İran ve ABD arasındaki dolaylı nükleer anlaşma müzakerelerinde, Tahran yönetiminin masaya koyduğu birbiriyle çelişen anlaşma taslakları, Washington'un katı zaman çizelgesiyle karşı karşıya geldi. Taraflar arasındaki temel uyuşmazlık, İran'ın alacağı mali rahatlamanın miktarı ve zamanlamasında odaklanıyor. ABD, müzakereleri hızlandırmak isterken İran, daha geniş kapsamlı bir anlaşmada ısrar ediyor.
Gelişmenin arka planı
Son haftalarda Umman'da devam eden müzakereler, İran'ın nükleer programına ilişkin endişeleri gidermeyi ve karşılığında yaptırımların kaldırılmasını hedefliyor. Ancak İranlı diplomatların sunduğu iki farklı anlaşma versiyonu, ABD'li müzakereciler arasında kafa karışıklığı yarattı. Bir versiyon, İran'ın uranyum zenginleştirme seviyesini düşürmesi karşılığında hızlı bir mali rahatlama öngörürken, diğer versiyon daha kademeli bir yaklaşım sunuyor. ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan bir yetkili, "İran'ın net bir pozisyonu yok. Aynı anda iki farklı teklifle geliyorlar, bu da güven sorununu derinleştiriyor," dedi.
İran'ın bu stratejik hamlesi, bir yandan müzakere masasında elini güçlendirmeye çalışırken diğer yandan iç kamuoyuna ve muhafazakar çevrelere farklı mesajlar verme ihtiyacından kaynaklanıyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, "Anlaşma ancak tüm tarafların çıkarlarını koruyorsa anlamlıdır," ifadelerini kullandı. ABD ise İran'ın bu taktiğini zaman kazanma girişimi olarak görüyor ve müzakere takvimine bağlı kalacağını vurguluyor. Beyaz Saray sözcüsü, "Zaman tükeniyor. İran'ın nükleer ilerlemesi durdurulmazsa, anlaşma fırsatı kaçabilir," uyarısında bulundu.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu müzakereler, sadece ikili ilişkileri değil, tüm Ortadoğu'nun güvenlik mimarisini etkileme potansiyeli taşıyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, olası bir anlaşmanın bölgesel dengeleri nasıl etkileyeceğini yakından izliyor. İsrail ise müzakerelere sert tepki gösteriyor; Başbakan Binyamin Netanyahu, "İran'a mali rahatlama sağlayacak her türlü anlaşma, bölgeyi daha da tehlikeli hale getirecektir," dedi. Avrupa Birliği, arabulucu rolü üstlenirken, Rusya ve Çin de sürecin dışında kalmak istemiyor. Küresel enerji piyasaları, İran'ın petrol ihracatına yönelik yaptırımların hafiflemesi durumunda arz artışı bekliyor. Uzmanlar, anlaşmanın gerçekleşmesi halinde petrol fiyatlarında kısa vadede düşüş öngörüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la komşu olması ve enerji ihtiyacının önemli bir kısmını İran'dan karşılaması nedeniyle bu müzakereleri yakından takip ediyor. Olası bir anlaşma, Türkiye'nin enerji maliyetlerini düşürebilir ve İran'la ticaret hacmini artırabilir. Ancak ABD yaptırımlarının devam etmesi, Türkiye'yi İran'la ticarette zor durumda bırakıyor. Ankara, hem İran'la enerji ilişkilerini sürdürmek hem de ABD ile diplomatik gerilimi artırmamak arasında hassas bir denge kurmak zorunda. Ayrıca, İran'ın nükleer programındaki belirsizlik, bölgesel güvenlik açısından Türkiye için risk oluşturuyor.