Eski ABD Savunma Bakanı ve eski CIA Direktörü Leon Panetta, ABD ile İran arasındaki mevcut gerilimin "korkunç bir çıkmaz" olduğunu belirterek, çatışmaların önümüzdeki altı ay boyunca daha da şiddetlenerek devam edeceğini öngördü. Panetta'nın açıklamaları, Washington ile Tahran arasındaki tansiyonun yükseldiği ve bölgesel istikrarın ciddi tehdit altında olduğu bir dönemde geldi. Uzmanlar, bu öngörünün Ortadoğu'daki güç dengelerini ve küresel enerji güvenliğini yakından ilgilendirdiğini vurguluyor.
Gerilimin Arka Planı: Stratejik Çıkmaz
Leon Panetta, katıldığı bir televizyon programında yaptığı değerlendirmede, ABD'nin İran'a yönelik politikasının askeri ve diplomatik açıdan bir çıkmaza girdiğini ifade etti. Panetta'ya göre, ne tam kapsamlı bir savaş ne de kalıcı bir diplomatik çözüm mümkün görünüyor; bu durum her iki tarafı da yıpratıcı bir belirsizliğe sürüklüyor. Eski CIA direktörü, İran'ın vekil güçler aracılığıyla bölgede artan saldırganlığının ve ABD'nin yaptırım baskısının sonuç vermemesi, çatışmayı altı ay daha uzatacak.
Panetta'nın sözleri, yalnızca askeri bir analiz değil, aynı zamanda ABD'nin İran stratejisindeki derin çıkmazı da gözler önüne seriyor. İran'ın nükleer programına ilişkin müzakerelerin 2021'den bu yana fiilen durması, Tahran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini %60 saflık seviyesine çıkarması ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) ile işbirliğini askıya alması, Batı başkentlerinde alarm zillerinin çalmasına neden olmuştu. ABD yönetimi, İran'ı masaya döndürmek için ekonomik yaptırımları sıkılaştırırken, İran Devrim Muhafızları'nın bölgedeki faaliyetleri de artarak devam ediyor.
Panetta, "Korkunç bir çıkmazın içindeyiz. Askeri bir çözüm yok, diplomatik bir çözüm de yok. Bu durum aylarca, belki de altı ay daha böyle sürecek" ifadelerini kullandı. Eski savunma bakanı, ABD'nin Irak ve Suriye'deki üslerine yönelik saldırıların artmasının, İran'ın doğrudan bir çatışmadan kaçınırken vekilleri üzerinden nasıl bir "gölge savaş" yürüttüğünü gösterdiğini belirtti.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Vekil Savaşları ve Enerji Güvenliği
İran ile ABD arasındaki gerilim, yalnızca ikili bir mesele olmaktan çoktan çıkmış durumda. Lübnan'da Hizbullah, Yemen'de Husiler, Irak ve Suriye'de çeşitli milis gruplar üzerinden yürütülen vekalet savaşları, bölgesel bir yangına dönüşme riski taşıyor. İsrail'in Gazze'ye yönelik operasyonları ve İran'ın bu süreçteki duruşu, tansiyonu daha da artıran unsurlar arasında. Panetta'nın "altı ay" öngörüsü, aynı zamanda bölgede artan insani krizin ve istikrarsızlığın daha da derinleşeceği anlamına geliyor.
Küresel boyutta ise, Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim dünya enerji piyasaları için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Dünya petrol arzının yaklaşık beşte biri bu dar geçitten geçiyor. Olası bir askeri çatışma veya İran'ın boğazı kapatma tehdidi, petrol fiyatlarında ani sıçramalara ve küresel ekonomik dalgalanmalara yol açabilir. Panetta'nın açıklamaları, bu riskin altını çizmesi bakımından da önem taşıyor.
ABD'nin İran'a yönelik "maksimum baskı" politikası, Tahran'ı köşeye sıkıştırırken, İran'ın da nükleer eşiğe yaklaşmasına engel olamadı. Uzmanlar, mevcut stratejinin iflas ettiğini ve yeni bir yaklaşımın gerekliliğini dile getiriyor. Ancak ABD'de seçim dönemine girilirken, Beyaz Saray'ın İran'a yönelik yeni bir diplomatik açılım yapması zor görünüyor. Bu da Panetta'nın öngördüğü gibi, çatışmanın en az altı ay daha düşük yoğunluklu ama yıkıcı bir şekilde devam edeceği anlamına geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-ABD geriliminin altı ay daha sürmesi, Türkiye'nin güvenlik ve ekonomi politikalarını doğrudan etkiliyor. Komşu ülkedeki istikrarsızlık, sınır güvenliği, mülteci akını ve terör tehdidi açısından riskleri artırıyor. Enerji ithalatında İran'a bağımlı olan Türkiye, olası bir çatışmanın petrol fiyatlarını yükseltmesiyle cari açık ve enflasyon baskısıyla karşılaşabilir. Ayrıca Türkiye, Batı ile İran arasında denge gözetirken, bölgesel gerilimin diplomasi kanallarını tıkaması, Suriye ve Irak'taki çözüm süreçlerini de olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle Ankara, tansiyonun düşürülmesi için diplomatik çabalara ağırlık vermeli.