İran'da yetkililer, ocak ayında zirveye ulaşan ve binlerce kişinin ölümüyle sonuçlanan kitlesel hükümet karşıtı gösteriler sırasında güvenlik personelini hedef aldığı suçlamasıyla yargılanan Siavash Jamshidi adlı kişiyi idam etti. İdam cezası, ülkede 2022'den bu yana süren protesto dalgasının ardından yargı süreçlerinin sertleştiğini gösteriyor. İran yargısına yakın kaynaklara göre Jamshidi, "yeryüzünde fesat çıkarma" suçlamasıyla mahkûm edilmişti. İdam, uluslararası insan hakları örgütleri tarafından tepkiyle karşılandı; örgütler, yargılamanın adil olmadığını ve itirafın işkence altında alındığını savunuyor.
Gösterilerin arka planı ve idamın ayrıntıları
Siavash Jamshidi'nin idamı, İran'da 2022 yılında Mahsa Amini'nin ahlak polisi tarafından gözaltında öldürülmesinin ardından başlayan ve aralıklarla devam eden protestoların son halkalarından biri. Ocak ayında ülke genelinde yeniden alevlenen gösterilerde güvenlik güçleri göstericilere karşı sert müdahalelerde bulunmuş, resmi olmayan rakamlara göre binlerce kişi hayatını kaybetmişti. Jamshidi, bu gösteriler sırasında bir güvenlik görevlisini öldürmekle suçlanmıştı. İran devlet televizyonu, idamın sabah erken saatlerde bir cezaevinde infaz edildiğini duyurdu. Ailesi ve avukatı, yargılama sürecinde savunma haklarının kısıtlandığını, davanın kapalı kapılar ardında görüldüğünü ve müvekkillerinin işkence gördüğünü belirtmişti. İran yargısı ise suçlamaları reddediyor ve idamların "İslami hukuka uygun" olduğunu savunuyor.
Uluslararası Af Örgütü, idamı "siyasi bir infaz" olarak nitelendirerek, İran'ın protestoları bastırmak için idam cezasını bir araç olarak kullandığını açıkladı. Örgüt, Jamshidi'nin davasında usulsüzlükler olduğunu ve idamın caydırıcılık amacı taşıdığını vurguladı. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği de geçtiğimiz aylarda İran'da artan idam sayısından endişe duyduğunu bildirmişti. İran, son yıllarda özellikle protestolara katılan gençler ve aktivistler arasında idam cezalarına hız verdi. İnsan hakları grupları, 2023'te İran'da en az 500 kişinin idam edildiğini, bunların önemli bir kısmının uyuşturucu suçlarından mahkûm edildiğini ancak siyasi davaların da arttığını belirtiyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
İran'daki idamlar, ülkenin Batı ile zaten gergin olan ilişkilerini daha da karmaşık hale getiriyor. Nükleer müzakerelerin tıkandığı bir dönemde, insan hakları ihlalleri Avrupa Birliği ve ABD'nin yaptırım tehditlerini artırmasına yol açabilir. İran yönetimi, iç baskıyı artırarak rejim karşıtı hareketi sindirmeye çalışırken, uluslararası arenada yalnızlaşma riskiyle karşı karşıya. Öte yandan, idamlar ülke içinde yeni protesto dalgalarını tetikleyebilir; nitekim infaz haberinin ardından başkent Tahran ve diğer şehirlerde küçük çaplı gösteriler düzenlendiği sosyal medyada paylaşılan görüntülerde görüldü. İran'ın bölgesel müttefikleri ise sessizliğini koruyor. Çin ve Rusya gibi ülkeler, insan hakları konusunda İran'a yönelik eleştirileri genellikle desteklemiyor. Ancak idam cezalarının artması, İran'ın uluslararası imajını daha da zedeliyor ve yatırımcı güvenini olumsuz etkiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la uzun sınır komşuluğu ve ekonomik ilişkileri nedeniyle gelişmeleri yakından izliyor. İran'da artan iç baskı ve istikrarsızlık, Türkiye'nin güvenlik endişelerini artırabilir; özellikle sınır bölgelerinde kaçakçılık ve göç hareketlerinde değişim yaşanabilir. Türkiye, insan hakları ihlalleri konusunda Batı ile benzer kaygıları paylaşsa da, İran ile diplomatik ve ticari bağlarını koruma çabasındadır. İdamlar, Türkiye'nin İran'a yönelik eleştirel tutumunu zorlaştırabilir ve iki ülke arasındaki denge politikasını test edebilir. Ayrıca, İran'daki istikrarsızlık, enerji tedarikinde aksamalara yol açarak Türkiye'nin ekonomik çıkarlarını olumsuz etkileyebilir. Bölgesel gerilimin tırmanması, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü de zorlaştıracaktır.