Başkan Donald Trump, İran ile ateşkesin uzatılmasının ‘çok yakın’ olduğunu ve sadece bir saat içinde nihai hale getirilebileceğini söylemesinin üzerinden saatler geçmeden, Tahran yönetimi Umman Körfezi açıklarında bir ABD Apache helikopterini düşürdü. Olayda helikopter mürettebatı denizden kurtarılırken, bölgede tansiyon yeniden yükseldi. Trump’ın ‘iki veya üç gün maksimum’ dediği süreç, İran’ın askeri müdahalesiyle sekteye uğradı. Öte yandan Ukrayna’da Çin’in arabuluculuk çabaları meyve vermeye başlarken, Kuzey İrlanda’nın başkenti Belfast’ta seçim öncesi siyasi kriz derinleşiyor. Arnavutluk’ta ise ‘Flamingo Devrimi’ olarak adlandırılan yolsuzluk karşıtı protestolar, hükümeti istifaya zorlamak için sokakları dolduruyor.
Gelişmenin arka planı
Trump yönetiminin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ateşkesin genişletilmesi masadaydı. Başkan, geçen hafta yaptığı açıklamada anlaşmanın ‘birkaç gün içinde’ tamamlanacağını söylemişti. Ancak İran Devrim Muhafızları’na bağlı Deniz Kuvvetleri, Umman Körfezi’nde devriye gezen bir ABD Apache helikopterini vurduğunu duyurdu. Pentagon, helikopterin düşürüldüğünü doğrularken, mürettebatın sağ kurtarıldığını belirtti. Olayın hemen ardından İran Dışişleri Bakanı, ‘meşru müdafaa’ vurgusu yaparken, ABD’den sert bir yanıt gelmedi. Bu durum, ateşkes sürecinin kırılganlığını bir kez daha gözler önüne serdi. Ukrayna’da ise Çin’in ‘barış planı’ çerçevesinde Kiev ve Moskova arasında dolaylı temaslar sürüyor. Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin arabuluculuğunda, geçici bir ateşkes ve esir takası için zemin yoklanıyor. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Çin’in çabalarını ‘olumlu’ bulduğunu ancak toprak bütünlüğünden taviz vermeyeceklerini söyledi. Bu arada Belfast’ta, Kuzey İrlanda Meclisi’nin dağılmasının ardından erken seçim kararı alındı. Demokratik Birlik Partisi (DUP) ve Sinn Féin arasındaki anlaşmazlık, Brexit sonrası ticaret düzenlemeleri ve İrlanda dili yasası gibi konularda kilitlenmeye yol açtı. Seçim kampanyası boyunca tansiyonun daha da yükselmesi bekleniyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran’ın helikopter düşürme eylemi, sadece ABD-İran hattında değil, tüm Basra Körfezi güvenliğini etkiliyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, olası bir çatışmanın enerji nakil hatlarını tehdit edeceği endişesiyle temkinli adımlar atıyor. Ukrayna cephesinde Çin’in artan arabuluculuk rolü, Rusya’ya yakınlığı nedeniyle Batı’da şüpheyle karşılanıyor. Pekin’in ‘küresel güvenlik girişimi’ kapsamında Ukrayna’da da etkin olma çabası, ABD ve AB’nin dengesini bozabilir. Kuzey İrlanda’daki siyasi kriz, 1998 Hayırlı Cuma Anlaşması’nın temellerini sarsıyor. Brexit sonrası Protokol’ün getirdiği ekonomik ve siyasi gerilimler, bölgede yeniden çatışma riskini artırabilir. Arnavutluk’ta ‘Flamingo Devrimi’ ise gençlerin ve sivil toplumun yolsuzluk karşıtı taleplerini sembolize ediyor. Protestolar, hükümetin yargı ve medya üzerindeki baskısına karşı kitleleri harekete geçirmiş durumda. Avrupa Birliği’nin Arnavutluk’un üyelik sürecinde yolsuzlukla mücadeleyi ön koşul yapması, protestoların AB boyutunu güçlendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran’ın ABD helikopterini düşürmesi, Türkiye’nin doğu sınırındaki istikrarı doğrudan etkileyen bir gelişmedir. Ankara, Basra Körfezi’nde yaşanacak bir çatışmanın enerji fiyatlarını ve bölgesel güvenliği tehdit edeceğinin farkındadır. Ukrayna’da Çin’in arabuluculuk rolü, Türkiye’nin Karadeniz’deki inisiyatifini zayıflatabilir; Ankara, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin korunması ve tahıl koridoru anlaşmasının devamı için dengeli bir politika izlemek zorundadır. Kuzey İrlanda’daki kriz, Türkiye’nin AB ile ilişkilerinde doğrudan bir etki yaratmasa da, Birleşik Krallık’ın Brexit sonrası küresel ticaret anlaşmalarına yönelmesi Türk ihracatçıları için fırsatlar doğurabilir. Arnavutluk’taki ‘Flamingo Devrimi’, bölgedeki diğer ülkelerde olduğu gibi Türkiye’nin Balkanlar’daki nüfuz mücadelesinde önemli bir sınavdır. Ankara, Arnavutluk’un AB yolculuğunda reformları desteklerken, yolsuzlukla mücadeleyi de teşvik etmektedir.