İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ülkesinin nükleer müzakerelerdeki tutumuna ilişkin sert bir açıklama yaparak, savaşın İran'ın teslim olmasıyla sona ermeyeceğini, aksine Amerika Birleşik Devletleri'nin daha fazla talepte bulunacağını söyledi. Kalibaf'ın bu sözleri, Tahran ile Washington arasındaki dolaylı müzakerelerin yeniden başladığı bir dönemde geldi. İranlı yetkili, ülkesinin bağımsızlık ve direniş vurgusu yaparak, müzakere masasında güçlü durmanın önemine işaret etti.
Gelişmenin arka planı
Kalibaf, İran devlet televizyonuna verdiği röportajda, "Savaş, İran'ın teslim olmasıyla bitmez; bilakis düşmanın daha fazla talepte bulunmasına yol açar. Biz direnişimizi sürdürdükçe düşman geri adım atmak zorunda kalır" dedi. Bu açıklama, İran'ın nükleer programı konusunda ABD ve Avrupalı güçlerle yürütülen müzakerelerin kritik bir aşamaya geldiği bir sırada yapıldı. Kalibaf, aynı zamanda İran'ın üst düzey müzakerecisi olarak da görev yapıyor.
İran, 2015 nükleer anlaşmasının (JCPOA) 2018'de ABD tarafından tek taraflı olarak terk edilmesinin ardından uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırmıştı. Tahran, anlaşmanın eski haline getirilmesi için müzakerelerde bulunurken, ABD'nin yaptırımların kalıcı olarak kaldırılması ve güvence verilmesi konusunda ısrarcı. Washington ise İran'ın nükleer faaliyetlerinde geri adım atmasını ve bölgesel milis güçlerine verdiği desteği sonlandırmasını talep ediyor.
Kalibaf'ın sözleri, İran iç siyasetindeki muhafazakar kanadın müzakerelere yönelik şüpheci yaklaşımını yansıtıyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu'na yakınlığıyla bilinen Kalibaf, daha önce de ABD'ye güvenilmemesi gerektiğini vurgulamıştı. Bu açıklama, müzakerelerde ilerleme kaydedilmesini zorlaştırabilecek bir faktör olarak görülüyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Kalibaf'ın açıklamaları, İran'ın nükleer müzakerelerdeki tutumunun yanı sıra bölgesel güç dengesini de etkileyebilecek nitelikte. İran, Ortadoğu'da Yemen'deki Husiler, Lübnan'daki Hizbullah ve Suriye'deki rejim güçleri gibi birçok aktöre destek veriyor. Tahran'ın bu gruplar üzerindeki nüfuzu, İsrail ve Suudi Arabistan başta olmak üzere bölgesel rakipleriyle gerilimi tırmandırıyor.
ABD'nin bölgedeki müttefikleri, İran'ın nükleer programının askeri boyut kazanmasından endişe duyuyor. Kalibaf'ın teslimiyet karşıtı söylemi, İran'ın müzakerelerde esneklik göstermeyeceğinin bir işareti olarak yorumlanabilir. Bu durum, İsrail'in İran'ın nükleer tesislerine yönelik olası bir askeri operasyon ihtimalini gündemde tutuyor.
Öte yandan, Çin ve Rusya'nın İran ile yakın ilişkileri, Batı'nın Tahran'a karşı yaptırım politikasını sınırlandırıyor. Kalibaf'ın sözleri, İran'ın uluslararası alanda yalnızlaşmadığı mesajını da taşıyor. Ancak İran ekonomisi, yaptırımlar ve iç sorunlar nedeniyle zor bir dönemden geçiyor. Bu denklemde, Tahran'ın müzakereci bir dil mi yoksa direniş söylemini mi önceleyeceği, önümüzdeki dönemde bölgesel istikrarı doğrudan etkileyecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'ın nükleer müzakerelerdeki tutumu, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren bir konudur. Türkiye, İran ile komşu olması nedeniyle olası bir askeri çatışma veya yaptırım rejiminden ekonomik ve güvenlik açısından etkilenebilir. Kalibaf'ın teslimiyet karşıtı söylemi, İran'ın müzakere masasında daha sert bir pozisyon alacağını gösteriyor. Bu, Türkiye'nin enerji ticareti ve bölgesel istikrar konularında İran'la iş birliğini zorlaştırabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Katar ve Suudi Arabistan ile yakınlaşması, Tahran'ı endişelendirebilir. Ankara, Tahran'ı düşmanlaştırmadan Batı ile dengeli bir politika izlemek durumundadır.