İran, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, Ortadoğu'da devam eden savaşı sona erdirmek için varılan anlaşmanın “Amerika'nın yenilgisinin bir ilanı” olduğunu belirtti. Bu açıklama, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken'ın Tahran'dan en çok etkilenen Körfez ülkelerine yönelik bir dizi ziyarete başladığı sırada geldi. Savaş, ABD ve İsrail'in geniş çaplı ortak saldırılarıyla başlamış ve haftalardır bölgeyi sarsmıştı.
Anlaşmanın Perde Arkası
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, başkent Tahran'da düzenlediği basın toplantısında, “Bu anlaşma, ABD'nin bölgedeki askeri ve siyasi hegemonyasının çöküşünü tescillemiştir” ifadelerini kullandı. Kenani, ateşkesin sağlanmasında Çin ve Rusya'nın arabuluculuğuna vurgu yaparak, Washington'un savaşın başlangıcından bu yana izlediği ‘maksimum baskı’ politikasının iflas ettiğini savundu. Anlaşma metnine göre, ateşkesin ardından İran'ın nükleer programına ilişkin kısıtlamaların hafifletilmesi ve bölgedeki İran destekli milis güçlerinin faaliyetlerinin sınırlandırılması öngörülüyor.
ABD Dışişleri Bakanı Blinken ise Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Katar'ı kapsayan Körfez turuna başlamış durumda. Blinken'ın gündeminde, İran'ın bölgesel nüfuzunun sınırlandırılması ve anlaşmanın uygulanmasının izlenmesi için bir mekanizma oluşturulması yer alıyor. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Blinken ile görüşmesi öncesinde yaptığı açıklamada, “Bu anlaşma, bölgesel güvenlik için bir fırsat penceresi açmıştır ancak İran'ın taahhütlerine uyması şarttır” dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Savaşın başlangıcı, ABD ve İsrail'in İran'ın nükleer tesislerine yönelik eşi benzeri görülmemiş bir saldırıya geçmesiyle olmuştu. Tahran'ın misilleme tehditleri ve Husilerin Kızıldeniz'deki ticari gemilere saldırıları, küresel tedarik zincirlerini ve enerji fiyatlarını altüst etmişti. Anlaşma, büyük ölçüde Çin ve Rusya'nın yürüttüğü diplomatik çabalar sayesinde sağlandı. Moskova, anlaşmaya varılmasında ‘yapıcı bir rol’ oynarken, Pekin ise ‘stratejik diyalog’ vurgusu yaptı.
Analistlere göre, anlaşma ABD'nin Ortadoğu'daki etkisinin azaldığının bir göstergesi. Washington, İsrail'in güvenliğini garanti altına almak için savaşa doğrudan dahil olmuş ancak uluslararası kamuoyunda yalnız kalmıştı. Avrupa Birliği, anlaşmayı ‘bölgesel istikrar için bir adım’ olarak selamlarken, Birleşmiş Milletler ise anlaşmanın insani yardım koridorlarının açılmasına katkı sağlayacağını duyurdu. İsrail basını ise anlaşmayı ‘tarihi bir hata’ olarak nitelendirerek Başbakan Binyamin Netanyahu'nun politikalarını eleştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, savaşın başından itibaren taraflara itidal çağrısı yapmış ve barış için arabuluculuk teklifinde bulunmuştu. Anlaşma, Ankara'nın enerji güvenliği ve ticaret yollarının istikrarı açısından olumlu bir gelişme. Ancak İran'ın bölgesel nüfuzunun artması, Türkiye'nin Kuzey Irak ve Suriye'deki angajmanlarını etkileyebilir. Ayrıca, ABD'nin bölgeden çekilme sinyalleri, Türkiye'nin NATO içindeki rolünü yeniden tanımlamasını gerektirebilir. Ankara'nın, anlaşmanın uygulanmasını yakından izlemesi ve çıkarlarını korumak için diplomatik girişimlerini sürdürmesi bekleniyor.