Şubat ayında İsrail ve ABD tarafından düzenlenen ortak hava saldırılarında öldürülen İran İslam Cumhuriyeti Lideri Ayetullah Ali Hamaney'in cenaze töreninin Temmuz ayında yapılacağı açıklandı. İran devlet medyası, Hamaney'in naaşının bir süre Tahran'da halkın ziyaretine açık kalacağını, ardından Kum kentindeki türbesine defnedileceğini duyurdu. Cenaze hazırlıkları sürerken, İran ile İsrail ve ABD arasında süren savaşı sona erdirecek bir anlaşmanın da imzaya yaklaştığı bildiriliyor.
Hamaney'in Ölümü ve İran İç Siyaseti
Hamaney, 17 Şubat 2025'te İsrail ve ABD savaş uçaklarının İran'ın nükleer tesislerine ve askeri hedeflerine yönelik eş zamanlı saldırıları sırasında hedef alınmış ve hayatını kaybetmişti. Saldırıda aynı zamanda Devrim Muhafızları'nın üst düzey komutanlarından birçoğu da ölmüştü. Hamaney'in ölümü, İran'da yaklaşık 36 yıllık bir dönemin sona ermesi anlamına geliyor. Onun yerine geçecek isim, Uzmanlar Meclisi tarafından belirlenecek. Ancak kaynaklar, savaş koşulları nedeniyle bu seçimin ertelenmiş olabileceğini belirtiyor. Geçici yönetim, ülkeyi bir yürütme konseyi aracılığıyla idare ediyor.
Cenaze töreninin Temmuz'a ertelenmesi, hem savaş koşulları hem de yeni liderlik yapısının tam olarak oturtulması ihtiyacıyla açıklanıyor. İran halkı, Hamaney'in ölümüyle derin bir yas ve belirsizlik yaşarken, reformist ve muhafazakar kanat arasında bir güç mücadelesinin de başladığı gözlemleniyor. Ancak dış tehdit karşısında iç cephenin birliği çağrıları ağır basıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Savaşın Sona Ermesi
Hamaney'in ölümü, İran'ın bölgesel politikalarında da bir kırılma noktası oldu. İran'ın Yemen'deki Husiler, Lübnan'daki Hizbullah ve Suriye'deki milis güçlerine verdiği destek, yeni yönetim tarafından yeniden değerlendiriliyor. Bu bağlamda, İsrail ve ABD ile yürütülen müzakerelerde bir anlaşmaya varılmak üzere olduğu bilgisi geliyor. Anlaşmanın, İran'ın nükleer programının sınırlandırılması, bölgesel milis güçlerinin kontrolü ve yaptırımların kaldırılması gibi maddeler içerdiği ifade ediliyor.
ABD ve İsrail cephesinde ise anlaşmaya temkinli yaklaşılıyor. Özellikle İsrail, İran'ın yeniden toparlanmasına izin vermeyecek kalıcı bir düzenleme talep ediyor. ABD ise Ortadoğu'daki askeri angajmanını azaltmak ve küresel öncelikleri Çin'e kaydırmak istiyor. Anlaşmanın sağlanması, İran'daki yeni liderliğin meşruiyetini pekiştirebilir ve ülkenin uluslararası sisteme yeniden entegrasyonunun önünü açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme Türkiye için kritik önem taşıyor. İran'daki rejim değişikliği ve olası bir barış anlaşması, Türkiye'nin güneydoğu sınırında istikrarı artırabilir. Ancak İran'da devam eden güç boşluğu, PKK ve diğer terör örgütlerinin bölgedeki faaliyetlerini artırmasına neden olabilir. Ayrıca, enerji koridoru olarak İran'ın istikrarı, Türkiye'nin enerji arz güvenliği açısından hayati. Savaşın sona ermesi ve yaptırımların kalkması, Türkiye-İran ticaretini canlandırabilir. Türkiye, bu süreçte hem İran'daki yeni yönetimle hem de ABD ve İsrail'le dengeli bir diplomasi yürütmek zorunda. Bölgesel güç dengesi yeniden şekillenirken, Türkiye'nin inisiyatif alması gerekiyor.