İran’daki savaşın 100. günü geride kalırken, fiziksel petrol piyasaları beklenen arz daralması sinyallerini vermiyor. Küresel ham petrol ticaretinin ana belirleyicileri olan spot piyasalar, savaşın üretim ve ihracat üzerinde yarattığı baskıya rağmen, ani fiyat sıçramaları veya tedarik krizi işaretleri göstermiyor. Bu durum, arz endişelerini körükleyen jeopolitik riskler ile fiziksel piyasalardaki durağanlık arasında bir çelişki oluşturuyor.
Artan Jeopolitik Risk ve Sakin Piyasalar
İsrail ile Tahran arasındaki çatışmanın başlamasının ardından, birçok analist İran’ın ham petrol ihracatının önemli ölçüde düşeceğini ve küresel arzda boşluk oluşacağını öngörmüştü. İran, günlük yaklaşık 2,5 milyon varil ihracatıyla dünya petrol piyasasında önemli bir oyuncu. Ancak savaşın etkisiyle ülkenin en büyük ihracat terminali olan Hark Adası’nın faaliyetleri yarıya inmiş durumda. Buna rağmen, fiziksel piyasalardaki işlem hacimlerinde bir daralma görülmüyor ve fiyatlar 90 dolar varil seviyesinin altında istikrarını koruyor.
Piyasa katılımcıları, bu görünürdeki sakinliği birkaç faktöre bağlıyor. Birincisi, Suudi Arabistan ve Irak gibi bölgesel üreticiler boşluğu hızla doldurmaya başladı. OPEC’in yedek kapasitesi, kısa vadede üretimi artırabilecek seviyede. İkincisi, ABD’nin kendi petrol üretimini rekor seviyelere çıkarması, piyasaya ek kaynak sağlıyor. Üçüncüsü, küresel talepteki yavaşlama – özellikle Çin ve Avrupa’da – arz açığını sınırlıyor.
Fiyatlar Neden Yükselmiyor?
Fiziksel piyasalardaki göreceli sakinlik, savaşın başında 120 doları gören Brent petrol fiyatlarının şu anda 85 dolar civarında seyretmesine yol açtı. Vadeli işlemlerdeki fiyat hareketleri, bir krizden çok olağan dalgalanmaları andırıyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri, piyasada büyük stokların bulunması. OECD ülkelerinin stratejik petrol rezervleri, geçtiğimiz yıl yapılan büyük çaplı satışlar sonrası yeniden dolduruldu. Ayrıca, başta Asya olmak üzere birçok rafineri, arz güvenliği endişelerine rağmen alternatif tedarikçilere yönelerek fiyat baskısını hafifletti.
Bazı uzmanlar, fiziksel piyasalardaki bu sakinliğin aldatıcı olabileceği konusunda uyarıyor. Zira savaş uzadıkça, İran’ın üretim altyapısındaki hasar derinleşebilir. Ayrıca, tanker piyasasında sigorta ve navlun maliyetlerindeki artış, henüz tam olarak fiyatlara yansımadı. Hürmüz Boğazı’nın güvenliği, özellikle bölgedeki askeri faaliyetlerin yoğunlaşmasıyla birlikte, potansiyel bir kırılma noktası olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji tüketiminin büyük bölümünü ithal eden bir ülke olarak fiziksel petrol piyasalarındaki bu sakinliğin sürmesinden olumlu etkileniyor. Ancak İran savaşının uzaması, Türkiye’nin enerji güvenliği açısından bir tehdit oluşturuyor. Çünkü İran, Türkiye’nin doğal gaz ve ham petrol tedarikindeki önemli bir kaynak. Savaşın sona ermesinin ardından bölgesel istikrarın sağlanması, Türkiye’nin hem enerji fiyatları hem de tedarik çeşitliliği açısından kritik öneme sahip. Ayrıca, Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemi trafiğinin güvenliği, Türkiye’nin Ceyhan-Londra hattı gibi alternatif güzergahların önemini artırıyor.