İran, ABD Donanması'nın Körfez'de uyguladığı abluka nedeniyle Mayıs ayında ham petrol sevkiyatı gerçekleştiremedi. ABD merkezli kâr amacı gütmeyen izleme kuruluşu United Against Nuclear Iran (UANI), Tahran yönetiminin geçen ay enerji ihracatını ablukayı aşarak yapmakta zorlandığını, yaklaşık 80 milyon varil petrol ve petrokimya ürününün abluka hattının gerisinde denizlerde mahsur kaldığını açıkladı. Bu durum, İran ekonomisi için önemli bir gelir kaybı anlamına gelirken, küresel petrol piyasalarında da arz sıkıntısı endişelerini beraberinde getiriyor.
Ablukanın Arka Planı ve Uygulanışı
ABD, 2018 yılında eski Başkan Donald Trump'ın nükleer anlaşmadan çekilmesinin ardından İran'a karşı 'maksimum baskı' politikası kapsamında petrol yaptırımlarını yeniden uygulamaya koymuştu. Bu politika, İran'ın petrol ihracatını sıfıra indirmeyi hedefliyor. ABD Donanması, özellikle Hürmüz Boğazı ve Umman Denizi'nde devriye gezerek İran tankerlerini durduruyor ve yaptırımları ihlal eden sevkiyatlara el koyuyor. UANI'nin verilerine göre, Mayıs ayında bu abluka o kadar sıkı uygulandı ki İran, tek bir varil ham petrolü bile uluslararası pazarlara ulaştıramadı. Mahsur kalan 80 milyon varilin büyük kısmı, İran'ın güney kıyılarındaki tesislerde veya açık denizdeki tankerlerde bekletiliyor. Bu miktar, İran'ın aylık ortalama ihracatının neredeyse tamamına tekabül ediyor.
UANI raporu, İran'ın petrol kaçakçılığı yöntemlerini de detaylandırıyor. İran, yaptırımları aşmak için genellikle gemi takip sistemlerini kapatıyor, bayrak değiştiriyor veya açık denizde yük aktarımı yapıyor. Ancak Mayıs ayında ABD Donanması'nın artan denetimleri bu taktikleri etkisiz hale getirdi. Ayrıca, Çin ve diğer alıcıların yaptırım riski nedeniyle İran petrolü almaktan çekinmesi de ihracatı zorlaştırdı. Raporda, İran'ın elindeki petrolü depolayamadığı için üretimi kısmak zorunda kalabileceği uyarısı yapılıyor.
Küresel Ekonomi ve Bölgesel Boyut
İran'ın petrol ihracatının durması, küresel petrol fiyatlarını yukarı yönlü baskılayabilir. Mayıs ayında Brent petrol varil fiyatı 80 dolar civarında seyrederken, bu gelişme fiyatların 85 dolara yükselmesine neden olabilir. Özellikle OPEC+'ın üretim kısıtlamaları ve Rusya'ya yönelik yaptırımlarla daralan arz, İran petrolünün piyasadan çekilmesiyle daha da kırılgan hale geliyor. UANI, İran'ın yıllık petrol gelirinin 50 milyar doların üzerinde olduğunu ve bu ablukanın İran bütçesinde ciddi bir delik açtığını belirtiyor.
Bölgesel olarak, İran'ın ekonomik sıkışıklığı, nükleer müzakereleri de etkileyebilir. Tahran, yaptırımların hafifletilmesi karşılığında uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sınırlamaya yanaşmazken, ABD'nin baskısı İran'ı daha agresif bir tutuma itebilir. Körfez ülkeleri, İran'ın ekonomik zorluklarını fırsata çevirerek kendi petrol üretimlerini artırabilir. Suudi Arabistan ve BAE, İran'ın boşalttığı pazara girmek için hazır bekliyor. Bu durum, bölgedeki jeopolitik dengeleri de değiştirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal ettiği için İran petrolünün piyasadan çekilmesi doğrudan etkileyebilir. Halihazırda Rusya ve Irak'tan petrol alan Türkiye, artan fiyatlar nedeniyle cari açıkla karşı karşıya kalabilir. Ayrıca, ABD yaptırımlarına uyum konusunda hassas olan Ankara, İran'dan kaçak petrol alımı riskini de göz önünde bulundurmak zorunda. Türkiye'nin enerji arz güvenliği için alternatif kaynaklara yönelmesi gerekebilir. Bu gelişme, aynı zamanda Türkiye-ABD ilişkilerinde de bir sınav niteliği taşıyor; çünkü ABD, müttefiklerinden yaptırımlara tam uyum bekliyor.