KAHİRE/WASHINGTON, 3 Eylül - İran savaşında son dönemde yaşanan ani tırmanma, Tahran'ın son ABD saldırısında 18 sivilin öldüğünü, bunlardan dördünün bir düğünde hayatını kaybettiğini ve onlarca kişinin yaralandığını açıklamasıyla sivil kayıplara yönelik endişeleri yeniden gündeme taşıdı.
Çatışmanın Arka Planı ve Son Gelişmeler
İran'ın resmi haber ajansı IRNA'ya göre, ABD güçlerinin düzenlediği son saldırıda başkent Tahran yakınlarında bir düğün salonu vuruldu. Saldırıda dört kişi hayatını kaybederken, aralarında çocukların da bulunduğu onlarca kişi yaralandı. İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, saldırıyı "savaş suçu" olarak nitelendirerek uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırdı. ABD Savunma Bakanlığı ise saldırının İran'ın balistik füze tesislerine yönelik olduğunu ve sivil kayıplara ilişkin iddiaları araştırdıklarını bildirdi.
Bu olay, son haftalarda İran ile ABD arasındaki gerilimin yeniden yükseldiği bir dönemde meydana geldi. İran, geçtiğimiz ay ABD üslerine yönelik bir dizi füze saldırısı düzenlemiş, ABD ise buna karşılık İran'ın nükleer tesislerini ve askeri altyapısını hedef almıştı. Çatışmaların başlangıcından bu yana her iki taraftan da binlerce kişinin öldüğü tahmin ediliyor, ancak sivil kayıplara ilişkin bağımsız doğrulama yapılamıyor.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, yaptığı yazılı açıklamada, "Sivillerin, özellikle de düğün gibi masum toplantıların hedef alınması kabul edilemez" diyerek taraflara uluslararası hukuka uyma çağrısında bulundu. Uluslararası Kızılhaç Komitesi de bölgedeki insani durumun kötüleştiğini ve sağlık hizmetlerine erişimin neredeyse imkânsız hale geldiğini bildirdi.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
İran'daki sivil kayıplar, Orta Doğu'da zaten kırılgan olan güvenlik ortamını daha da istikrarsızlaştırıyor. Savaş, başta Irak ve Suriye olmak üzere komşu ülkelere de sıçramış durumda. Irak hükümeti, İran topraklarından kendi ülkelerine yönelik saldırıları kınadı ve sınır güvenliğini artırdığını duyurdu. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri ise ateşkes çağrısı yaparken, İran'a yönelik yaptırımların artırılmasını tartışıyor.
ABD Başkanı, son açıklamasında İran'a yönelik baskının süreceğini ve "sivillerin zarar görmemesi için azami özen gösterdiklerini" söyledi. Ancak insan hakları örgütleri, ABD'nin hedef gözetme kabiliyetini sorguluyor ve son saldırıda olduğu gibi istihbarat hatalarının sivilleri öldürdüğünü savunuyor. Uluslararası Af Örgütü, bağımsız bir soruşturma başlatılması çağrısında bulundu.
Çatışmanın küresel enerji piyasalarına etkisi de büyük. İran'ın petrol ihracatı ambargo nedeniyle zaten azalmışken, savaşın Hürmüz Boğazı'nı tehdit etmesi petrol fiyatlarını yükseltti. Brent petrol varil başına 95 doları aşarak son altı ayın en yüksek seviyesine ulaştı. Avrupa Birliği, enerji arz güvenliği için acil toplantı düzenlerken, doğalgaz fiyatları da Avrupa'da rekor seviyelere çıktı.
Diplomatik çözüm arayışları ise sonuçsuz kaldı. İran, ABD ile doğrudan görüşmeleri reddederken, Rusya ve Çin'in arabuluculuk girişimleri de şimdiye kadar somut bir ilerleme sağlayamadı. BM Güvenlik Konseyi'nde ise ABD ve müttefikleri ile Rusya ve Çin arasındaki anlaşmazlık nedeniyle ateşkes kararı çıkarılamıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'daki savaşın tırmanması ve sivil kayıpların artması Türkiye'yi doğrudan etkiliyor. Türkiye, İran ile 560 kilometrelik sınırı paylaşıyor ve olası bir mülteci akınına karşı hazırlıklı olmak zorunda. Ayrıca enerji ithalatında İran'a bağımlı olan Türkiye, savaşın uzaması halinde doğalgaz tedarikinde sıkıntı yaşayabilir. Türkiye, bölgesel istikrar için diplomatik girişimlerini sürdürürken, NATO müttefiki ABD ile İran arasında denge politikası izlemeye çalışıyor. Sivil kayıpların artması, Türkiye'nin insani diplomasi çağrılarını güçlendirmesine neden olabilir.