İran, ABD Başkanı Donald Trump'ın ekonomik savaşı altında ağır bedel ödüyor. Analistlere göre, yeni yaptırımlardan ziyade Trump'ın uyguladığı abluka İran ekonomisini kemiriyor. İranlılar kıtlık ve mal sıkıntısıyla karşı karşıya. Ancak Tahran yönetimi, baskılara rağmen boyun eğmiş görünmüyor. Ülke, hem içeride hem de dışarıda direnç göstermeye devam ediyor.
Ekonomik Savaşın Arka Planı
ABD'nin İran'a yönelik ekonomik baskı politikası, Trump'ın 2018'de nükleer anlaşmadan çekilmesiyle yeni bir boyut kazandı. O tarihten bu yana Washington, İran'ın petrol ihracatını hedef alan ve bankacılık sektörünü izole eden bir dizi yaptırım uyguladı. Ancak uzmanlar, asıl yıkıcı etkinin doğrudan yaptırımlardan çok, ABD'nin deniz yollarını fiilen abluka altına alması ve İran'ın küresel ticaret ağlarına erişimini kesmesi olduğunu vurguluyor.
Bu abluka, İran'ın petrol satışlarını tarihsel olarak düşük seviyelere çekti. Ülkenin ana gelir kaynağı olan ham petrol ihracatı, günde 2,5 milyon varilden 500 bin varilin altına indi. Bunun sonucunda İran riyali hızla değer kaybetti, enflasyon %40'ın üzerine çıktı ve temel tüketim mallarında ciddi kıtlıklar baş gösterdi. İlaç ve tıbbi malzeme sıkıntısı özellikle büyük şehirlerde hissediliyor.
İran hükümeti, bu koşullar altında ekonomiyi ayakta tutmak için çeşitli stratejiler izliyor. Komşu ülkelerle takas ticaretini artırdı, Çin ve Rusya ile enerji işbirliğini derinleştirdi. Ayrıca, yaptırımları delen yasa dışı ticaret ağlarını genişletti. Ancak bu önlemler, kaybedilen gelirin ancak bir kısmını telafi edebiliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran'ın ekonomik direnci, sadece kendi halkı için değil, bölgesel güç dengeleri açısından da kritik. Tahran, Suriye, Irak, Yemen ve Lübnan'daki vekil grupları finanse etmeye devam ediyor. Ekonomik sıkıntıya rağmen bu destek kesilmiş değil. Bu durum, ABD'nin İran'ı bölgesel nüfuzundan arındırma hedefine ulaşamadığını gösteriyor.
Öte yandan, İran'ın nükleer programı da ekonomik baskıya rağmen ilerliyor. Tahran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurmadı; hatta son aylarda santrifüj sayısını artırdı. Bu, ABD'nin maksimum baskı politikasının İran'ın nükleer hırslarını dizginlemede başarısız olduğu yorumlarına yol açıyor.
Küresel enerji piyasaları da bu durumdan etkileniyor. İran petrolünün yasal yollardan satılamaması, arzda daralmaya neden oluyor ve fiyatları yukarı çekiyor. Ancak Suudi Arabistan ve BAE gibi üreticilerin devreye girmesiyle bu etki kısmen dengeleniyor.
Uzmanlar, İran'ın ekonomik olarak zorlanmasına rağmen siyasi olarak çökmediğini, rejimin baskı ve kontrol mekanizmalarını sürdürdüğünü belirtiyor. Halk arasında hoşnutsuzluk artsa da kitlesel bir ayaklanma yaşanmış değil. Tahran, protestoları sert şekilde bastırıyor ve muhalefeti sindiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'a yönelik ABD ablukası, Türkiye'yi doğrudan etkiliyor. Türkiye, İran ile ticari ve enerji bağlarını sürdürmekte zorlanıyor; ABD yaptırımlarına yakalanmamak için bankacılık işlemlerini kısıtlıyor. İran'dan doğalgaz alımı stratejik önemini koruyor ancak ödeme kanalları tıkanmış durumda. Öte yandan, İran'ın ekonomik darboğazı, Türkiye'ye yönelik göç ve kaçakçılık riskini artırıyor. Ayrıca, bölgesel istikrarsızlık, Türkiye'nin güvenlik çıkarlarını tehdit ediyor. Ankara, denge politikası izleyerek hem ABD ile ilişkileri yönetmeye hem de İran ile diyaloğu sürdürmeye çalışıyor.