Eski ABD Enerji Bakanı Ernest Moniz, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (IAEA) İran'a erişimini kaybetmesinin ciddi bir izleme boşluğu oluşturduğunu ve İran'ın nükleer programının durumunun belirlenmesini giderek zorlaştırdığını açıkladı. Moniz, podcast sunucuları David Gura ve Christina Ruffini'ye yaptığı değerlendirmede, küresel dizel arzındaki sıkıntıların da altını çizdi. Moniz'in uyarıları, İran'ın nükleer faaliyetlerine ilişkin uluslararası denetimin zayıfladığı bir dönemde geldi.
İzleme Boşluğunun Arka Planı
IAEA, 2021 yılından bu yana İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerinde önemli kısıtlamalarla karşılaşıyor. İran, 2015 yılında imzalanan ve 2018'de ABD'nin çekildiği Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA) sonrasında, IAEA'nın erişimini kademeli olarak kısıtladı. Özellikle 2022 ve 2023 yıllarında İran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini genişletti ve IAEA'nın bazı tesislere yerleştirdiği izleme ekipmanlarını devre dışı bıraktı. Moniz, bu durumun "ciddi bir izleme boşluğu" yarattığını belirterek, İran'ın nükleer programının barışçıl mı yoksa askeri amaçlı mı olduğunu tespit etmenin imkânsızlaştığını vurguladı.
Moniz'e göre, IAEA'nın erişim kaybı sadece teknik bir sorun değil, aynı zamanda uluslararası güvenlik mimarisinde bir çatlak anlamına geliyor. Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması (NPT) çerçevesinde İran'ın yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğinin denetlenememesi, bölgesel bir silahlanma yarışını tetikleyebilir. Moniz, "Eğer İran'ın nükleer programını izleyemezsek, diğer ülkeler kendi güvenliklerini sağlamak için nükleer kapasite geliştirmeye yönelebilir" uyarısında bulundu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran'ın nükleer programı, Orta Doğu'da dengeleri doğrudan etkiliyor. İsrail, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler, İran'ın nükleer kapasitesini kendi güvenlikleri için tehdit olarak görüyor. IAEA'nın denetim yetkisini kaybetmesi, bu ülkelerin İran'a yönelik askeri müdahale seçeneklerini daha ciddi şekilde tartışmasına yol açabilir. Öte yandan, ABD yönetimi, İran ile diplomatik kanalları canlandırmak için çaba sarf ediyor ancak İran'ın sert tutumu ve bölgesel gerilimler bu çabaları zorlaştırıyor.
Moniz ayrıca küresel dizel arzındaki sıkıntılara dikkat çekti. Rusya'nın Ukrayna'yı işgali sonrası enerji piyasalarında yaşanan dalgalanmalar, dizel fiyatlarını yükseltti ve arz güvenliğini tehdit etti. Moniz, bu durumun İran'ın petrol ihracatını da etkileyebileceğini, ancak İran'ın nükleer programı nedeniyle uygulanan yaptırımların arz üzerindeki baskıyı artırdığını belirtti. İran, dünya petrol rezervlerinin önemli bir kısmına sahip olsa da, yaptırımlar nedeniyle potansiyel ihracat kapasitesini tam olarak kullanamıyor. Bu da küresel enerji arzında ek bir kısıt oluşturuyor.
IAEA'nın İran'daki izleme faaliyetlerini sürdürememesi, nükleer anlaşmanın geleceğini de belirsizleştiriyor. 2015 JCPOA'nın ardından İran, uranyum zenginleştirme oranını %60'a kadar çıkarmıştı. IAEA, İran'ın %90'a varan silah sınıfı uranyum üretme kapasitesine ulaşıp ulaşmadığını artık doğrulayamıyor. Bu belirsizlik, uluslararası toplumun İran'a yönelik politikalarını şekillendirmesini zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'daki nükleer belirsizlik, Türkiye'nin güvenlik ve enerji politikalarını yakından ilgilendiriyor. Türkiye, İran ile uzun bir sınırı paylaşıyor ve bölgesel istikrarı doğrudan etkileyen gelişmelere karşı hassas. İran'ın nükleer kapasitesinin denetlenememesi, Türkiye'nin doğu sınırında yeni bir güvenlik riski oluşturabilir. Ayrıca, Türkiye enerji ithalatında İran'a bağımlı; yaptırımlar ve arz sorunları Türkiye'nin enerji güvenliğini tehdit edebilir. Türkiye, diplomatik kanalların açık tutulması ve bölgesel diyalogun güçlendirilmesi yönünde çaba göstermeli.