İran, ABD ve İsrail arasındaki gerilim, 100 gün önce başlayan ve hala devam eden bir dizi füze saldırısı ve diplomatik girişimle şekilleniyor. Tahran yönetimi, askeri operasyonlar ile masadaki müzakereleri aynı anda yürütürken, bu ikili strateji bölgedeki güç dengelerini sarsmaya devam ediyor. Çatışmaların başlamasından bu yana İran, İsrail'in stratejik noktalarına ve ABD'nin bölgedeki üslerine yönelik bir dizi füze saldırısı düzenlerken, aynı zamanda dolaylı müzakereler için de zemin yokluyor. Ancak taraflar arasında henüz bir atılım sağlanabilmiş değil.
Çatışmanın arka planı ve tırmanma süreci
İran'ın nükleer programı ve bölgesel nüfuzu konusunda yıllardır süren anlaşmazlık, yaklaşık üç ay önce bir dizi askeri çatışmaya dönüştü. Tahran, İsrail'in Suriye'deki hedeflerine yönelik artan saldırılarına karşılık olarak, İsrail'in kuzeyine ve Golan Tepeleri'ne yönelik yoğun bir füze bombardımanı başlattı. ABD ise İsrail'in yanında yer alarak Körfez'deki deniz varlığını artırdı ve İran'ın petrol ihracatına yönelik yeni yaptırımlar uyguladı. İran, bu yaptırımlara Hürmüz Boğazı'nda ticari gemilere yönelik tacizlerle yanıt verirken, uluslararası toplum endişeyle izliyor. Taraflar arasında zaman zaman dolaylı görüşmeler yapıldığı bildirilse de, bu görüşmeler somut bir sonuç vermedi.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu çatışma, sadece İran, ABD ve İsrail arasında değil, aynı zamanda Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi Körfez ülkelerini de etkiliyor. Suudi Arabistan, İran'ın Yemen'deki Husilere verdiği destekten rahatsızken, BAE ise İran'la ticari ilişkileri sürdürme konusunda ikilem yaşıyor. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, tarafları itidale çağırırken, Rusya ve Çin, ABD'nin bölgedeki varlığını eleştiriyor. Öte yandan, çatışmanın uzaması küresel petrol fiyatlarını yükseltirken, enerji piyasalarında belirsizlik yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la komşu olması ve enerji ihtiyacının bir kısmını İran'dan karşılaması nedeniyle bu çatışmadan doğrudan etkileniyor. Ayrıca Türkiye, Suriye ve Irak'ta İran destekli gruplarla mücadele ederken, aynı zamanda ABD ve İsrail'le de dengeli bir ilişki yürütmeye çalışıyor. Bu kriz, Türkiye'nin enerji güvenliği ve sınır güvenliği açısından risk oluştururken, Ankara'nın arabuluculuk girişimlerini de zorlaştırıyor. Türkiye, hem İran'la diyaloğu sürdürmek hem de ABD ve İsrail'le stratejik ortaklığını korumak arasında hassas bir denge kurmak durumunda.