İran, bugün sabah saatlerinde Kuveyt'in ana uluslararası havalimanına düzenlediği füze saldırısında en az 47 kişinin hayatını kaybetmesine, 120'den fazla kişinin yaralanmasına neden oldu. Saldırıda havalimanının ana terminal binası, pistler ve kontrol kulesi ağır hasar alırken, uçuşlar süresiz olarak durduruldu. Kuveyt hükümeti yaptığı açıklamada, saldırıyı "uluslararası hukuka aykırı bir savaş eylemi" olarak nitelendirirken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ni acil toplantıya çağırdı. Saldırı, bölgede tırmanan İran-Arap Körfezi geriliminin en kanlı olaylarından biri olarak kayıtlara geçti.
Saldırının Arka Planı ve Sorumlusu
İran resmi haber ajansı IRNA, saldırının İran Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı hava kuvvetleri tarafından gerçekleştirildiğini duyurdu. Açıklamada, saldırının Kuveyt'in İsrail'e lojistik destek sağladığı iddiasına misilleme olduğu belirtildi. Kuveyt yönetimi ise bu iddiayı kategorik olarak reddetti. Saldırının hemen ardından Kuveyt Emiri Şeyh Nevvaf el-Ahmed el-Cabir es-Sabah, ulusal yas ilan etti ve ülke genelinde olağanüstü hâl uygulaması başlatıldı. Körfez İşbirliği Konseyi, saldırıyı kınayan ortak bir bildiri yayımlarken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt'e askeri destek göndereceklerini duyurdu.
Olayla ilgili BM uzmanları, İran'ın eylemlerinin savaş suçu kapsamına girebileceğini belirtiyor. Uzman raporunda, sivil hedeflerin kasıtlı olarak vurulmasının uluslararası insancıl hukukun açık ihlali olduğu vurgulandı. Öte yandan İran yönetimi, saldırıda yalnızca askeri noktaların hedef alındığını, sivil kayıpların bir "talihsizlik" olduğunu iddia etti. Ancak uydu görüntüleri ve sahadan gelen bilgiler, terminal binası ve çevresindeki sivil alanların yoğun şekilde vurulduğunu ortaya koyuyor.
Bölgesel ve Küresel Etkiler
Bu saldırı, İran'ın bölgede son yıllardaki en cüretkar eylemi olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, Tahran'ın Kuveyt gibi küçük bir Körfez ülkesine yönelik bu derece ağır bir saldırıyı göze almasının, bölgedeki caydırıcılık dengesini temelden sarsabileceği uyarısında bulunuyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, saldırıyı "kışkırtılmamış bir saldırganlık" olarak nitelendirirken, Washington'un bölgedeki askeri varlığını artıracağı sinyalini verdi. NATO, müttefik topraklarına yönelik bu saldırı karşısında "temkinli ama kararlı" bir duruş sergileyeceğini açıkladı.
Saldırı aynı zamanda İran'ın nükleer programına ilişkin devam eden müzakereleri de tehdit ediyor. Avrupa Birliği Dış İlişkiler Şefi Josep Borrell, yaptığı yazılı açıklamada, "Bu saldırı, diplomatik çabaları baltalamaktan başka bir işe yaramayacaktır" ifadelerini kullandı. Katar ve Umut gibi bölgesel arabulucuların girişimlerine rağmen, taraflar arasındaki diyalog kanallarının neredeyse tamamen kapandığı belirtiliyor. Ekonomik cephede ise petrol fiyatları saldırı haberinin ardından yüzde 8'in üzerinde yükselirken, küresel piyasalarda belirsizlik hakim.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'ın Kuveyt'e yönelik bu saldırısı, Türkiye için doğrudan bir tehdit oluşturmasa da dolaylı etkileri önemli. Körfez'de tırmanan gerilim, Türkiye'nin Katar ve Suudi Arabistan'la yürüttüğü ticari ilişkileri ve enerji tedarik rotalarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, hem NATO müttefiki olarak hem de bölgede istikrarı savunan bir güç olarak, bu tür saldırıların diplomatik yollarla çözülmesi için arabuluculuk yapma potansiyeline sahip. Ankara'nın daha önce İran ve Körfez ülkeleri arasında oynadığı denge politikası, bu krizde de test edilecek. Türkiye'nin mevcut durumda Kuveyt'e taziye mesajı yayınlaması ve BM'de kınama oylamasına destek vermesi beklenirken, önümüzdeki dönemde bölgede yeni bir sıcak çatışma olasılığının artması, Türk Dışişleri'nin diplomatik trafiğini yoğunlaştırmasına neden olabilir.