İran Dışişleri Bakanlığı, Kanada'nın ABD'nin İran'a yönelik askeri operasyonlarına verdiği desteği sert bir dille eleştirdi. Tahran yönetimi, Ottawa'nın bu tutumunun bölgesel istikrarı tehdit ettiğini ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirtti. İranlı yetkililer, Kanada'nın ABD'nin savaş politikalarına ortak olmasının, iki ülke arasındaki ilişkileri daha da germekten başka bir işe yaramayacağını ifade etti.
Gelişmenin arka planı
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, yaptığı yazılı açıklamada, Kanada'nın son dönemde ABD'nin İran'a yönelik baskı ve tehdit politikalarına açık destek verdiğini, bunun da kabul edilemez olduğunu vurguladı. Bekayi, Kanada'nın bu tutumunun, uluslararası hukuk ve BM Şartı'na aykırı olduğunu ve bölgede gerilimi artırdığını söyledi.
Kanada hükümeti ise daha önce ABD ile koordineli hareket ettiğini ve İran'ın bölgesel faaliyetlerinden endişe duyduğunu açıklamıştı. Ottawa'nın özellikle İran'ın nükleer programı ve balistik füze çalışmaları konusunda Washington'la aynı çizgide yer aldığı biliniyor. Ancak İran, bu iddiaları reddederek, Kanada'nın yaklaşımının bağımsız bir dış politikadan uzak olduğunu savunuyor.
İran ile Kanada arasındaki diplomatik ilişkiler, 2012 yılında Tahran'daki Kanadalı diplomatların sınır dışı edilmesiyle kopma noktasına gelmişti. Son yıllarda ise iki ülke arasında doğrudan diyalog kanalları bulunmuyor. Bu nedenle Tahran'ın açıklaması, ilişkilerin normalleşmesi yönündeki umutları da olumsuz etkileyebilir.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu açıklama, ABD'nin İran'a yönelik maksimum baskı politikasını sürdürdüğü bir dönemde geldi. Washington, İran'ın nükleer tesislerine yönelik askeri seçenekleri masada tutarken, müttefiklerini de bu sürece dahil etmeye çalışıyor. Kanada'nın bu süreçte ABD'nin yanında yer alması, İran'ın uluslararası alanda yalnızlaştığı algısını güçlendirse de Tahran yönetimi, bu tür açıklamalarla kararlılığını gösteriyor.
Bölge ülkeleri arasında ise İran-Kanada gerilimi, Körfez bölgesindeki mevcut güvenlik endişelerini daha da artırıyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler, Kanada'nın tutumunu desteklerken, Katar ve Umman gibi ülkeler ise diyalog ve diplomasiden yana. Bu da bölgesel bloklaşmayı derinleştiriyor.
Öte yandan, Kanada'nın ABD'nin yanında yer alması, Ottawa'nın bağımsız dış politika izleme kapasitesini sorgulatan bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, Kanada'nın özellikle insan hakları ve uluslararası hukuka vurgu yapan geleneksel dış politikasıyla çelişen bu tutumunun, ülke içinde de eleştirilere yol açabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la komşu olması ve bölgesel istikrarın sağlanmasına verdiği önem nedeniyle bu gelişmeyi yakından takip ediyor. Türkiye, ABD'nin İran'a yönelik ekonomik yaptırımlarını ve askeri tehditlerini bölge güvenliği için tehdit olarak görüyor. Ankara, Tahran'la enerji alanında güçlü bağlara sahip; bu nedenle İran'la ilişkilerin daha da gerilmesi, Türkiye'nin enerji ithalatını ve bölgesel ticaretini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, İran'la iş birliği halinde olduğu Suriye ve Irak dosyalarında, Kanada'nın ABD'ye verdiği bu desteğin bölgesel gerilimi artırarak yeni göç dalgalarına ve güvenlik risklerine yol açabileceğini düşünüyor. Ankara'nın bu konuda diplomatik inisiyatifler geliştirmesi ve bölgesel diyaloğu teşvik etmesi bekleniyor.