Tahran’da liderinin cenaze töreninin ardından yeni bir meydan okuma dalgası yükseliyor. İran yönetimi, Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü sıkılaştırırken, ABD Başkanı Donald Trump’ın “ateşkes bitti” açıklamasına rağmen günlük yaşam normal akışında devam ediyor. Bu durum, bölgede yeniden bir savaş riskini gündeme getirdi. İran’ın en üst dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in ve Devrim Muhafızları Komutanı Kasım Süleymani’nin anma törenleri, rejimin kararlılığını sergilemek için bir platform haline geldi. Trump yönetimi ise İran’ın provokasyonlarına karşılık verme konusunda net bir tutum sergilemiyor.
İran’ın Hürmüz Boğazı stratejisi
Hürmüz Boğazı, dünya petrol taşımacılığının yaklaşık üçte birine ev sahipliği yapıyor. İran, bu stratejik su yolunu kontrol etme konusundaki kararlılığını sürekli olarak vurguluyor. Son haftalarda İran Devrim Muhafızları, boğazda bir dizi tatbikat düzenleyerek askeri varlığını artırdı. Bu hareketler, uluslararası toplumda endişe yaratırken, petrol fiyatlarına da yukarı yönlü baskı uyguluyor. Uzmanlar, İran’ın bu hamlesinin, Trump’ın azami baskı politikalarına karşı bir caydırıcılık stratejisi olduğunu belirtiyor.
ABD Başkanı Trump, daha önce yaptığı bir açıklamada ABD-İran ateşkesinin “bittiğini” duyurmuştu. Ancak Tahran’da lider cenazesinin gölgesinde normal hayat devam ederken, ABD’nin bu retoriğe somut bir askeri yanıt vermediği görülüyor. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü yaptığı açıklamada, “Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini sağlamak bizim önceliğimizdir; bu konuda hiçbir ülkenin müdahalesine izin vermeyeceğiz” dedi. Bu söylem, Tahran’ın mevcut krizde geri adım atmayacağının sinyalini veriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran ile ABD arasındaki bu gerginlik, sadece iki ülke arasında kalmıyor; Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve İsrail gibi bölge ülkeleri de süreci endişeyle takip ediyor. Petrol ihraç eden Körfez ülkeleri, Hürmüz Boğazı’nın olası bir ablukası durumunda ekonomik olarak ciddi zarar görebilir. Avrupa Birliği ve Çin, tarafları itidale çağırıyor. Öte yandan, İran’ın nükleer programına ilişkin endişeler de sürüyor; Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEA), İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırdığını rapor etti.
ABD’nin bölgedeki askeri varlığı da dikkat çekiyor. Trump yönetimi, son aylarda Basra Körfezi’ne ek savaş gemileri ve uçaklar konuşlandırdı. Ancak şu ana kadar doğrudan bir çatışmaya girilmedi. Analistler, İran’ın cenaze dönemini fırsat bilerek iç kamuoyunu birleştirmeye çalıştığını ve dışarıya karşı güç gösterisi yaptığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye için enerji güvenliği ve bölgesel istikrar açısından kritik önem taşıyor. Türkiye, petrol ve doğalgaz ihtiyacının önemli bir kısmını Körfez ülkelerinden ve İran’dan karşılıyor. Hürmüz Boğazı’nda yaşanacak bir kriz, enerji fiyatlarını yükselterek Türkiye ekonomisine ek yük getirebilir. Ayrıca, İran ile ABD arasındaki gerilim, Türkiye’nin terörle mücadele ve Suriye politikasını da etkileyebilir; çünkü bölgedeki dengeler değişebilir. Türkiye, bu süreçte her iki tarafla da diyaloğunu sürdürmeye ve krizin barışçıl yollarla çözülmesini teşvik etmeye çalışacaktır.