İran'ın savaşın 98. gününde Tahran, mevcut ateşkes anlaşmasına yönelik ciddi şüphelerini dile getirirken, Lübnan'da çatışmalar tüm şiddetiyle devam ediyor. İsrail güçleri, ateşkes ilanına rağmen Lübnan topraklarına yönelik hava saldırılarını sürdürüyor. Hizbullah ise anlaşmayı reddederek mücadelenin devam edeceğini duyurdu. Çatışmalarda can kaybı 3.500'ü aşarken, bölgesel güçler arasındaki gerilim her geçen gün artıyor.
Saldırılar ve siyasi çıkmaz
İsrail tarafından yapılan son açıklamada, Lübnan'ın güneyindeki Hizbullah hedeflerine yönelik hava operasyonlarının, ateşkes ihlali olarak kabul edilmemesi gerektiği belirtildi. Yetkililer, saldırıların meşru müdafaa hakkı kapsamında yapıldığını savunuyor. Ancak Hizbullah yetkilileri, bu saldırıları ateşkesin açık ihlali olarak nitelendirerek karşılık verme tehdidinde bulunuyor. Öte yandan Tahran yönetimi, anlaşmanın kendilerine danışılmadan hazırlandığını ve İran'ın çıkarlarını korumaktan uzak olduğunu savunarak anlaşmaya şüpheyle yaklaşıyor.
Çatışmaların yoğunlaştığı Lübnan'ın güney bölgelerinde sivil kayıpların sayısı hızla artıyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, son 24 saatte en az 40 sivil hayatını kaybetmiş durumda. Toplam can kaybı 3.500'ü aşarken, yaralı sayısının 10.000'e yaklaştığı ifade ediliyor. BM, insani yardım koridorlarının açılması çağrısında bulunurken, bölgedeki sağlık altyapısının çökme noktasına geldiği bildiriliyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
İran'ın anlaşmaya yönelik şüpheleri, sadece Lübnan'ı değil, tüm Ortadoğu'yu etkileyebilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Tahran, anlaşmanın İran ve müttefiklerinin çıkarlarını dikkate almadığını düşünüyor. Uzmanlar, İran'ın bu tutumunun, bölgesel güç dengelerini yeniden şekillendirebileceğini belirtiyor. Özellikle Suudi Arabistan ve İsrail arasındaki yakınlaşma, Tahran'ı endişelendiriyor. İsrail ise sınır güvenliğini sağlamak ve Hizbullah'ın askeri kapasitesini zayıflatmak amacıyla operasyonlarını sürdüreceğini açıkladı.
Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği, taraflara itidal çağrısında bulunsa da, somut bir adım atılmış değil. Rusya ve Çin ise BM Güvenlik Konseyi'nde acil bir oturum talep ediyor. Küresel enerji piyasaları, gerilimin artmasıyla birlikte dalgalanma yaşarken, petrol fiyatları yükseliş eğilimini sürdürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin güney sınırlarındaki istikrarsızlığı derinleştirme potansiyeli taşıyor. İran-İsrail-Lübnan hattındaki tansiyonun yükselmesi, Suriye’deki Türk askeri varlığını ve bölgesel denklemi doğrudan etkileyebilir. Türkiye, bir yandan enerji güvenliği ve sınır ötesi tehditlerle başa çıkmak zorunda kalırken, diğer yandan milyonlarca Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapıyor. BM verilerine göre, bölgede yeni bir mülteci dalgası oluşursa, Türkiye bu krizden en çok etkilenen ülkelerden biri olacak. Ayrıca, Türkiye’nin İran ve Suudi Arabistan’la rekabet halinde olduğu Kafkasya ve Orta Doğu’daki nüfuz mücadelesi, bu gelişmelerle yeni bir boyut kazanıyor.