İsrail ile Hamas arasındaki çatışmaların altıncı ayına girilirken, İran'da halkın umutsuzluğu giderek artıyor. Ekonomik krizin savaş nedeniyle daha da derinleştiği ülkede, halk artık ABD Başkanı Donald Trump'ın niyetlerine de güvenmiyor. Tahran'da yaşayan bir esnaf, 'Artık ne siyasi ne de ekonomik olarak hiçbir şeyden umudumuz kalmadı' diyor. İran'da dolar kuru rekor kırmış, enflasyon yüzde 50'nin üzerine çıkmış durumda. Savaşın bölgesel bir çatışmaya dönüşme riski ise İranlıların gelecek endişesini daha da artırıyor.
Ekonomik Çöküş ve Savaşın Ağır Yükü
İran ekonomisi, son yıllarda uygulanan yaptırımların da etkisiyle zaten zor durumdaydı. Ancak 7 Ekim'de başlayan İsrail-Hamas savaşı, ekonomik krizi daha da derinleştirdi. İran riyali, dolar karşısında tarihinin en düşük seviyelerini görürken, temel gıda ürünlerinin fiyatları her geçen gün artıyor. İran Merkez Bankası'nın müdahaleleri ise yetersiz kalıyor. Uzmanlar, savaşın uzaması halinde İran'ın ekonomik olarak daha da zor duruma düşeceğini belirtiyor.
Savaşın bölgeye yayılma riski, İran'ın petrol ihracatını da olumsuz etkiliyor. Hürmüz Boğazı'nın kapatılması tehdidi, petrol fiyatlarını yükseltiyor ancak İran'ın kendi ihracatı üzerinde de baskı oluşturuyor. Bu durum, İran'ın döviz gelirlerini azaltarak ekonomik krizi daha da derinleştiriyor. İran hükümeti, sübvansiyonları kısmak zorunda kalırken, halkın alım gücü hızla düşüyor.
Trump'a Güvensizlik ve Siyasi Belirsizlik
İranlılar, Trump yönetiminin bölgedeki politikalarına da büyük bir şüpheyle yaklaşıyor. Trump'ın İran'a yönelik 'maksimum baskı' politikasını yeniden devreye sokacağı konuşulurken, Tahran yönetimi müzakere masasına oturmaya sıcak bakmıyor. İran halkı ise ABD'nin savaş çığırtkanlığı yaptığını ve asıl amacının rejim değişikliği olduğunu düşünüyor. Bu güvensizlik ortamı, siyasi belirsizliği artırırken, halkın gelecek kaygısını da besliyor.
İran'da dini liderlik ve muhafazakâr kanat, halkı 'dış düşmanlara' karşı birleşmeye çağırıyor ancak geniş halk kitleleri bu söylemlere artık itibar etmiyor. İran'da yapılan bazı anketler, halkın büyük bir bölümünün ülkenin gidişatından memnun olmadığını ve hükümetin politikalarını onaylamadığını gösteriyor. Bu durum, ülkede toplumsal bir patlama riskini de beraberinde getiriyor.
Bölgesel Sonuçlar ve İran'ın Stratejik Konumu
İran, savaşın başlangıcından bu yana Hamas ve Hizbullah gibi müttefiklerine destek veriyor ancak doğrudan çatışmaya girmekten kaçınıyor. Bu durum, İran'ın bölgedeki nüfuzunu koruma çabası ile kendi ekonomik çıkarları arasında bir denge kurmaya çalıştığını gösteriyor. Ancak savaşın uzaması, İran'ın müttefikleri üzerindeki baskıyı artırırken, İran'ın bölgesel stratejisini de zorluyor.
Uzmanlar, İran'ın savaştan en çok etkilenen ülkelerden biri olduğuna dikkat çekiyor. Hem müttefiklerine verdiği destek hem de ekonomik kriz, İran'ı zor bir duruma sokmuş durumda. Ülke içinde artan hoşnutsuzluk, rejimin geleceği konusunda da soru işaretleri yaratıyor. Ancak rejim, güvenlik güçleri ve istihbarat ağı sayesinde muhalefeti bastırmayı başarıyor. Yine de halkın umutsuzluğu, ülkedeki toplumsal dokuyu derinden etkiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'daki bu siyasi ve ekonomik istikrarsızlık, Türkiye için de önemli sonuçlar doğurabilir. İran, Türkiye'nin komşusu olması nedeniyle yaşanan gelişmeler doğrudan sınır güvenliğini ve bölgesel istikrarı etkileyebilir. Ayrıca, İran'daki olası bir toplumsal çöküş, mülteci akınlarına ve sınır ötesi operasyonlara neden olabilir. Türkiye, İran ile enerji ticaretinde de belirli bir bağımlılığa sahiptir; ekonomik kriz, enerji arz güvenliğini riske atabilir. Türkiye'nin, bölgedeki değişimleri yakından takip ederek diplomatik ve ekonomik önlemleri şimdiden alması, olası olumsuz etkileri en aza indirmek açısından önemlidir.