İran Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı, ülke çapında geçerli olacak bir pasif savunma direktifi yayımlayarak üç olası senaryoya yönelik hazırlıkları duyurdu: savaşın sona ermesi, ateşkes ve topyekûn savaş. Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre direktif, İran Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı ve ülkenin Pasif Savunma Kurumu Başkanı Tümgeneral Ali Abdullahi tarafından açıklandı. Karar, bölgede artan gerilim ve İsrail ile yaşanan gölge savaşının ardından İran'ın savunma stratejisinde kapsamlı bir hazırlık sürecine girdiğini gösteriyor.
Gelişmenin arka planı
İran, uzun süredir hem ekonomik yaptırımlar hem de askeri tehditlerle karşı karşıya. Son aylarda İsrail'e yönelik iddia edilen saldırılar, Suriye'deki İran hedeflerine düzenlenen operasyonlar ve nükleer tesislere yönelik sabotaj girişimleri Tahran'ın güvenlik algısını derinleştirdi. Ayrıca ABD'nin bölgedeki askeri varlığını koruması ve Körfez ülkeleriyle yapılan savunma anlaşmaları İran'ı çok katmanlı bir tehdit değerlendirmesine itiyor.
Pasif savunma kavramı, askeri literatürde saldırıları önlemekten ziyade saldırıların etkilerini azaltmaya yönelik önlemleri kapsar. Sivil savunma, altyapı koruması, erken uyarı sistemleri, dağıtık komuta kontrol ağları ve halkın tahliyesi gibi unsurları içerir. İran'ın bu direktifi, olası bir çatışmada sadece askeri değil sivil ve ekonomik hayatı da korumayı hedefliyor.
Direktifin üç senaryosu, İran'ın farklı çatışma evrelerine hazırlık yaptığını ortaya koyuyor. Birinci senaryo olan 'savaşın sona ermesi', mevcut gerilimin düşük yoğunluklu çatışmalarla son bulması ve normalleşme sürecini kapsıyor. İkinci senaryo 'ateşkes', taraflar arasında geçici bir durma ve müzakerelerin başlaması ihtimalini içeriyor. Üçüncü ve en kapsamlı senaryo ise 'topyekûn savaş' olup, ülke genelinde seferberlik, sivil savunma ve stratejik altyapının korunmasını gerektiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran'ın pasif savunma planı, Orta Doğu'da artan tansiyonun bir yansıması. İsrail'in Gazze operasyonu sonrası bölgede İran yanlısı grupların (Hizbullah, Husiler, Irak'taki milisler) faaliyetleri arttı. ABD, bu gruplara yönelik saldırılar düzenlerken İran da vekil güçleri üzerinden misilleme tehdidinde bulunuyor. Bu karşılıklı restleşme, doğrudan bir İran-İsrail veya İran-ABD çatışması riskini canlı tutuyor.
Direktifin açıklanması, İran'ın olası bir savaşı göze aldığını ve buna hazırlandığını gösteriyor. Ancak aynı zamanda caydırıcılık mesajı da içeriyor: 'Saldırıya uğrarsak topyekûn karşılık veririz' mesajı, düşmanlarını hesaplı davranmaya itebilir. Pasif savunma önlemleri, İran'ın kritik altyapısını (nükleer tesisler, petrol rafinerileri, limanlar) olası hava saldırılarına karşı koruma kapasitesini artırmayı amaçlıyor.
Küresel enerji piyasaları açısından İran'ın topyekûn savaş senaryosu, Hürmüz Boğazı'nda kesinti riskini gündeme getirir. Dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20'si bu boğazdan geçiyor. Böyle bir senaryoda petrol fiyatlarında ani sıçrama ve küresel ekonomide dalgalanma beklenir. Ayrıca İran'ın Rusya ve Çin ile geliştirdiği savunma işbirliği, olası bir çatışmada bu ülkelerin tutumunu belirleyici kılabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'ın pasif savunma planı, Türkiye'nin güvenlik ve dış politikası açısından kritik sonuçlar doğurabilir. Türkiye, İran ile 560 km'lik sınırı paylaşıyor ve olası bir savaşta mülteci akını, sınır güvenliği ve enerji arzında kesinti riskiyle karşı karşıya kalabilir. Ayrıca Türkiye, İran ile ticari ilişkilerini sürdürürken ABD yaptırımlarına uymak zorunda; bu denge, gerilimin tırmanmasıyla daha da zorlaşacak. Bölgesel istikrarın bozulması, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki çıkarlarını da olumsuz etkiler. Türkiye'nin diplomatik kanalları açık tutarak tansiyonun düşürülmesi için aktif rol oynaması, kendi güvenliği için elzem görünüyor.