İran ve Ukrayna, son yıllarda deniz savaşında geleneksel olmayan stratejiler geliştirerek, daha güçlü rakiplerine karşı koymanın yollarını arıyor. Orta Doğu'da Hürmüz Boğazı'nda, Karadeniz'de ise Rusya'ya karşı uygulanan bu asimetrik taktikler, uluslararası deniz güvenliğine yeni bir boyut kazandırıyor. Her iki ülke de, modern donanmalara sahip olmamalarına rağmen, teknolojiyi ve coğrafi avantajlarını kullanarak düşmanlarını zor durumda bırakıyor.
Gelişmenin Arka Planı
İran, yıllardır Hürmüz Boğazı'nda hızlı saldırı botları ve insansız hava araçları (İHA) ile ABD ve müttefiklerine karşı taciz taktikleri uyguluyor. 2023'te ABD Donanması'na ait gemilere yönelik drone saldırıları ve deniz mayınları döşeme tehditleri, bölgedeki tansiyonu artırdı. İran'ın stratejisi, düşmanını bölgede yıpratmak ve boğazın kapatılabileceği mesajını vermek üzerine kurulu.
Ukrayna ise Rusya'nın Karadeniz'deki üstünlüğüne karşı, insansız deniz araçları (İDA) ile önemli başarılara imza attı. 2022-2024 arasında, Rus Karadeniz Filosu'na ait SİHA ve İDA'larla yapılan saldırılarda, Moskva kruvazörü dahil birçok gemi batırıldı veya hasar gördü. Bu saldırılar, Ukrayna'nın denizdeki Rus ablukasını kırmasını ve tahıl ihracatını sürdürmesini sağladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu stratejiler, bölgesel güç dengesini değiştirmenin yanı sıra, küresel deniz ticareti ve enerji arzı üzerinde de doğrudan etkili. Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol sevkiyatlarının kesintiye uğraması, küresel enerji fiyatlarını olumsuz etkileyebilir. Karadeniz'deki gerginlik ise tahıl koridoru anlaşmasını zayıflatabilir. Ayrıca, bu asimetrik savaş yöntemleri, diğer bazı ülkeler tarafından da örnek alınarak deniz savaşlarının geleceğini şekillendirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmeler, Türkiye'yi doğrudan etkileyen iki kritik bölgede yaşanıyor. Karadeniz'deki Ukrayna-Rusya çatışması, Türkiye'nin Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ndeki sorumluluklarını artırıyor; ticari gemilerin güvenliği ve tahıl koridoru anlaşmasının sürdürülmesi Türk diplomasisinin öncelikleri arasında. Orta Doğu'da ise Hürmüz Boğazı'ndaki olası bir kriz, enerji ithalatını büyük ölçüde bu bölgeden yapan Türkiye'yi ekonomik olarak zorlayabilir. Ayrıca, denizdeki asimetrik savaş taktiklerinin yaygınlaşması, Türk Donanması'nın da benzer tehditlere karşı hazırlıklı olmasını gerektiriyor.