İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, düzenlediği haftalık basın toplantısında, ABD'nin 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA) olarak bilinen nükleer anlaşma kapsamındaki mutabakat zaptı (MOU) yükümlülüklerine uymaması halinde İran'ın "karşılıklı eylem" başlatacağı uyarısında bulundu. Kenani, "Tarafların taahhütlerini görmezden gelmesi kabul edilemez. Eğer ABD yükümlülüklerini yerine getirmezse, biz de gerekli karşılıklı adımları atmakta tereddüt etmeyiz" ifadelerini kullandı. Açıklama, ABD ile İran arasında dolaylı müzakerelerin yeniden başlamasına yönelik artan beklentilerin gölgesinde geldi.
Gelişmenin arka planı
JCPOA, 2015 yılında İran ile ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Rusya ve Çin arasında imzalanmış, uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin kısıtlanması karşılığında yaptırımların kaldırılmasını öngörüyordu. Ancak eski ABD Başkanı Donald Trump, 2018'de anlaşmadan tek taraflı çekilerek Tahran'a yönelik ağır yaptırımları yeniden uygulamaya koydu. Biden yönetimi anlaşmaya dönüş sinyali verse de, müzakereler tıkanmış durumda. İran, anlaşmanın 2018 sonrası geçersiz hale geldiğini savunarak uranyum zenginleştirme seviyesini %60'a çıkardı; bu oran bir nükleer bomba üretimi için gereken yaklaşık %90 seviyesine oldukça yakın. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), İran'ın zenginleştirme faaliyetlerini denetleme konusunda sınırlı erişime sahip olduğunu rapor etmişti.
Kenani, ABD'nin mutabakat zaptı kapsamındaki taahhütlerinin net olduğunu, ancak Washington'un bu taahhütleri yerine getirmediğini belirtti. Ayrıca, Avrupa Birliği ve diğer tarafların arabuluculuk çabalarının şu ana kadar sonuçsuz kaldığını ifade etti. İran, anlaşmanın eski haline getirilmesi için yaptırımların tamamen ve doğrulanabilir şekilde kaldırılmasını şart koşuyor; ABD ise İran'ın nükleer programındaki geri dönülmez adımları tersine çevirmesini talep ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, Orta Doğu'da artan gerginliklerin ortasında gerçekleşiyor. İsrail, İran'ın nükleer tesislerine yönelik olası saldırı seçeneklerini değerlendirirken, İran destekli Husiler Kızıldeniz'de ticari gemilere saldırılarını sürdürüyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, bölgede istikrar için anlaşmanın yeniden canlandırılmasını desteklerken, ABD'nin Çin ve Rusya ile rekabeti bağlamında İran dosyası daha karmaşık bir hal alıyor. Rusya, Ukrayna savaşı nedeniyle Batı ile ilişkilerinin bozulması sonrası İran'la askeri iş birliğini artırırken, Çin de Tahran'la stratejik ortaklık anlaşması imzalamış durumda. Eğer ABD ve İran yeni bir diplomatik krize sürüklenirse, bu durum küresel petrol fiyatlarını ve enerji güvenliğini doğrudan etkileyebilir. Uzmanlar, Tahran'ın "karşılıklı eylem" tehdidinin, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini daha da artırmak veya UAEA denetimlerini tamamen durdurmak anlamına gelebileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la komşu olarak nükleer anlaşmanın akıbetinden doğrudan etkileniyor. Anlaşmanın çökmesi halinde bölgesel bir silahlanma yarışı tetiklenebilir; bu da Türkiye'nin sınır güvenliğini ve enerji ithalatını olumsuz etkileyebilir. Türkiye, doğal gazının önemli bir kısmını İran'dan ithal ediyor ve olası bir krizde enerji fiyatlarının yükselmesi ekonomiyi zora sokabilir. Ayrıca, ABD'nin yaptırımlarına rağmen İran'la ticareti sürdüren Türkiye, Washington ile Ankara arasında ek bir gerginlik kaynağı haline gelebilir. Bu nedenle Ankara, JCPOA'nın yeniden canlandırılmasını desteklerken, hem Tahran'la hem de Washington'la diyaloğu sürdürmeye çalışıyor.