İran'da savaşın tetiklediği enflasyon ve ekonomik kriz, halkın temel gıda ürünlerine erişimini giderek zorlaştırıyor. Rafların dolu olmasına rağmen alım gücü hızla düşen Tahranlılar, et, süt ürünleri ve meyve gibi temel besinlerin artık lüks haline geldiğini söylüyor. Hükümetin gıda kuponu dağıtmak ve asgari ücreti artırmak gibi önlemleri, yükselen fiyatlar karşısında yetersiz kalıyor.
Gelişmenin Arka Planı: Savaş ve Yaptırımların Kısıkacında İran Ekonomisi
İran ekonomisi, bir yandan ABD ve Batı'nın uyguladığı ağır yaptırımlar, diğer yandan bölgedeki savaşların küresel emtia fiyatlarını yukarı çekmesiyle çifte baskı altında. Ukrayna savaşı sonrası buğday, arpa ve ayçiçeği yağı gibi temel ürünlerde yaşanan fiyat artışı, İran gibi net gıda ithalatçısı ülkeleri doğrudan etkiliyor. İran'da gıda enflasyonu son bir yılda yüzde 60'ı aşarken, resmi verilere göre nüfusun neredeyse üçte biri yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Tahran'da bir markette dört kişilik bir ailenin aylık gıda harcaması, asgari ücretin iki katına ulaşmış durumda.
DW'ye konuşan Tahranlı bir ev hanımı, "Kilosu 600 bin riyale satılan dana etini artık alamıyoruz. Altı ay önce yarı fiyatındaydı. Çocuklarımıza haftada bir kez ancak et verebiliyoruz" dedi. Başka bir Tahranlı ise hükümetin dağıttığı gıda kuponlarının yalnızca bir ay yetecek kadar pirinç ve yağ içerdiğini, bunun da kalitesiz olduğunu belirtti. İranlı yetkililer, ekonomik baskıları hafifletmek için asgari ücreti yüzde 25 artırdı ancak bu artış enflasyon karşısında eridi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Ekonomik Kriz İran'ın İç İstikrarını da Sarsıyor
İran'daki ekonomik sıkıntılar, sadece halkın refahını değil, aynı zamanda ülkenin siyasi istikrarını da tehdit ediyor. 2019'da benzin zammıyla başlayan kitlesel protestoların benzeri, bugün gıda fiyatlarındaki artış nedeniyle yeniden tetiklenebilir. Uzmanlar, ekonomik memnuniyetsizliğin rejim karşıtı hareketleri beslediğine dikkat çekiyor. Ayrıca İran'ın Nükleer Anlaşma müzakerelerinde eli zayıflıyor; ABD ve Avrupa, yaptırımları hafifletme konusunda isteksiz davranıyor. Bölgesel olarak, İran'ın zayıflaması Irak, Lübnan ve Yemen'deki vekil güçlerini de etkiliyor. Ekonomik kriz, İran'ın dış politikada daha agresif veya daha uzlaşmacı olmasına yol açabilir; her iki senaryo da bölgesel dengeleri değiştirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'daki ekonomik kriz, Türkiye için hem bir risk hem de fırsat barındırıyor. İran'da artan gıda fiyatları ve yoksullaşma, Türkiye'nin İran'a yönelik ihracatını olumsuz etkileyebilir; çünkü İranlı tüketiciler Türk ürünlerine olan talebini kısabilir. Öte yandan, İran'ın enerji maliyetlerindeki artış, Türkiye üzerinden Avrupa'ya yapılan enerji ticaretinde İran'ı daha az rekabetçi hale getirebilir. Güvenlik boyutunda ise, İran'daki iç karışıklıklar sınır güvenliğini tehdit edebilir ve İran'ın terör örgütleriyle mücadelesini zayıflatabilir. Dolayısıyla Ankara, Tahran'daki gelişmeleri yakından takip etmeli, ekonomik iş birliği kanallarını açık tutarken olası istikrarsızlık senaryolarına karşı hazırlıklı olmalıdır.