Londra'nın İşçi Partisi yönetimindeki Hammersmith ve Fulham Belediyesi, merkezi hükümetin bütçe kesintileri nedeniyle mevcut hizmetleri sürdürebilmek için council tax (belediye vergisi) oranlarını %150'ye kadar artırmak zorunda kalabileceği uyarısında bulundu. Belediye, karşı karşıya olduğu mali tabloyu 'yaşanan en büyük finansal zorluk' olarak nitelendirdi.
Mali Krizin Arka Planı
Hammersmith ve Fulham Belediyesi'nin açıklamasına göre, merkezi hükümetin son yıllarda yerel yönetimlere yaptığı fon kesintileri, belediyenin sunduğu sosyal bakım, çöp toplama, yol bakımı ve kütüphane gibi temel hizmetleri finanse etmesini neredeyse imkânsız hale getirdi. Belediye yetkilileri, enflasyonun ve artan hizmet talebinin de baskıyı artırdığını belirtiyor.
İşçi Partisi'nin kalesi olarak bilinen belediye, son yıllarda benzer uyarıları dile getiren diğer Londra belediyeleri arasında yer alıyor. Ancak %150'lik bir artış oranı, şimdiye kadar telaffuz edilen en yüksek oranlardan biri. Belediye, bu artışı yapmaması halinde yasal olarak zorunlu hizmetleri bile yerine getiremeyeceğini savunuyor.
İngiltere'de yerel yönetimler, merkezi hükümetin belirlediği sınırlar dahilinde council tax oranlarını artırabiliyor. Normalde %5'in üzerindeki artışlar için yerel halkın referandumla onay vermesi gerekiyor. Ancak mali sıkıntı içindeki belediyeler, hükümetten özel izin alarak bu sınırın üzerine çıkabiliyor. Hammersmith ve Fulham'ın %150 gibi rekor bir artış için özel izin talebinde bulunup bulunmayacağı henüz netleşmedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İngiltere'de yerel yönetimlerin mali krizi, ülke genelinde artan bir sorun. Son yıllarda birçok belediye fiilen iflas ettiğini açıkladı. Bunlar arasında Birmingham, Woking ve Thurrock gibi büyük şehirler de bulunuyor. Hükümetin kemer sıkma politikaları, COVID-19 pandemisinin yarattığı ek maliyetler ve enflasyon, belediyelerin borç yükünü artırdı.
Bu durum, sadece Birleşik Krallık'la sınırlı değil. Küresel ölçekte birçok ülkede yerel yönetimler benzer baskılarla karşı karşıya. Merkezi hükümetlerin pandemi sonrası artan borçları azaltmak için yerel bütçeleri kısmaya gitmesi, yerel hizmetlerin kalitesini düşürüyor ve vatandaşlar üzerindeki vergi yükünü artırıyor. Bu durum, özellikle düşük gelirli bölgelerde sosyal eşitsizliği derinleştiriyor.
İngiltere özelinde, iktidardaki Muhafazakâr Parti hükümeti, yerel yönetimlerin daha verimli çalışması gerektiğini savunuyor. Ancak muhalefetteki İşçi Partisi, hükümetin yerel hizmetleri kasıtlı olarak zayıflattığını ve sorumluluğu belediyelere yıktığını öne sürüyor. Önümüzdeki genel seçimler öncesinde bu tartışma, seçmen nezdinde önemli bir gündem maddesi haline gelebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'de yerel yönetimlerin yaşadığı mali kriz, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, küresel ekonomik trendler açısından önemli ipuçları sunuyor. Türkiye'de de belediyeler, merkezi hükümetten aktarılan kaynaklar ve öz gelirleriyle hizmet üretiyor; artan enflasyon ve deprem gibi olağanüstü harcamalar, yerel bütçeleri zorluyor. İngiltere'deki gelişmeler, merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasındaki kaynak paylaşımının ne kadar kritik olduğunu gösteriyor. Ayrıca, Batı'daki bu tür mali sıkıntılar, Türkiye'nin ekonomik istikrarını koruması ve kamu maliyesini disiplinli yönetmesi gerektiğine dair bir hatırlatıcı olarak okunabilir.