Washington merkezli düşünce kuruluşu Quincy Institute'un kurucu ortağı ve başkan yardımcısı Trita Parsi, Çin'in ABD ve İsrail ile artan gerilimler karşısında izlediği ince denge politikasını yakından takip eden isimlerden biri. Parsi, Çin'in Ortadoğu'daki çıkarlarını korumak ile ABD ile ilişkilerini tamamen germemek arasında bir yol izlemeye çalıştığını belirtiyor. İran-ABD ilişkileri ve İran dış politikası üzerine uzmanlaşan Parsi, Çin'in bölgedeki artan nüfuzunun, özellikle Tahran ile olan stratejik ortaklığının, mevcut krizde belirleyici bir faktör olduğuna dikkat çekiyor.
Çin'in İran ile Stratejik Ortaklığın Sınırları
Çin, İran'ın en büyük ticaret ortağı konumunda ve 2021'de imzalanan 25 yıllık işbirliği anlaşması, iki ülke arasındaki bağları daha da derinleştirdi. Ancak Parsi'ye göre Çin, İran ile olan ilişkisini ABD ile yaşanabilecek bir krizi göze alacak kadar ileri götürmüyor. Pekin yönetimi, enerji ihtiyacını karşılamak ve Ortadoğu'daki etkinliğini artırmak için Tahran'la işbirliği yaparken, bir yandan da Washington ile ticari ve teknolojik bağlarını korumaya özen gösteriyor. Bu bağlamda Çin, hem İran'a hem de ABD'ye karşı 'pragmatik bir denge' politikası izliyor.
ABD ile İsrail'in İran'a yönelik artan askeri tehditleri, Çin'in bu dengede zorlanmasına neden oluyor. Parsi, Çin'in bölgedeki enerji hatlarının güvenliği ve istikrarı konusunda hassas olduğunu, bu nedenle İran'a yönelik olası bir askeri müdahalenin Pekin'in ulusal çıkarlarını doğrudan tehdit edeceğini vurguluyor. Bu noktada Çin, diplomatik olarak gerilimin düşürülmesi çağrısında bulunuyor ve taraflar arasında arabuluculuk yapmaya istekli görünüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Rekabet mi, İşbirliği mi?
Trita Parsi, Çin'in Ortadoğu'daki yükselişinin yalnızca İran'la sınırlı olmadığını, Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkeleriyle de ekonomik ilişkilerini geliştirdiğini hatırlatıyor. Çin, bölgede ABD'nin boşalttığı alanı doldurma potansiyeline sahip. Ancak Parsi'ye göre Çin, ABD ile küresel ölçekte bir rekabete girmekten kaçınıyor ve bölgedeki varlığını ekonomik kazanımlar üzerinden meşrulaştırmaya çalışıyor. Bu durum, ABD'nin Ortadoğu'daki geleneksel müttefiklerini endişelendirse de, Çin'in pragmatik yaklaşımı bölgede kabul görüyor.
Uzman, Çin'in İsrail ile de ilişkilerini sürdürdüğünü, ancak İsrail'in İran'a yönelik olası bir saldırısının Çin'i zor durumda bırakacağını ifade ediyor. Çin, hem İran ile enerji ve altyapı projelerinde ortaklık yapıyor hem de İsrail ile teknoloji alanında işbirliğini geliştiriyor. Dolayısıyla Çin, iki ülke arasındaki gerilimde taraf olmaktan kaçınarak, kendi çıkarlarını korumak için manevra yapıyor. Bu da Çin'in dış politikasının 'stratejik sabır' ilkesiyle örtüşüyor; Parsi, Çin'in uzun vadede Ortadoğu'da daha etkili bir aktör olma hedefini gerçekleştirmek için acele etmeyeceğini belirtiyor.
Sonuç: Çok Kutuplu Dünyada Çin'in Rolü
Sonuç olarak Trita Parsi, Çin'in ABD ve İsrail ile yaşanan krizde izlediği denge politikasının, yeni bir küresel düzenin habercisi olduğunu savunuyor. Çin, artık yalnızca ekonomik bir güç değil, aynı zamanda diplomatik ve stratejik bir aktör olarak Ortadoğu'da belirleyici olmaya başlıyor. Parsi, bu durumun ABD'nin bölgedeki nüfuzunu azaltacağını, ancak Çin'in bu rolü üstlenirken ihtiyatlı davranacağını ve doğrudan çatışmadan kaçınacağını öngörüyor. Bu analiz, uluslararası ilişkilerde çok kutupluluğun arttığı bir dönemde, bölgesel dinamiklerin küresel güçler arasındaki rekabeti nasıl şekillendirdiğine dair önemli ipuçları sunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in İran ve ABD arasındaki krizde izlediği denge politikası, Türkiye açısından da yakından izlenmesi gereken bir gelişmedir. Türkiye, hem İran ile komşuluk ilişkisine hem de NATO üyesi olarak ABD ile ittifak ilişkisine sahip olması nedeniyle benzer bir denge arayışı içindedir. Bu bağlamda Çin'in bölgedeki etkinliğinin artması, Türkiye'nin Orta Asya ve Kafkasya'daki ekonomik çıkarlarıyla da doğrudan ilintili olabilir. Ayrıca Türkiye, enerji ihtiyacını karşıladığı İran ile ilişkilerini sürdürürken, ABD'nin yaptırım baskılarıyla karşı karşıya kalmaktadır. Bu nedenle Çin'in denge politikasının başarısı, Türkiye'ye benzer stratejiler geliştirmede referans olabilir; ayrıca Çin'in Ortadoğu'da artan rolü, Türkiye'nin bölgesel dış politikasında yeni fırsatlar ve rekabet alanları yaratabilir.