İran'da sertlik yanlıları, ABD Başkanı Donald Trump yönetimiyle varılan bir anlaşmayı, Hürmüz Boğazı'nda gemilere yönelik gizli bir saldırı girişimiyle rayından çıkardı. Rejim içinden kaynaklar, İran Cumhurbaşkanı'nın olayı öğrendiğinde öfkelendiğini belirtiyor. Bu gelişme, Tahran'ın iç siyasetindeki derin çatlakları ve nükleer müzakerelerin kırılganlığını gözler önüne seriyor.
Anlaşmanın Arka Planı ve Sabotajın Detayları
İran ile ABD arasında 2025 yılında, Umman Sultanlığı'nın arabuluculuğuyla yürütülen gizli müzakereler sonucunda kapsamlı bir anlaşma taslağı üzerinde uzlaşma sağlanmıştı. Anlaşma, İran'ın nükleer programını sınırlandırmayı, karşılığında ABD'nin ekonomik yaptırımları kademeli olarak kaldırmasını öngörüyordu. Ancak rejim içindeki sertlik yanlısı gruplar, bu anlaşmanın İran'ın stratejik kazanımlarını ve bölgesel nüfuzunu zayıflatacağını savunuyordu. Üst düzey bir İranlı yetkili, "Anlaşmaya karşı olanlar, cumhurbaşkanını devre dışı bırakarak kendi gündemlerini dayatmak istedi" dedi. Sabotajın, Hürmüz Boğazı'nda bir dizi ticari gemiye yönelik koordineli saldırılar şeklinde gerçekleştiği ve bu saldırıların arkasında Devrim Muhafızları'na bağlı özel bir birimin olduğu iddia ediliyor. Saldırılar, anlaşmanın imzalanmasından sadece günler önce, tansiyonu yükseltmek ve ABD'yi masadan kaldırmak amacıyla düzenlendi. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, olayı öğrendiğinde sert tepki gösterdi ve sorumlular hakkında soruşturma başlatılmasını emretti. Ancak sertlik yanlılarının etkili olduğu kurumlar, soruşturmayı yavaşlattı ve delillerin üstünü örttü.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği kritik bir su yolu. Saldırılar, küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açtı ve petrol fiyatları varil başına 5 dolar arttı. ABD yönetimi, saldırıların arkasında İran'ın olduğunu belirterek yeni yaptırımlar uygulamaya hazırlanıyor. İran ise suçlamaları reddediyor ve saldırıların "İsrail veya başka aktörlerin provokasyonu" olduğunu öne sürüyor. Uzmanlar, bu olayın Ortadoğu'daki güç dengelerini sarstığını ve İran'ın nükleer müzakerelerdeki samimiyetini sorgulattığını belirtiyor. Ayrıca, İran içindeki sertlik yanlıları ile reformistler arasındaki mücadelenin, ülkenin dış politikasını felç ettiği ve diplomatik açılımları akamete uğrattığı görülüyor. Trump yönetimi, anlaşmanın sona ermesinden İran'ı sorumlu tutarken, Avrupa Birliği ve Rusya gibi aktörler taraflara itidal çağrısı yapıyor. BM Güvenlik Konseyi, olası bir askeri çatışmayı önlemek için acil toplantı düzenledi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-ABD arasındaki anlaşma sürecinin sabote edilmesi, Türkiye'nin bölgesel çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, komşusu İran ile ticari ve enerji ilişkilerini derinleştirmeyi hedefliyor; ancak istikrarsızlık, sınır güvenliği ve enerji arzında risk oluşturuyor. Hürmüz'deki gerginlik, Türkiye'nin petrol ithalatını zorlaştırabilir ve cari açığı büyütebilir. Ayrıca, İran'daki iç mücadele, Türkiye'nin arabuluculuk rollerini sınırlayabilir. Ankara, hem ABD hem İran ile dengeli ilişkiler yürüterek yeni bir krizi önlemeye çalışacaktır. Bölgesel istikrar için diplomatik kanalların açık tutulması kritik.