İran'ın önde gelen foto muhabirlerinden Yalda Moaiery, ülkedeki protestoları ve kadınların yaşamını belgeleme çalışmaları nedeniyle 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanıyor. Moaiery'nin avukatı tarafından yapılan açıklamaya göre, foto muhabiri hakkında açılan davada 15 yıl hapis cezası talep ediliyor. İran'ın Ulusal Gazeteciler Günü olarak kutlanan 12 Ağustos Cumartesi günü öğrenildiği bildirilen karar, uluslararası basın özgürlüğü örgütlerinin tepkisini çekti. Moaiery, daha önce de birçok kez gözaltına alınmış ve kısa süreli tutukluluklar yaşamıştı. Uzmanlar, bu davanın İran'da bağımsız gazeteciliğe yönelik baskıların arttığı bir dönemde geldiğine dikkat çekiyor.
Dava süreci ve suçlamalar
Yalda Moaiery hakkındaki dava, Tahran Devrim Mahkemesi'nde görülüyor. İranlı yetkililer, foto muhabirini 'ulusal güvenliğe karşı suç' ve 'ülke içinde karışıklık çıkarmak'la suçluyor. Moaiery'nin özellikle 2022 yılında Mahsa Amini'nin ölümünün ardından başlayan ve 'Kadın, Yaşam, Özgürlük' sloganıyla ülke geneline yayılan protestoları görüntülediği belirtiliyor. Bu görüntülerin, uluslararası medya kuruluşları tarafından yayınlanmasının ardından İranlı yetkililer Moaiery'yi hedef almıştı.
Moaiery'nin avukatı, müvekkilinin suçlamaları reddettiğini ve yaptığı işin sadece gazetecilik olduğunu söyledi. Avukat ayrıca, Moaiery'nin sağlık durumunun kötüleştiğini ve bu nedenle tahliye edilmesi gerektiğini belirtti. İran'da gazetecilere yönelik bu tür davaların arttığını belirten uluslararası insan hakları örgütleri, Moaiery'nin serbest bırakılması için kampanya başlattı.
Yalda Moaiery, kariyeri boyunca İran'daki kadın hakları mücadelesini ve toplumsal muhalefeti belgelemesiyle tanınıyor. Çalışmaları, dünya genelinde birçok ödüle layık görüldü. Ancak bu çalışmalar, İran'daki muhafazakar yönetim tarafından sürekli olarak 'rejim karşıtı propaganda' olarak nitelendirildi. Moaiery, daha önce de 2018 ve 2021 yıllarında kısa süreliğine gözaltına alınmıştı.
İran'da basın özgürlüğü mücadelesi
İran, Basın Özgürlüğü Endeksi'nde dünyada 178 ülke arasında 176. sırada yer alıyor. Ülkede son yıllarda özellikle bağımsız gazetecilere yönelik baskıların arttığı gözlemleniyor. Mahsa Amini protestolarının ardından yüzlerce gazeteci ve aktivist gözaltına alındı, birçoğu hapis cezasına çarptırıldı. Moaiery'nin davası, bu baskıların en son örneği olarak görülüyor.
Uluslararası Af Örgütü ve Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) gibi kuruluşlar, Moaiery'nin derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu. RSF, yaptığı açıklamada, 'İran yönetimi, gerçekleri belgeleyen gazetecileri susturmak için her yolu deniyor. Bu dava, basın özgürlüğüne yönelik en ağır saldırılardan biri' ifadelerini kullandı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin komşusu İran'daki iç siyasi baskıların boyutunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Türkiye, İran ile ekonomik ve diplomatik ilişkilerini sürdürürken, bölgedeki insan hakları ihlallerine karşı duyarlılığını koruyor. Moaiery'nin davası, İran'daki istikrarsızlığın ve toplumsal huzursuzluğun derinleştiğine işaret ediyor. Bu durum, Türkiye'nin güvenlik ve göç politikaları açısından önem taşıyor. Ayrıca, İran'daki baskıcı uygulamalar, Türkiye'nin bölgesel aktörlerle ilişkilerinde insan hakları konusundaki tutarlılığını test ediyor. Türkiye'nin, uluslararası toplumla birlikte bu tür davalara karşı ortak bir duruş sergilemesi, bölgesel istikrarın sağlanmasına katkı sağlayabilir.