ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın nükleer müzakerelere dönmemesi halinde önümüzdeki hafta İran'ın köprülerine ve enerji santrallerine hava saldırıları düzenleyeceğini açıkladı. Trump'ın bu tehdidi, ABD'nin Yemen'deki Husilere yönelik yeni hava saldırıları dalgasıyla eş zamanlı geldi. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, İran'ın bölgedeki vekil güçler aracılığıyla ticaret yollarını hedef alma ihtimaline karşı ABD Donanması'nın Körfez'deki varlığını artırdığı belirtildi. İran Dışişleri Bakanlığı ise yaptığı yazılı açıklamada, 'Her türlü saldırıya orantılı ve kararlı bir yanıt vereceğiz' ifadelerini kullandı.
Gelişmenin arka planı
ABD ile İran arasındaki gerilim, Trump yönetiminin 2018'de nükleer anlaşmadan çekilmesinin ardından giderek tırmanıyor. İran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini anlaşma öncesi seviyelerin çok üzerine çıkarırken, ABD de 'maksimum baskı' politikası kapsamında yaptırımları artırmıştı. Trump'ın son tehdidi, İran'ın Şubat ayında İsviçre'de ABD'li müzakerecilerle gayriresmi görüşmeleri reddetmesinin ardından geldi. Beyaz Saray kaynaklarına göre Trump, İran'ın 'savaş oyunları oynadığını' belirterek, askeri seçenekleri masadan kaldırmadığını vurguladı.
Uzmanlar, Trump'ın köprü ve enerji santrali hedeflerine yönelik tehdidini, İran'ın sivil altyapısını hedef alarak Tahran yönetimini ekonomik ve lojistik açıdan zor durumda bırakma stratejisi olarak yorumluyor. İran'ın doğalgaz ve elektrik şebekesinin büyük bölümü eskiyen altyapı nedeniyle zaten kırılgan durumda. ABD'nin bu tür bir saldırısı, İran'da elektrik kesintilerine ve sanayi üretiminde düşüşe neden olabilir. Ancak Washington'daki bazı analistler, böyle bir adımın bölgesel bir savaşı tetikleyebileceği uyarısında bulunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran'ın ticaret yollarını kapatma tehdidi özellikle Hürmüz Boğazı ve Bab el-Mendeb Boğazı gibi stratejik geçiş noktalarını hedef alıyor. Dünya petrol arzının yaklaşık %20'si Hürmüz Boğazı'ndan geçerken, Bab el-Mendeb, Süveyş Kanalı'na giden deniz yolunun kilit noktası konumunda. İran'ın vekil gücü Yemen'deki Husiler, son aylarda Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırılarını artırmıştı. ABD'nin Yemen'e yönelik yeni hava saldırıları, Husilerin bu saldırı kapasitesini zayıflatmayı hedefliyor. Ancak uzmanlar, İran'ın doğrudan askeri müdahalesi halinde bölgesel bir deniz ticaret savaşının kaçınılmaz olabileceğini belirtiyor.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), bölgeye ek savaş gemileri ve denizaltılar konuşlandırdığını duyurdu. Bu hamle, hem İran'ı caydırmayı hem de mevcut ticaret yollarının güvenliğini sağlamayı amaçlıyor. Çin, Rusya ve Avrupa Birliği, taraflara itidal çağrısında bulunurken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, gerilimin daha da artması halinde kendi enerji ihracatlarının etkileneceği endişesiyle diplomatik çözüm arayışlarını hızlandırdı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran geriliminin tırmanması, Türkiye için hem ekonomik hem de güvenlik açısından kritik sonuçlar doğurabilir. Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü İran ve Irak üzerinden temin ederken, Basra Körfezi'ndeki olası bir deniz trafiği kesintisi doğrudan enerji maliyetlerine yansıyacaktır. Ayrıca, İran sınırındaki güvenlik durumu ve PKK bağlantılı unsurların bu tür krizlerde istismar edilme riski, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki askeri angajmanlarını daha karmaşık hale getirebilir. Ankara, hem ABD hem de İran ile diyalog kanallarını açık tutarak, krizin bölgesel bir savaşa dönüşmesini engellemeye çalışacak gibi görünüyor.