İranlı müzakere heyeti, ABD ile nükleer anlaşma konusunda kritik bir görüşme yapmak üzere bugün İsviçre'nin Zürih kentine hareket etti. Heyete Dışişleri Bakanı Vekili Ali Bakıri liderlik ediyor. Görüşmeler, 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (KOEP) yeniden canlandırılması için son çabalardan biri olarak değerlendiriliyor. Taraflar, Tahran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerine sınırlama getirilmesi karşılığında yaptırımların kaldırılmasını müzakere edecek. ABD tarafını ise Özel Temsilci Rob Malley'nin temsil etmesi bekleniyor.
Görüşmelerin arka planı ve tıkanma noktaları
2015 anlaşması, İran'ın nükleer programını kısıtlaması karşılığında uluslararası yaptırımların hafifletilmesini öngörüyordu. Ancak ABD'nin 2018'de anlaşmadan tek taraflı çekilmesi ve yeniden yaptırım uygulamaya başlamasıyla anlaşma fiilen askıya alındı. Buna karşılık İran, uranyum zenginleştirme seviyesini artırarak ve uluslararası denetçilerin erişimini kısıtlayarak anlaşmadaki taahhütlerini ihlal etmeye başladı.
2021'de başlayan Viyana müzakereleri, ABD'nin anlaşmaya dönüşü için bir zemin oluşturmayı hedefliyordu. Ancak müzakereler, İran'ın yeni talepleri ve yaptırımların süresi gibi konularda tıkandı. Son haftalarda İran, ABD ile doğrudan müzakerelere sıcak bakmadığını ancak aracılar vasıtasıyla görüşmelere devam edebileceğini sinyallemişti.
Bölgesel ve küresel boyut
Nükleer anlaşmanın akıbeti, sadece İran ve ABD için değil, tüm Ortadoğu için kritik önem taşıyor. Anlaşmanın yeniden canlanması, bölgede tansiyonu düşürebilir ve İran'ın petrol ihracatını artırarak küresel enerji piyasalarını etkileyebilir. Öte yandan, anlaşmanın çökmesi halinde İran'ın nükleer silah geliştirme kapasitesine ulaşması, Suudi Arabistan ve İsrail başta olmak üzere bölge ülkelerini telaşlandıracak.
Ayrıca, Rusya'nın Ukrayna savaşı sonrası Batı ile yaşadığı gerilim, müzakerelere doğrudan yansıyor. Moskova, İran'a füze ve drone teknolojisi transferi konusunda suçlanırken, bu durum anlaşma zeminini daha da karmaşık hale getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin enerji güvenliği ve komşularıyla ilişkileri açısından önem taşıyor. Anlaşmanın yeniden yürürlüğe girmesi, İran doğalgaz ve petrolünün küresel piyasalara daha fazla akmasını sağlayarak enerji fiyatlarını düşürebilir. Bu durum, Türkiye'nin enerji ithalat maliyetini azaltabilir. Ayrıca, İran ile ticari ve ekonomik ilişkilerin normalleşmesi, iki ülke arasındaki 30 milyar dolarlık ticaret hedefine ulaşılmasını kolaylaştırabilir. Güvenlik boyutunda ise anlaşmanın sağlanması, bölgede İran kaynaklı bir silahlanma yarışını önleyerek Türkiye'nin güney sınırlarındaki istikrara katkıda bulunabilir. Ancak anlaşmanın başarısız olması halinde, Türkiye potansiyel bir nükleer silahlı İran ve artan bölgesel gerginlikle karşı karşıya kalabilir.