İran para birimi, ABD doları karşısında tarihinin en düşük seviyesine geriledi. Takip web sitelerine göre, doların serbest piyasadaki fiyatı ilk kez 1 milyon riyalin üzerine çıktı. Tahran'da dolar, Pazartesi günü 1.010.000 riyalden el değiştirirken, bu rakam ülkenin 1979 devriminden bu yana en yüksek seviye olarak kayıtlara geçti. Hükümetin kontrollü kur politikası nedeniyle resmi kurda dalgalanma sınırlı kalsa da, serbest piyasadaki bu çöküş, İran ekonomisinin içinde bulunduğu derin krizin bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Gelişmenin arka planı
İran riyalindeki değer kaybı, özellikle 2018'de ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesi ve yeniden uyguladığı yaptırımlarla hız kazandı. Petrol ihracatı büyük ölçüde azalan ülke, yaptırım baskısı altında dış gelirlerini artırmakta zorlanıyor. Buna ek olarak, yüksek enflasyon ve artan işsizlik, yerel halkın dövize yönelmesine neden oluyor. İran Merkez Bankası, piyasaya döviz arz ederek kur artışını kontrol etmeye çalışsa da, bu müdahalelerin sınırlı kaldığı gözlemleniyor.
Uzmanlar, bu çöküşte siyasi faktörlerin de rol oynadığını vurguluyor. İran'ın nükleer programı konusunda Batı ile devam eden müzakerelerdeki tıkanıklık, yatırımcıların güvenini sarsıyor. Ayrıca, İsrail ile yaşanan gerginlik ve bölgedeki artan istikrarsızlık, ülkeye döviz girişini olumsuz etkiliyor. Kovid-19 salgınının ardından toparlanmaya çalışan ekonomi, bu dış şoklarla bir kez daha zorlu bir dönemden geçiyor.
Bölgesel veya küresel boyut
İran'ın para birimindeki bu değer kaybı, bölgesel ekonomileri de yakından ilgilendiriyor. Türkiye gibi İran'a sınırı olan ülkeler, ticaret hacminde dalgalanmalar yaşayabilir. İran'ın ithalatta özellikle temel gıda maddelerinde dışa bağımlılığı göz önüne alındığında, kur artışı halkın alım gücünü daha da düşürecek. Bu durum, ülkede sosyal huzursuzluk riskini artırabilir ve bölgeye düzensiz göç akışına yol açabilir.
Küresel enerji piyasaları açısından ise İran'ın zayıf ekonomisi, petrol ihracatını daha da sınırlayabilir. Bu da dünya petrol fiyatlarında yukarı yönlü baskı oluşturabilir. Özellikle ABD yaptırımlarının sürmesi durumunda, İran'ın petrol arzındaki daralma genişleyebilir. Bu durumdan en çok etkilenecekler arasında Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler yer alıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'daki bu ekonomik kriz, Türkiye için çifte anlam taşıyor. Birincisi, iki ülke arasındaki ticaret hacmi son yıllarda önemli ölçüde arttı; bu gelişme, ihracat gelirlerimizi olumsuz etkileyebilir. İkincisi, İran'dan olası göç dalgaları ve sınır güvenliği riskleri Ankara'nın gündemine gelebilir. Öte yandan, İran'ın zayıflaması, enerji ihtiyacımızı karşıladığımız bir komşumuzdaki istikrarsızlığı artırarak, Türkiye'nin bölgesel güvenlik çıkarlarını da etkileyebilir. Bu nedenle, Türkiye'nin İran'daki gelişmeleri yakından izlemesi ve ekonomik diplomasisini bu yeni duruma göre şekillendirmesi önem arz ediyor.