ABD ve İsrail'in savaşın başında düzenlediği ortak hava saldırılarında hayatını kaybeden İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney için uzun süredir ertelenen cenaze törenleri bu cuma günü başlıyor. Altı gün boyunca iki farklı ülkede düzenlenecek olan törenler, rejimin ayakta kaldığını göstermek için kritik bir fırsat olarak değerlendiriliyor. İran yönetimi, Hamaney'in ölümünün ardından yaşanan iktidar boşluğunu doldurmak ve halka moral vermek amacıyla geniş katılımlı bir organizasyon hazırlığında.
Gelişmenin Arka Planı
Ayetullah Hamaney, ABD ve İsrail'in savaşın ilk günlerinde İran'ın nükleer tesislerine ve askeri üslerine yönelik eş zamanlı saldırıları sırasında Tahran'da bir sığınakta öldürülmüştü. Saldırılar, Hamas liderinin İran'da suikaste uğramasının ardından tırmanan gerilimin zirvesinde gerçekleşmişti. Hamaney'in ölümü, İran'da derin bir siyasi krize yol açarken, yerine kimin geçeceği konusunda Uzmanlar Meclisi'nde tartışmalar sürüyor. Cenaze törenlerinin bu kadar gecikmesinin nedeni, güvenlik endişeleri ve halefin belirlenememesi olarak açıklanıyor.
Törenler, ilk olarak İran'ın dini merkezi Kum kentinde başlayacak, ardından Tahran'da devam edecek. Daha sonra Hamaney'in naaşı, Irak'ın Necef kentine götürülecek ve burada düzenlenecek törenlerin ardından defnedilecek. İran yönetimi, törenlere milyonlarca kişinin katılmasını bekliyor. Ancak, uzun süredir devam eden ekonomik sıkıntılar ve savaş yorgunu halkın tepkisi nedeniyle katılımın beklenenin altında kalabileceği endişesi de var.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hamaney'in cenaze törenleri, İran'ın bölgesel nüfuzunu gösterme çabası olarak da yorumlanıyor. Törenlere Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen'den üst düzey yetkililerin yanı sıra Rusya ve Çin'den de temsilcilerin katılması bekleniyor. Bu durum, İran'ın hâlâ önemli bir bölgesel güç olduğu mesajını vermeyi hedefliyor. Ancak, ABD ve İsrail'in saldırıları sonrası zayıflayan askeri kapasite ve artan iç muhalefet, rejimin uzun vadede ayakta kalma kabiliyetini sorgulatıyor. Uzmanlar, Hamaney sonrası dönemde İran'da daha radikal bir yönetim veya tam tersine ılımlı bir açılım yaşanabileceğini belirtiyor. Bu belirsizlik, başta Körfez ülkeleri olmak üzere bölgeyi tedirgin ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'daki bu kritik dönemde dikkatli bir denge politikası izlemek durumunda. Hamaney'in ölümü ve sonrasındaki iktidar boşluğu, Türkiye'nin bölgesel güvenliğini doğrudan etkileyebilecek gelişmeler. Özellikle PKK ve diğer terör örgütlerinin İran sınırındaki faaliyetleri, Tahran'daki istikrarsızlık sayesinde artabilir. Ayrıca, İran'ın olası bir iç savaşa sürüklenmesi, Türkiye'ye yönelik mülteci akışını tetikleyebilir. Ekonomik olarak ise, İran'la yapılan doğal gaz ve ticaret anlaşmaları risk altına girebilir. Türkiye'nin, İran'daki gelişmeleri yakından takip ederek hem Anglosakson ittifakını hem de bölgesel dengeleri gözeten bir diplomasi yürütmesi hayati önem taşıyor.