Hindistan'ın teknoloji merkezi Bengaluru'da, yaz tatillerini geçiren bir yazarın çocukluk anıları, Cubbon Park'ın yükselen ağaç gölgeliğine hayranlıkla bakmakla geçmiş. Yazın en sıcak zamanlarında bile Bengaluru, hafif bir ceket gerektirecek kadar serin olabiliyordu. Bugün ise şehrin simgesi haline gelen Cubbon Park, hızla betonlaşan kentin ortasında bir vaha olarak varlığını sürdürmeye çalışıyor. Ancak artan sıcaklıklar, kentsel yeşil alanların korunmasını hayati bir mesele haline getiriyor.
Arka Plan: Bengaluru'nun Yeşil Mirası Tehdit Altında
Bengaluru, bir zamanlar 'Hintistan'ın Bahçe Şehri' olarak anılırdı. 18. yüzyılda kurulan Cubbon Park, 120 hektarlık alanıyla şehrin akciğerleri işlevini görüyor. Ancak son yirmi yılda hızlı nüfus artışı, altyapı projeleri ve konut talebi, yeşil alanları ciddi şekilde azalttı. Şehirdeki ağaç sayısı 2008'de 1,5 milyon iken, bugün 800 bine kadar düştü. Bu kayıp, sıcaklık artışını doğrudan etkiliyor: Bengaluru'da ortalama sıcaklıklar son on yılda 1,5 santigrat derece yükseldi ve 2024 yazında 40 dereceyi aşan sıcaklıklar kaydedildi.
İklim bilimciler, kentsel ısı adası etkisinin, yeşil alanların betonlaşmaya kurban edilmesiyle daha da şiddetlendiğini belirtiyor. Ağaçlar, gölge sağlamanın yanı sıra buharlaşma yoluyla çevreyi serinletiyor ve karbon emisyonlarını emiyor. Cubbon Park gibi büyük parklar, sadece estetik değil, aynı zamanda halk sağlığı ve iklim direnci açısından kritik öneme sahip. Ancak Hindistan'da kentsel planlama, genellikle ekonomik büyüme ve altyapı yatırımlarına öncelik veriyor; yeşil alanlar ise genellikle göz ardı ediliyor.
Bengaluru'da son yıllarda parkların korunması için yerel halk ve sivil toplum kuruluşları mücadele veriyor. 2023'te Cubbon Park'ın bir bölümünün otopark ve ticari alana dönüştürülmesi planı, büyük protestolara yol açtı ve proje iptal edildi. Benzer şekilde, Mumbai'de Aarey Ormanı'ndaki ağaç kesimi, ülke çapında tepki çekmişti. Bu direnişler, Hindistan'da çevre bilincinin arttığını gösteriyor ancak yasal koruma hâlâ yetersiz.
Küresel Boyut: İklim Krizi ve Kentlerin Geleceği
Bengaluru örneği, dünya genelinde hızla ısınan şehirler için bir uyarı niteliğinde. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2050'ye kadar küresel nüfusun %68'i kentlerde yaşayacak. İklim değişikliği, kentsel ısı adası etkisini daha da kötüleştiriyor. Örneğin, Atina, Madrid ve Phoenix gibi şehirlerde yaz sıcaklıkları insan sağlığını tehdit eder boyutlara ulaştı. Yeşil altyapı, bu şehirlerde serinleme, hava kalitesini iyileştirme ve sel riskini azaltma gibi çoklu faydalar sağlıyor.
Dünya Sağlık Örgütü, kişi başına en az 9 metrekare yeşil alan öneriyor; ancak birçok gelişmekte olan ülkede bu oran çok altında. Hindistan'da kişi başına düşen yeşil alan miktarı 3 metrekarenin altında. Türkiye'de ise bu oran şehirlere göre değişmekle birlikte, İstanbul gibi metropollerde 2-3 metrekare civarında. Uzmanlar, yeşil alanların korunmasının sadece çevresel değil, aynı zamanda sosyal adalet meselesi olduğunu vurguluyor; çünkü düşük gelirli mahalleler genellikle daha az yeşil alana sahip ve iklim etkilerine karşı daha savunmasız.
Uluslararası iklim anlaşmaları, şehirleri iklim eylem planları oluşturmaya teşvik ediyor. Paris Anlaşması kapsamında birçok şehir, karbon nötr hedefleri belirledi. Ancak bu hedeflere ulaşmak için kentsel yeşil alanların korunması ve genişletilmesi şart. Bengaluru gibi şehirler, ekonomik büyüme ile çevre koruma arasındaki dengeyi kurmakta zorlanıyor. Hindistan hükümeti, 2022'de 'Ulusal Yeşil Hindistan Misyonu' kapsamında kentsel ormanları artırma sözü verdi ancak uygulama yavaş ilerliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hızla kentleşen ve iklim değişikliğinden olumsuz etkilenen bir ülke olarak Bengaluru'nun deneyiminden ders çıkarmalı. İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyükşehirlerde yeşil alan kaybı ve artan sıcaklıklar benzer bir tehdit oluşturuyor. Özellikle İstanbul'da kentsel dönüşüm projeleri ve mega altyapı çalışmaları, mevcut park ve bahçeleri baskı altına alıyor. Türkiye'nin iklim hedefleri doğrultusunda kentsel yeşil altyapıyı güçlendirmesi, hem halk sağlığı hem de enerji verimliliği açısından kritik. Ayrıca, yerel yönetimlerin iklim direnci planlamalarında yeşil alanları önceliklendirmesi, gelecekteki sıcak hava dalgalarına karşı koruma sağlayacaktır. Bu bağlamda, Bengaluru'daki sivil toplum hareketleri, Türkiye'deki kentsel çevre mücadelelerine ilham verebilir.