İran Dışişleri Bakanlığı, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in bir gün önce yaptığı 'Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) müfettişlerinin İran'ın hasar gören nükleer tesislerinde denetim yapması için görüşmelerin yakında başlayacağı' yönündeki açıklamasını yalanladı. Tahran yönetimi, böyle bir planın bulunmadığını ve UAEA ile herhangi bir yeni teftiş anlaşmasına varılmadığını duyurdu. Bu gelişme, Natanz ve Fordow tesislerine yönelik iddia edilen saldırının ardından tırmanan gerilimde yeni bir diplomatik krizi işaret ediyor.
Vance'in Açıklaması ve Tahran'dan Yalanlama
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, önceki gün Fox News'a verdiği röportajda, 'UAEA müfettişlerinin İran'ın nükleer tesislerine erişim sağlaması için görüşmelerin an meselesi olduğunu' ileri sürmüştü. Vance, 'Müfettişlerin bölgeye gitmesi konusunda somut adımlar atılıyor. Bu, şeffaflık ve güven inşası için kritik bir adım olacak' ifadelerini kullanmıştı. Ancak İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, yaptığı yazılı açıklamada bu iddiaları kesin bir dille reddetti. Bekayi, 'ABD Başkan Yardımcısı'nın bahsettiği türden bir teftiş planı bulunmamaktadır. UAEA ile rutin temaslarımız elbette vardır ancak olağanüstü bir denetim gündemimiz yoktur' dedi.
Sözcü, İran'ın nükleer faaliyetlerinin UAEA'nın denetiminde olduğunu ancak 'hasar gören tesisler' iddiasının 'asılsız' olduğunu vurguladı. Bekayi, 'Nükleer tesislerimiz tam güvenlik altındadır ve herhangi bir hasar söz konusu değildir. ABD'li yetkililerin bu tür açıklamaları kamuoyunu yanıltmaya yöneliktir' ifadelerini kullandı. İran devlet televizyonu da haberi 'Vance'in yalanı' olarak nitelendirdi ve 'ABD'nin İran karşıtı propagandasının bir parçası' yorumunu yaptı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu diplomatik çekişme, İsrail'in İran'ın Natanz tesislerine yönelik Nisan 2024'te düzenlediği iddia edilen saldırının ardından geldi. İran, saldırıda ağır hasar oluştuğunu kabul etmese de uydu görüntüleri tesiste ciddi hasar olduğunu gösteriyordu. ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini yakından takip ederken, UAEA Başkanı Rafael Grossi geçtiğimiz hafta iki ülkeyi de kapsayan bir bölge turu yapmıştı. Grossi, Tahran'da İranlı yetkililerle görüşmüş ancak herhangi bir anlaşma duyurulmamıştı.
Analistler, Vance'in açıklamasını ABD yönetiminin İran'a yönelik diplomatik baskıyı artırma stratejisi olarak yorumluyor. Washington, İran'ın nükleer programa ilişkin şeffaflığını artırmasını ve UAEA'ya tam erişim sağlamasını talep ediyor. Ancak Tahran, bu tür talepleri 'casusluk girişimi' olarak nitelendiriyor. Trump yönetiminin 'maksimum baskı' politikasına dönüş sinyalleri verdiği bir dönemde bu gerilim, taraflar arasında yeni bir kriz yaratabilir. Öte yandan, Rusya ve Çin'in arabuluculuk çabaları da şu ana kadar somut bir sonuç vermedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'ın nükleer programı konusunda uzun süredir diplomasiyi önceleyen bir pozisyon benimsiyor. Taraflar arasında yaşanan bu son söz düellosu, Ankara'nın bölgedeki denge politikasını zorlayabilir. Türkiye, bir yandan İran'la enerji ve ticaret ilişkilerini sürdürürken, diğer yandan ABD ve Batı ile ittifak bağlarını korumaya çalışıyor. UAEA teftişleri konusundaki bu ihtilaf, Türkiye'nin nükleer enerji santrali Akkuyu'nun IAEA denetimleri açısından da emsal teşkil edebilir. Ayrıca, Körfez ülkeleri ve İsrail'le normalleşme sürecinde olan Türkiye, İran'la olası bir askeri çatışmanın bölgesel etkilerinden endişe duyuyor. Ankara'nın bu krizde ılımlı bir dil kullanarak iki tarafı da diyaloğa davet etmesi bekleniyor.