları açıklamalarda Gazze'deki Filistinli nüfusun "gönüllü olarak" başka ülkelere gönderilmesi gerektiğini savunmuştu. Bu açıklamalar, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının ardından bölgede yaşanan insani krizin derinleşmesiyle birlikte uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. İslam İşbirliği Teşkilatı, bu tür açıklamaların "etnik temizlik" çağrısı niteliğinde olduğunu belirterek, İsrail hükümetini sorumluluğa davet etti.
ABD Başkanı Donald Trump, göreve geldikten sonra Orta Doğu'da kapsamlı bir barış planı üzerinde çalıştığını duyurmuştu. Ancak İsrailli aşırı sağcı bakanların açıklamaları, bu planın en hassas unsurlarından biri olan Filistin meselesini çıkmaza sürüklüyor. İİT, Trump yönetimine çağrıda bulunarak, İsrail'in bu tür eylemlerine karşı net bir tavır almasını ve barış sürecinin rayından çıkmasına izin vermemesini istedi.
Örgütün Cidde'deki olağanüstü toplantısının ardından yayımlanan sonuç bildirisinde, "İsrailli yetkililerin Gazze'deki Filistinlileri zorla yerinden etme yönündeki açıklamaları, sadece Filistin halkına değil, tüm bölgeye yönelik bir tehdittir. Bu tür girişimler, ABD'nin öncülük ettiği barış çabalarını dinamitleyecektir" ifadeleri yer aldı. Bildiride ayrıca, İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarındaki yasadışı yerleşim faaliyetlerine son vermesi ve 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kurulması gerektiği yinelendi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İslam İşbirliği Teşkilatı'nın bu açıklaması, İsrail'in Gazze politikalarına yönelik uluslararası tepkinin arttığı bir dönemde geldi. Son haftalarda Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler'den de benzer eleştiriler yükselmişti. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Gazze'deki sivillerin zorla yerinden edilmesinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve savaş suçu teşkil edebileceğini belirtmişti. ABD yönetimi ise İsrail'e yönelik eleştirilerini doğrudan dile getirmekten kaçınıyor; ancak Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, "Gazze halkının kendi topraklarında kalma hakkını destekliyoruz" açıklamasıyla kaygıları paylaştığını ima etti.
Bölgesel aktörlerden Mısır ve Ürdün, Gazze'den zorla çıkarma planlarına karşı olduklarını açıkça beyan etti. Mısır Devlet Başkanı Abdulfettah es-Sisi, "Filistinlilerin Sina'ya yerleştirilmesi kırmızı çizgimizdir" derken, Ürdün Kralı II. Abdullah da benzer şekilde "Ürdün'e yeni bir Filistinli akınına asla izin vermeyiz" ifadesini kullandı. Bu ülkeler, İsrail'in planlarının bölgesel istikrarı bozacağı endişesini taşıyor.
Katar ve Suudi Arabistan gibi Körfez ülkeleri ise İİT bildirisine destek verirken, ABD'nin arabuluculuğuyla yürütülen normalleşme süreçlerinin bu tür gelişmelerden olumsuz etkilenebileceği uyarısında bulundu. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, "İsrail'in tek taraflı adımları, bölgede kalıcı barış umutlarını zayıflatıyor" dedi.
İsrail tarafından henüz resmi bir yanıt gelmedi; ancak İsrailli yetkililer, söz konusu açıklamaların "kişisel görüşler" olduğunu ve hükümet politikasını yansıtmadığını savunuyor. Buna karşın, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun bu bakanları görevden almaması, uluslararası kamuoyunda kuşkuyla karşılanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İslam İşbirliği Teşkilatı'nın dönem başkanı olarak Gazze konusunda aktif diplomasi yürütüyor. İsrailli bakanların açıklamalarına karşı ortak bildiriye öncülük etmesi, Ankara'nın Filistin davasındaki hassasiyetini ve bölgesel liderlik iddiasını güçlendiriyor. Ayrıca Türkiye, ABD ile ilişkilerinde denge gözeterek, Trump yönetiminin barış planına desteğini sürdürmek ile Filistin haklarını savunmak arasında bir yol izliyor. Gazze'deki insani krizin derinleşmesi, Türkiye'nin bölgesel istikrar ve güvenlik endişelerini artırırken, olası bir mülteci akını Türkiye'nin ekonomik ve sosyal yapısını da dolaylı olarak etkileyebilir. Bu nedenle Ankara, diplomatik girişimlerini yoğunlaştırarak hem İsrail'in planlarını engellemeyi hem de ABD'nin barış çabalarını Filistin lehine yönlendirmeyi hedefliyor.